OKUNMA SAYISI : 261
Perişan-halin oldum, sormadın hal-i perişanım Gamından derde düştüm, kılmadın
tedbir-i dermanım Ne dersin, rüzgarım böylemi geçsin güzel hanım! Gözüm, canım
efendim, sevdiğim; devletli sultanım! Mısraının sahibi, Türk edebiyatının abide
isimlerinden Fuzuli'ye aittir. Fuzuli gerçek manası ile bir şiir ustasıdır.
Onun, ne denli büyük bir şair olduğunu anlatmak için, fakültede iken bir ara
ders aldığım büyük edebiyat alimi Prof. Dr. Orhan OKAY hocamız şunu söylerdi ;
"Eğer Fuzuli bir batı memleketinde yaşamış ve onların şairi olsaydı, inanın
mesela Şekspir adı, Fuzuli’nin yanında çok sönük kalırdı. Onlar kendi
değerlerine bizden daha iyi sahip çıkıyorlar." Divan Edebiyatımızın derinlik,
samimilik ve içtenlik bakımından en büyük şairi olan Fuzuli'nin hayatı, ne yazık
ki bilinmezliklerle doludur. Doğduğu yer kesinlikle bilinmiyor. Ancak bazı
şiirlerine bakarak, 15 . y.y. 'ın sonlarında doğduğu, 60 yaşının üstünde vefat
ettiği söylenebilir. Bazı kaynaklara göre, 1556'da Irak'ı kasıp kavuran bir veba
salgınında vefat etmiştir. Nerede vefat ettiği ve mezarının nerede olduğu kesin
olarak bilinmiyor. Bazı kayıtlara dayanarak muhtemel mezar yerinin Kerbela'da,
Hz. Hüseyin'in türbesinin yanında olduğu kabul edilmektedir. Zaten ömrünün büyük
bir kısmında Hz. Hüseyin'in türbesinde türbedar olarak geçmiştir. Buna dayanarak
bazı yorumcular, Fuzuli'de ki mistik anlayışın tesirini de buna bağlarlar.
Mezarı olarak kabul edilen yere bir türbe yapılmışsa da, şairin; Mezarım üzre
koyma mil, eğer kuyunde can versem Koyun bir saye düşsün üstümeol serv-kametten
Beytini bir vasiyet sayan Bağdat valilerinden biri, Hz. Hüseyin'in türbesinden,
mezara gölge düşmesi için o türbeyi yıktırmıştır. Asıl adını Mehmet olarak
bildiğimiz şair, Fuzuli adını mahlas olarak kullanmıştır. Ana dilinin Türkçe
olduğunu her fırsatta ifade eden Fuzuli, Büyük Selçuklular devrinden beri Irak'a
yerleşmiş, Oğuz Türklerinin Bayat boyundandır. Şiirlerini Azeri lehçesi ile
yazdığı için, bilhassa Azeri Türklerinin yaygın olduğu Irak, Anadolu, İran ve
Azerbaycan'da büyük üne kavuşmuştur. Fuzuli, Farsça Divanı'nın başında :
"İlimsiz şiir, esası yok duvar gibi olur ve esassız duvar gayet itibarsız olur"
dedikten sonra " İlimsiz şiirden ruhsuz kalıp gibi" nefret ettiğini ve kendini
ilim tahsiline verdiğini söylemektedir. Fuzuli şiirlerinde bütün ilhamını aşktan
almıştır. Toplum, felsefe, ölüm, yoksulluk, izzetinefis, çöl, tabiat ve başka
temalar hep aşk ekseninde dönmekte ve temel duygu içinde erimektedir. Kültür;
bilindiği gibi, toplumların hayat damarları gibidir. Kültürü'nde en önemli
kollarından biriside hiç şüphesiz edebiyattır, şiirdir. Kültür tarihimizde
Fuzuli gibi nice abide şahsiyetler var. Ancak hemen her sahada olduğu gibi, bu
sahada da çok kötü bir seyir takip ediyoruz. Bizi biz yapan, toplumu motive
eden, gelecek için ümitlenmemizi sağlayacak olan birçok değere maalesef
sırtımızı dönmüş durumdayız. Toplumsal reflekslerin harekata geçirilmesinde
büyük öneme sahip, bu kadar önemli hazinelerden istifade edemiyoruz. Mesela
Fuzuli başta olmak üzere, edebiyat, sanat, bilim dehalarımızı hiç olmazsa yılda
bir defa olsun anamazmıyız ? Onların heykellerini şehirlerimizin muhtelif
yerlerine dikerek, genç neslimizin öz güven kazanmasını sağlayamaz mıyız? Bunlar
yapılabilirse, en azından moral değerleri yükselen milletimizin, her zamandan
daha fazla milli birlik ve beraberliği göstereceğine şahit oluruz. Bu milletin
kendi değerleri etrafında toplanıp, hedefe kilitlendiğinde ne kadar büyük
zorlukları alt ettiğini tarihimize baktığımızda görmekteyiz. Milletimizin
ihtiyacı olan öz güven, ancak öz kaynaklarımızın çağdaş ölçülerle
değerlendirilmesi ve yorumlanması ile kazanılabilir. Bunun için ilk iş olarak
Iğdır'ın merkezine görkemli bir Fuzuli heykeli yapalım…
Yorum () |
|
|
|
|
|