OKUNMA SAYISI : 198
Geçen gün yazmış olduğum bazı yazılarıma gelen yorumlara cevap vermek
istiyordum, ancak araya Sayın Ali Bey'le yaptığım söyleşi girince yazamadım.
Aslında gelen yorumlara pek cevap verip sürtüşmek istemiyorum, ama madem,
yazıyorum, madem yazılarım, birileri tarafından okunuyor ve benim yazılarım,
olumlu ya da olumsuz birtakım eleştiriler alıyorsa benim de bu yorumcu
arkadaşların yazılarına ilgisiz kalmam en azından onlara saygısızlık olur
düşüncesiyle bazı arkadaşların yorumlarını cevaplamak istiyorum. Şunu baştan
belirteyim ki; Yazdığım her yazı benim samimi duygularımın birer yansımasıdır.
Kimse olduğu yerde durmuyor. Dünya dönüyor ve biz bunu biliyoruz. Dünümüzle bu
günümüz arasında anlık bir fark olsa dahi bir önceki anımız, bir sonraki anımıza
benzemiyor. Değişen dünya koşullarında, bizlerin değişmemesi, bu dünyada
yaşamadığımız anlamına gelir. Birazcık okursak, birazcık yaşadığımız dünyayı ve
dünya üzerindeki insanları tanırsak, şartlandırılarak bize takılan at
gözlüklerimizi çıkarırsak, hiç de kemikleşmiş bir düşünceye sahip olmadığımızı
kolayca anlayacağız. Sizlere çok samimi bir itirafta bulunayım! Ben her an ve
her zamanda kendimde noksanlıklar buluyor, kendimi yenilemek istiyorum. Okuduğum
her kitapta, konuştuğum her insanda ben de olmayan bir şeyler olduğunu görüyor
ve onu alarak o noksanlığımı gidermeye çalışıyorum. Ve… Ve bu yaşımda kendimde o
kadar çok noksanlıklar görüyorum ki… Bu noksanlıklarımı sağ düşünceden de
alıyorum, sol düşünceden de, İslami düşünceden de alıyorum, Hıristiyan
düşünceden de… Aksi durumda ne çevre bulabiliriz ne de kendimizi ifade
edebilecek medeni cesareti… Bir gerçeği de ifade edeyim, eğer Iğdır'da büyümüş
ve bir süre de Iğdır'da okumuşsak, az ya da çok, hepimizin içinde mutlaka, az da
olsa, IRKÇILIK kırıntıları kalmıştır. Öncelikle bu kırıntılardan kurtulmamız
gerekir. Dünkü Iğdır ile bu günkü Iğdır arasında dağlar kadar fark vardır.
Sosyalleşme gelişmiş, kültür seviyesi yükselmiş, okuma yazma oranı artmıştır.
Artık kimse Müslüman mahallesinde salyangoz satamıyor. Bundan sonra da
satamayacaktır. Bu Kürt'tür, şu Azeri'dir edebiyatı da tutmayacaktır. Özellikle
bu konuda çok hayıflanarak yorumlarda bulunan bir iki arkadaşıma söylüyorum.
Bazılarının babası da Iğdır'ın tanınan esnaflarındandır. Güzel kardeşlerim o
zaman dükkânınızın vitrinine renkli harflerle şunu yazınız! "Bu dükkâna Kürtler
giremez, onların parasına puluna ihtiyacımız yoktur." Sizin gibi düşünen Kürt
esnaflar da, "Bu iş yerine Azeriler giremez, onların parasını istemiyoruz."
