|
Cuma, 28 Mart 2008 |
OKUNMA SAYISI : 387
Hz. Peygamber (s.a.a) 570 yılında Mekke'de doğdu. Doğmadan önce, babası Abdullah ve altı yaşındayken annesi Âmine öldü. Böylece anne babadan yetim kaldı, dedesi Abdülmuttalip onu yanına aldı.
Dedesi 579 da ölünce bakımını amcası Abutalip üstlendi.
9 Yaşından sonra amcalarıyla Suriye ve Yemene giden ticaret kervanlarına katıldı, 25 yaşındayken 28 yaşında olan Hz. Hatice'yle evlendi. Hatice'nin evlendiğinde 40 yaşında olduğuna dair rivayetlerde vardır.
Mekke toplumu ve Araplar puta tapardı ve Hz. Peygamber (s.a.a) çevresindeki dini görüş ve uygulamalarıyla ilgilenmedi ve onlara katılmadı, böylece 40 yaşına geldi.
Hz. Muhammed'in (s.a.a) vahiyden önceki durumunu Kuran şöyle anlatıyor: "Rabbin seni öksüz bulup barınmadı mı? Seni şaşırmış bir durumda bulup yol göstermedi mi? Seni geçim zorluğu içinde bulup zenginleştirmedi mi? Öyleyse sakın yetimi ezme, yoksulu azarlama. " ( Duha suresi 93- 1.2.3…10)
Ve Hz. Muhammed'in vahiyden sonraki durumunu ve insanlar arası ilişkisini Kuran şöyle anlatıyor: " Ant olsun ki içinizden size Peygamber geldi, sizi rahatsız eden/ üzen her şey onu da üzer, düşkündür size, titriyor sizin için, müminlere ise daha şefkatli ve çok merhametlidir. " ( Tövbe suresi 9-128)
İnsanoğlu hayat seyrinde Resullerin kişiliğinde, dertleriyle dertli, üzüntüleriyle üzüntülü, ıstırap ve kederleriyle ortak olan bir ruha rastlamıştır. Tüm nimet ve istirahatleri başkası için ve tüm ıstırapları kendisine ayıran yüce bir ruh, başkasının gönlünü coşturmaktan zevk olan ve tatmin olan ruh.
Son Peygamberin insanla ilişkisi baba evlat ilişkisi olarak karşımıza çıkar. " O hep veren fakat hiç istemeyen ruhtur. " (Enam suresi 6-9)
" O hep seven fakat karşılık beklemeyen gönüldür. " (Tövbe suresi 9-128)
O diyor: Ey Ali (a.s) ben ve sen şu ümmetin (İslam'ın) iki babasıyız. " (Gamus cilt 3 sayfa 687)
Taife gidiyor Hz. Muhammed (s.a.a) Arap yarım adasının en azılı putperestlerin bölgesine, onları tevhit dini ve güzele davet için. Cevaplarıysa taş yağmuruna tutmak oldu güzellik elçisini, kanlar içinde kıvranır tevhit mimarı ve nebiler hatemi, yol yoldaşlarından bazıları; Ya Resullallah onlara beddua et diye istekte bulunduğunda şöyle yapardı yüce ahlak modeli Hz. Muhammed (s.a.a): " Allah'ım benim şu toplumumu doğru ve güzele hidayet eyle çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar. " Cenab-ı Nebinin aynı tavrı Uhut harbinde de tekrarlanmıştır. (Buhari cilt 1 cüz 2 sayfa 178)
Şurada dikkat çekici nokta şu: Kendisini kanlar içinde bırakan putperestleri benim toplumum diye onlar için Cenab-ı Haktan hidayet ve güzellik dilemesidir Hz. Muhammed'in (s.a.a).
Yorum () |
|
|
|
|
|