OKUNMA SAYISI : 1533
Nevruz bayramı, çok eski zamanlardan günümüze kadar; ağır kış şartlarının sona erip tabiatın uyandığı, karların eriyip suların aktığı, nehirlerin coşup taştığı, çiçeklerin açtığı, ağaçların uyanıp yeşillendiği, gece gündüz eşitliğinin yaşandığı, insanların yüreğinde güzel duyguların uyandığı ve baharın müjdecisi olan 21 Mart günü, geniş bir coğrafyada bayram neşesiyle ve coşkusuyla kutlandığı gündür.
Nevruz kuzeyden-güneye, doğudan-batıya Orta Asya ve Orta doğuda geniş bir sahada kutlandığı için değişik topluluklar ve kişiler tarafından farklı algılanmakta ve farklı yorumlanmaktadır. Genel hatlarıyla nevruz konusundaki görüşleri;
Konuya ideolojik olarak bakanlar
Dini açıdan bakanlar
Bahar bayramı olarak bakanlar, şeklinde ayırabiliriz.
Hangi açıdan bakılırsa bakılsın Nevruz (Yeni gün) baharın ve yeni bir yılın başlangıcı yani Yeni Gün'dür. Her üç konuda da çok çeşitli araştırmalar yapılmış ve çeşitli kitap, makale v.s. yayınlanmıştır. Yine de biz Nevruz'u Bahar bayramı olarak ele alıyoruz.
Eski zamanlarda yeryüzünde yaşayan çeşitli topluluklar eski yılın bitip, yeni yılın gelişini, yani yılın değişimine büyük önem ve anlam veriyorlardı. Yeni yılı karşılamak giden yılı ise yola salmak uğurlamak için çok büyük gösteriler, oyunlar, şenlikler düzenleyerek bayram şeklinde kutlamalar yapıyorlardı. Yapılan bu törenlerin; yeni yılda başarıyı, mutluluğu, bolluk ve bereketi getireceğine inanıyorlardı. Bütün bunlar Nevruzun önemini arttırıyordu.
Yaşadığımız bölgede eskiyi uğurlama, yeni yılı karşılama törenleri, haftalar önceden başlamaktadır. Günümüze kadar süregelen bu törenlerden en önemlisi, şubat ayının ortalarından itibaren yapılan ve kışın sona erişini (Küçük Çille) temsil eden kosa-kosa oyunudur. Bu kışın bitişini, uğurlanışını temsil eden çok canlı bir örnektir. Daha sonra 21 Marta kadar olan dört haftanın her Salı günü (çerşenbe akşamı) ayrı bir tören yapılır ve her birinde bir cemrenin düştüğü kabul edilir. Birbirini izleyen her Salı günü sırasıyla; su, od (ateş), yel ve toprak (ahir veya ilahir "son" çerşenbe) olarak adlandırılır. Bunların her birinde ayrı bir tören düzenlenir ve her birinde tabiatın ayrı bir unsurunun canlandığına inanılır. Sonuncu salı gecesi (Toprak - ahir veya ilahir) yapılan kutlamalar açısından en canlı olanıdır. Kısacası Nevruzun en kutsal gecesi bu gecedir. Bu gece bayram neşesi ve niyetiyle kutlanılır. Ateş yakılıp üzerinden atlanılır, en az yedi çeşit tatlı yiyecek alınır, aile fertleri bu gecede bir arada olmaya ve güzel sözler konuşmaya özen gösterir v.s.
Martın 21'i Yeni Yıldır. Bu gün yeni bir yılın başladığına inanılmaktadır (il tefil olmuştur). 12 Hayvanlı Türk Takvimine göre 2008 yılı Sıçan Yılına tekabül etmektedir. Bu takvimin esası 12 hayvandan oluşmaktadır ve her yıl bir hayvanla anılmaktadır. Sırasıyla on iki hayvan bittiğinde tekrar baştan başlanmaktadır. Bu takvimin başlangıcı sıçan'dır. Dolayısıyla 2008 yılı bu takvimin de devrederek yeniden başladığı yıla denk gelmektedir. Bu takvime göre insanlar o yılki hayvan ile ilgili çeşitli yorumlar yaparak muhtemelen olabilecek olaylar hakkında çeşitli görüşler öne sürmektedirler.
Nevruz konusunda çeşitli yaklaşımlar ve görüşler olduğundan bahsettim. Ancak bizler Nevruzu her zaman Bayram olarak kutlamalıyız ve bu bayramı gelecek kuşaklara bir bayram havasında aktarmalıyız. Tabiatın bu en büyük ve en önemli bayramı, içerisinde çok önemli öğeler barındırmaktadır; her şeyden önce Nevruz bolluk ve bereketin simgesidir. Geleneklerimizin, göreneklerimizin, inançlarımızın sergilendiği bir bayramdır. İnsanlar arasındaki sevginin, saygının, dostluğun pekiştiği ve kuvvetlendiği bir bayramdır. İnsanlar arasında küskünlüklerin, dargınlıkların unutulduğu ve dostça, kardeşçe kucaklaşmanın gerçekleştiği bayramdır. Nevruz birliğimizin, beraberliğimizin, dayanışmamızın en güçlü olduğu, coşkumuzun zirveye ulaştığı bayramdır. Herkesin Nevruz bayramı kutlu olsun.
Yorum () |
|
|
|
|
|