Desinler. Desinler de göreyim o babayiğitleri! Para kazanmaya gelince,
Kürtçülük, Azericilik farkı yok, makam mevki olunca var, politika olunca var,
siyaset olunca var, Her konudaki karşılıklı menfaatler olunca yok! Sevsinler
canım sizi. Tünelin ucundaki ışık göründü artık. Iğdır'ı seven Iğdır'ın sosyal
barışından yana olan, birlikte yaşamaktan yana olan hiç kimse, sizler gibi
düşünenlerden yana olmayacaklardır. Bu ülkeye, bu memlekete hizmet eden kim
olursa olsun, hangi ırktan olursa olsun, başımızın tacıdır. Bir okur arkadaşım,
Sayın Belediye Başkanını övdüğümü, bir başka okur arkadaşım da Sayın valimizi
övdüğümden bahsediyor. "Haklısın sevgili Kardeşim, çünkü sen, Sayın Valimizin
gözündeki Iğdır'a hizmet etme aşkını, sevdasını görmedin, sokakta boyacılık
yapan okul çağındaki çocukları tutup kollarından okula getirerek, okullu
olmalarını sağlamadın. Fakir fukaraya bakışlarındaki buğulanmayı görmedin.
Hepsinden önemlisi bir anda Vali olmasının yanında halkla bütünleştiğini, her
hareket ve tavırlarında onlardan biri olduğunu göstermeye çalıştığını görmedin.
Iğdır'a olan hizmet aşkını görmedin. Onun için düşüncende haklısın." Belediye
başkanına gelince; öncelikle o benim okul arkadaşımdır. Aynı zamanda Iğdır
Lisesinde beraber çalıştık… Ve aynı zamanda yardımsever ve insancıl duygularının
ağır basan biridir. Bunları yağcılık olsun diye de söylemiyorum. Çünkü yağ
çekecek bir durumum da yok. Sayın Nurettin Aras'ı sevelim ya da sevmeyelim o iki
dönemdir Iğdır Belediye Başkanı olarak seçiliyor ve Tüm Iğdır'ın Belediye
Başkanıdır. Peki, bu adam, bunca zaman zarfında Iğdır'da hiç mi bir şey yapmadı,
hiç mi bir taşı alıp bir taşın üstüne koymadı, hangi yolsuzluğu yaptı? Birileri
bana desin ki; Nurettin Aras Irkçıdır! İnanayım. Desin ki; Nurettin Aras adam
kayırıyor, inanayım. Desin ki her türlü anormal işler var, inanayım. Ama
derlerse Nurettin Aras yolsuzluk ve hırsızlık yapıyor! İşte buna asla inanamam.
Çünkü bu tür davranışlar onun karakterine ters düşer. Zaten ima edilen kirli
işlerle uğraşan kişi ya da kişileri kim olursa olsun hiç birimiz benimsemeyiz,
onlardan yana tavır takınmayız. Ama ne yazık ki Her türlü yolsuzluğu yapan
kişiler, davul zurna ile karşılanıyor. Üstelikte "Türkiye seninle gurur duyuyor
" sloganları ile baş tacı ediliyor. Ben şahsen Nurettin Hocada bu
anormalliklerin hiç birini görmediğim için onu seviyorum ve Belediye Başkanımız
olduğu için de saygı duyuyorum. Diyorum ya; Öncelikle içimize işlenen ırkçılık
kırıntılarından kurtulmamız gerekir. Sayın Ali Güner Beyle yaptığım kısa
söyleşide ben sormuşum, Sayın Güner samimi duygularını anlatmıştır ve benim
sorularıma cevap vermiştir. Siz öküz altında buzağı arıyorsanız o da sizin
bileceğiniz iştir. Ancak; Yaptığımız her türlü eleştiride biraz hoşgörülü ve de
önyargılı olmaktan kaçınırsak daha güvenilir, daha saygın oluruz. Benim Yeşil
Iğdır Gazetesinde yazı yazmam bile eleştiri konusu oluyor. Hem de acımasızca bir
eleştiri… Galiba yazmaya devam edeceğim. Çünkü ben bunu bilinçli yapıyorum,
çünkü benim rahmetli Hacı Salih Şıktaş'a sözüm var. Çünkü ben her zaman karşı
görüşteki birileri ile arkadaşlık ve dostluk kurmayı yeğlemişim. Yorum sizin
sevgili eleştirmen arkadaşlarım. Ben hepinizin görüşlerine saygı duyuyorum.
Yorum () |
|
|
|
|
|