OKUNMA SAYISI : 278
Ali Beyin seçilmesinden bir kaç gün sonra (zannedersem yemin töreni daha
olmamıştı) duyduğum bir iki dedikodu beni biraz üzdü. Doğrusu duyan herkesi
üzdü. Çünkü kimse Ali Beyin bu derece kindar olabileceğine inanmıyor. Hem de
sarf edilen sözler bir milletvekilinin sarf edeceği sözler değildir. "Ya
doğruysa!" Tedirginliği içinde Ali Beye gidiyorum.
Merakımı gidermek
için, Sayın milletvekilimizden kısa bir zamanı alarak bu dedikoduların aslının
olup olmadığını öğrenmek ve alacağım cevapları da sizlerle paylaşmak istedim.
Sağ olsunlar, beni kabul ettiler ve ben o tedirginlik içinde hemen söze
başladım.
"Sayın Vekilim aslına bakarsanız, bu gün bazı yazılarıma gelen
yorumlara yanıt vermek istiyordum. Ancak fırsat varken ve izin verirseniz,
sizinle biraz sohbet etmek ve kafama takılan bir iki soruma yanıt almak
istiyorum."
"Elbette neden olmasın, buyurun, merakınızı hemen
gidereyim."
" Öncelikle seçilmenizden dolayı sizi ve şahsınızda, sizi
destekleyen tüm seçmenlerinizi gönülden kutluyorum. Gerçekten şaşırtıcı ve
sürpriz bir sonuç elde ettiniz.
Böyle bir sonuç bekliyor muydunuz? Sizce
de sürpriz bir sonuç oldu mu?"
"Çok teşekkür ederim. Sayın Baydar; Ben
de aracılığınızla, başta, beni destekleyen seçmenlerime ve tüm Iğdırlı
Hemşerilerime gönülden teşekkür ederim. Doğrusunu isterseniz, ilk günlerde böyle
bir sonuç beklemiyordum.
Ancak; Seçim bölgelerini, yani il, ilçe ve
köylerimizi ziyaret ettikten sonra hele hele, Sayın Deniz Baykal'ın
mitinglerdeki konuşmalarından sonra sonucun pek de sürpriz olmayacağını anladım.
Bunu bir tek ben değil, bütün Türkiye tahmin ediyordu.
Çünkü halkımızın
büyük bir çoğunluğunda AKP'ye bir eğilim ve sempati oluştu. Türkiye Cumhuriyeti
Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan hiç kimse, bulunduğu ortamda gerginlik
ve çatışma istemiyor artık. Halk, huzur, barış ve sevgi istiyordu. Esnaf, köylü,
memur, çiftçi, kısaca tüm insanlarımız, bu yönde bir birlik ve beraberlik
istiyordu.
Bu durumu sezdikten sonra birinci parti olacağımızı
anlamıştım. Dikkat ederseniz Türkiye genelinde de bu görüş hâkim oldu. Halkımız,
düşmanına dahi haksızlık yapılmasını istemiyor. Türk toplumunun yapısında bu hep
vardır. İşçi, köylü, memur, esnaf, hatta yurt dışında ikamet eden
vatandaşlarımız dahi bu yönde eğilim gösterdiler. Haklı olanların yanında yer
aldılar ve bunu da oyları ile ispatladılar. Yani AKP'nin çatısı altında
birleşmeye karar verdiler.
Zaten halkın durumunu anlayan bir idareciyi
halk da anlar, ona destek olur. Halkımız bana ve partime bu desteği vermiştir.
Onlara bir kez daha teşekkür ederim. Onları mahcup etmeyeceğim.
"
"Sorularımı biraz kısa tutacağım. Zamanınızı fazla almak istemiyorum. Biliyorum,
Cumhurbaşkanlığı seçimi için biraz sonra Ankara'ya gideceksiniz Bir iki soru
daha sorup, ileriki günlerimizde daha uzun uzadıya konuşmak üzere size uğurlar
olsun diyeceğim."
"Hay hay neden olmasın. Zaten sizler bizim, gözümüz,
kulağımız ve dilimizsiniz. Sizlerin aracılığıyla insanlarımıza daha rahat
ulaşabiliyoruz.
Evet, buyurun, sorunuzu alayım." "Evet, Sayın vekilim,
seçildiniz ve üstelik birinci parti oldunuz. Geçmişe yönelik bir tecrübeniz de
var. Yörenin de çocuğu olduğunuza göre Iğdır'ı ve Iğdırlıları da yakından
tanıyorsunuz.
