OKUNMA SAYISI : 482
Dünyada üç yüz milyon'u aşkın nüfus potansiyeline sahip olan Türk dünyasının
dağınıklığı, uzun bir süredir acıların ve felaketlerin girdabında devam ediyor,
kıymetli okuyanlarım.. Birliğin bozulduğu yerde, kuşkusuz, başka argümanlar
devreye girer .İşte Türk Dünyasının hazin ve ibret alınması gereken durumu
ortadadır.. Zamanın, ve konjüktürel gelişmeler, saldırgan, istilacı devletlerin
adını değiştirse de , netice aynıdır.. işkal etmek, sömürmek… Hem de her sahada
sömürmek. Başta Altın , Petrol ve Doğal Gaz olmak üzere zengin kaynakları ve
stratejik konumu, tarihin her döneminde Emperyalist güçlerin iştahını
kabartmıştır. İşte bunların vahşi iştahlarının kurbanı olmamak için her sahada
güçlenme gerekiyor.. Bunu tek başına başarmak her zaman çok zor olmuştur. Türk
Devletleri arasında ,istikbalde işbirliğini sağlamak, ayakta kalmanın ötesinde
yüklenmesi gereken misyonun gereğidir. Her zaman savuna geldiğimiz, Türk
Devletleri arasındaki işbirliğinin niteliği ve çeşitliliğinin artırılması,
olması gereken bağları dahada kuvvetlendirecektir. Bu durum Türk devletlerinin
güçlenmesine ve çeşitli tehditlere karşın savunmalarının güçlendirilmesinin
ötesinde, bölge ve dünya barışı açısından da önemli bir durumu ortaya
çıkaracaktır. Bunu en güzel örneğini son zamanda Azerbaycan'la yaşamaktadır.
Sovyetler Birliğinin yıkılmasından sonra kurulan, diğer Türk devletlerine
nazaran alt kültür meselesini büyük oranda halleden ve her platformda
Türklüklerini vurgulamakta olan Azerbaycan Cumhuriyeti , Türkiye ile kader
birliği içine olmaları gereğini doğru biçimde kavramışlardır. Azerbaycan
Devleti, bağımsızlığını ilan ettikten sonra, Rusya'nın yayılma politikası gereği
Ermenilere verdikleri destekle işkal edilen kadim Türk yurdu Karabağın işkal
edilmesine en büyük tepkiyi Türkiye vermişti. Azerbaycan'ın bu ve benzeri bütün
sıkıntılarında yalnız bırakmayan Türkiye , " Bir Millet iki Devlet " olmanın
gereğini yerine getirmiştir. Bu anlayış, asrın projesi olarak tarihe geçen, Bakü
- Tiflis - Ceyhan petrol boru hattının bütün zorluklara rağmen
gerçekleştirilmesini sağlamıştır. Bu projenin gerçekleştirilmesi , yeni bir
proje olarak Bakü - Tiflis - Erzurum Doğal gaz boru hattının yapılmasını gündeme
getirmiştir. İlk bakışta ticari olarak görülen bu projeler aslında siyasi ve
stratejik öneme sahiptir. Bu projeler, Türk dünyasının birlik olması yolunda çok
önemli bir adım olarak algılanması gerekmektedir. Kısa zamanda içerisinde, başta
Kazakistan başta olmak üzere bölgedeki diğer Türk devletleri bu ve benzeri yeni
projelere katılması beklenmektedir. Azerbaycan'la olan bu olumlu ilişkiler,
başka önemli bir sahada olumlu meyvelerini vermeye başlamıştır. Türkiye'nin
yıllardan beridir adeta mili bir meselesi olan Kıbrıs meselesinde özlenen ve
beklenen destek nihayet Azerbaycan'dan geldi. Hiç şüphesiz, Kıbrıs meselesi
Türkiye'nin dış politikasının en önemli direnç noktalarındandır. Türkiye'nin
Askeri güvenliğinin yanında ,ticari ve siyasi menfaatleri açısından çok önemli
bir konuma sahip olan Kıbrıs ,Türkiye açısında önemli bir problem olmaya devam
etmektedir. Kıbrıs'taki Türk soydaşlarımızın varlığını kabul etmeyen, Türkiye'yi
adadan dışlamak isteyen malum devletler, Avrupa Birliği üyeliğini koz olarak
kullanarak, baskılarını artırdıkları bu dönemde Azerbaycan'ın çıkışı çok yerinde
olmuştur. Haklı olduğumuz davalarda birlikte hareket etmemiz , direncimizi
artırmasının yanında, diğer politikalar için yürekli ve tutarlı bir çıkış
noktası olabilir. Azerbaycan'la ilişkilerimizin her sahada geliştirilmesi, bir
çok sahada işbirliğimizi geliştirmemiz hiç şüphesiz çok önemli mesajlar
taşıyacaktır. Gücümüzün gerektiği şekilde gösterilmesi ,düşmanlarımıza iyi
mesajlar vermenin yanında , başta diğer Türk Cumhuriyetleri olmak üzere,
dostlarımıza da birlikte hareket etmenin öneminin kavranmasına yardım edecek
güzel bir örnektir....Azerbaycan'ın, Kıbrıs Türk Cumhuriyetine tanımak dahil her
sahada destek açılımı geç atılmış olsa da önemli bir adımdır.
Yorum () |
|
|
|
|
|