Iğdır için duygu ve düşünceleriniz nelerdir, bizimle, daha
doğrusu tüm Iğdırlılarla paylaşmak isterimsiniz?
"Tabi ki Iğdırlıyım ve
bu yörenin çocuğuyum. Iğdır'ı ve Iğdırlıları da çok iyi tanıyorum, sorunlarını
ve sıkıntılarını da çok iyi biliyorum. Evet, ben AKP'den seçilmiş bir vekilim,
AKP'nin milletvekiliyim.
Ancak, tüm Iğdır'ın ve Iğdırlıların
milletvekiliyim. Beni sadece AKP'lilerin değil tüm Iğdırlıların sorunları
ilgilendirir. Mazbatamı aldığım günden itibaren, herkesin ve her kesimin,
partili partisiz bütün Iğdırlıların sorunları benim sorunlarımdır. Bu konuda en
ufak bir ayrımcılık beni karakterime ters düşer.
Çünkü ben, Türk, Azeri,
Kürt, Terekeme, Laz, Ahıskalı, Göçmen demeden herkesin oyunu aldım En azından bu
insanların sosyal, ekonomik, kültürel, siyasal ve etnik sorunlarına vakıfım, bu
benim için bir avantajdır. Bana oy versin vermesin, kapım her zaman herkese
açıktır.
İnşallah Halkımızın da desteyi ile tüm sorunlarımızı, Allahın
izniyle teker teker çözeceğiz. Önümüzde yapılması gereken çok önemli işlerimiz
var. Ki, bunların başında da ırkçılık geliyor. Bütün Iğdır, Azeri, Kürt, Türk,
seçmenler ayırım yapmadan bana oy verdiler, oyları ile "Artık Iğdır'da ırkçılığa
son" demek istediler. Azeri kardeşlerimizden tahminimizin de üstünde oy aldım.
Bu bana bir mesajdı. Ve ben bu mesajı aldım. Hep beraber, elimizi taşın altına
koyarak bu illetten kurtulacağız. Burada en büyük payın da bana düştüğünün
bilinci içindeyim." "Aklıma gelmişken şunu da sorayım.
Birkaç gündür
Söğütlü Kahvelerinin önünde birilerinin çıkardığı bir dedikodu dolaşıyor. Güya
bir işinin halledilmesi için size gelen bir kişiye "Sen oyunu Pervin Buldan'a
verdin, git işini de o halletsin" diyerek odanızdan azarlayarak kovmuşsunuz, bu
doğru mu?"
"Sayın Baydar siz buna inanıyor musunuz? Ben böyle bir şey
diyebilecek karakter taşıyor muyum? En azından sen beni daha yakından
tanıyorsun. Buna ihtimal dahi olmaz. Bunu diyen kişi, bana ne zaman gelmiş
hatırlamıyorum. Gelsin benim Meclisteki odamı göstersin, yerimi tanısın, ben bu
odaya geldim desin istifa etmezsem namerdim.
Çünkü benim odam dahi belli
değil, yemin töreninden daha yeni çıktık. Kuruluş çalışanlarını dahi
tanımıyorum. Ve bu güne kadar da bana her hangi bir sorun için gelen hiç kimse
olmamıştır. Daha fol yok yumurta yokken, böyle bir dedikodunun aslının da
olamayacağı gün gibi aşikârdır.
Aradan biraz zaman geçse, hadi neyse
diyeceğim. Çok çok yazıklar olsun, insanlara bu derece çirkin iftiralar atmak bu
kadar ucuz olmamalıdır. Pervin Hanımda Iğdır Milletvekilidir, bende… Iğdır'ın,
refahı, huzuru, sosyal, ekonomik, kültürel, hatta ve hatta siyasal ve sosyal iç
barışı için gücümüz yettiğince çaba sarf edeceğimize inanıyorum.
Sıkıntılarımız olsa dahi birbirimizin noksanlarını tamamlayarak Güzel
Iğdır'ımızı layık olduğu yere taşıyarak tüm sıkıntılarımızı gidereceğiz. Dikkat
ettiyseniz seçim atmosferinde bana bir sürü hakaretler ve iftiralar atıldı. Ben
bunların hiçbirini dikkate almadım.
Çünkü gerilen bir seçim ortamının
hepimize zarar getireceğine inanıyorum. Her zaman sevgi dolu ve hoşgörülü
olmalıyız." "Size de bu yakışır zaten. Aklı başında kişilerin böyle bir yalana
inanacaklarına ben de inanmıyorum.
İzin verirseniz bir dedikodu sorusu
daha sorup, sorularımı bitireceğim."
"Buyurun sizi dinliyorum". "Her
ilçe, her mahalle ve her köyde bir kişi tayin etmişsiniz ve bu kişiler sizin
adınıza her türlü işi yapmaya yetkililermiş. Özellikle memur kesimi üzerinde
daha çok etkin olacaklarmış, buna ne dersiniz? Aslı var mıdır?"
"Yüce
Allahın bir sözü ile buna cevap vermek istiyorum. "BENİ BİLEN BENİ UNUTURSA,
BENİ BİLMEYENLERİ, ONLARA MÜSALLAT EDERİM.
Umarım bu iftiraları atanlar
başkaları tarafından iftiralara uğramazlar. Başkaları çirkin iftiralarla onlara
musallat olmazlar. Beni bilen zaten biliyor, bilmeyenler de zaman içinde
tanıyacaklar. Ben bir kişiyi, kişileri, grupları, kabileleri temsil etmiyorum
ki…
Ben bütün herkesin temsilcisiyim. Omuzlarımda çok, ama çok büyük bir
yük ve sorumluluk vardır. Başka bir kişilik taşısam dahi, eşit, tarafsız ve adil
olmak zorundayım. Çünkü bu davranışlar benim karakterimdir.
Ha… Şunu da
söyleyeyim! Her konuda Iğdır'a, Iğdır'ın birlik ve beraberliğine, sosyal
dengesine, huzuruna ve yapılacak olan hizmetlerine zarar verecek, kim olursa
olsun, beni en acımasız bir şekilde karşısında bulur. Ben kişi menfaati için
değil toplumsal menfaatler için seçildim.
Iğdır'da doğan güneş herkesi
aydınlattığı gibi, yağan yağmur da herkesi ıslatır. Bizler konumumuzdan dolayı,
ıslanmasınlar diye, başta Iğdırlılar olmak üzere, tüm insanlarımızı çadırımıza
almak zorundayız."
Komşusu aç iken, tok yatan bizden değildir." Sözleri
benim karakterimdir. Bu konuda hiç kimsenin tereddüdü olmasın. Sayın
memurlarımız da bu konuda rahat olsunlar. Bunların tümü dedikodudan ibarettir.
Pervin Hanımla farklı düşünceler taşısak ta, Iğdır'a yapılacak her türlü
hizmet için farklı düşüneceğimize inanmıyorum." "Peki, Sayın Vekilim ileriki
zamanlarda sizinle ve il başkanı Sayın İbrahim Akkuş Beyle daha detaylı konuşmak
ve Iğdır'ın sorunlarını tartışmak üzere, Hoşça kalın, teşekkür ederim.
Son olarak demek istediğiniz bir şey var mıdır?"
"Elbette
vardır. İzin verirseniz, bu da bir dahaki konuşmamıza kadar sürpriz olsun. Çok
teşekkür ederim".
"Ben de, bana kısıtlı olan zamanınızı ayırdığınız için
çok teşekkür ederim. Sağ olun, bir dahaki sefere görüşmek üzere…" Diyerek oradan
ayrıldım. Aradığım cevabı almış olmamın rahatlığı içinde, hemen yazarak siz
okuyucularla da paylaşmak istedim.
Her iki milletvekili de Iğdır
milletvekilidirler. Dikkat ettiyseniz, yemin töreninde de kürsüye Iğdır
milletvekili olarak çağrıldılar. O halde, her ikisi de partili olmaktan ziyade
Iğdır milletvekilidirler.
Bize düşen, mümkün olduğunca onları tüm
Iğdır'ın ve Iğdırlıların menfaati için çalıştırmak ve aynı zamanda onlardan
hizmet beklemektir. Onlara düşen ise haliyle bellidir. Birlik olacaklar, beraber
olacaklar, beklentilerimize cevap verip, umutlarımızı gerçekleştireceklerdir.
Bizler seçmen olarak, un verdik, şeker verdik, su verdik.
Onlar
milletvekili olarak helva yapmasını beceremezlerse günah bizim değil, sevgili
Iğdırlılar, günah bizim değil…
Yorum () |
|
|
|
|
|