OKUNMA SAYISI : 204
Yıllar önce yazdığım yazıların bazılarını hatırlıyorum. Gazeteciliğimin ilk
yıllarına rastlayan bu yazılarıma genelde "Doğunun Çukurovası, Serhat Şehri,
Tahıl Ambarı, Pamuk Deposu, Sebze ve Meyve Cenneti" diye başlardım. Aradan
yıllar geçtikçe bu şekilde haber yazmaktan kaçınır oldum. Çünkü adeta Iğdır'ın
bu yüzü gittikçe yok olmaya başladı. Ortada bu ürünlerin bir kısmı yok,
olanlarda verimsiz. Bunun sebebinin cevabını bulamayınca bir bilene sorayım
dedim.. Okumuşlara, Mürekkep Yalamışlara bu işin muammasını sorduğumda, adeta
hepsi bir ağızdan "İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ" dedi. Tamam, anladık iklim değişikliğini
de, toprak değişmediğine göre, iklime göre ekilecek ürünler yok mu…? Var...!
Eken yok mu..? Yok!….!
Sebeplerini sorduğumuzda; ektiğimizi kime
satacağız veya ektiğimizi kimler alacak, belli değil diyorlar koro halinde.
Çiftçi'nin gözüyle baktığımız zaman çok haklılık ortaya çıkıyor.
Tüketici gözü ile baktığımız zaman, ürün kalitesiz ve pahalı olduğu
söylentileri dolaşıyor. Unutmayalım ki, elin oğlu ürettiği malı 600-700 Km.
uzaklardan getirip bize satıyor, bizim pazarımızda bizimle rekabet ediyor. Buna
ne dersiniz…..
Sayın okuyucular; kusura bakmayın benim yine aklım
karıştı. Acaba burada bir bit yeniği yok mu ? Elin oğlu ektiği yere gübre,
sürüm, ekim, su parası, tohum parası, işçilik, çapa masraflarını yapmıyor mu ?
Muhakkak hepsini yapıyor. Peki nasıl olurda, bu masrafın karşısında onlar kar,
bizimkilerde zarar ediyor ? Aklım bir türlü almıyor..
BU İKLİM
DEĞİŞİKLİĞİNİ MOZALAN VURSUN!....
Bir şey yine kafamı kurcaladı. Bu
"iklim değişikliği" olması acaba sadece bizlerin ektiğimiz ürünlerde mi etkili
oluyor...? Bu iklimin gözü çıksın. Bu iklim değişikliği neden bu bölge
Siyasetçisine, Esnafına, Particisine, Odacısına, İhracatçısına, İthalatçısına,
Belediyecisine, Aydın geçinenlerine, Ağsakkalına, garasakkalına velhasıl Iğdır
halkına ve birde gözünü kulağını Iğdır'a dikmiş kalpleri kıpır kıpır siyaset ile
çarpan o zavallılara gelmedi de...! Sadece bizlerin iki üç (kol) ektiğimiz ürüne
geldi. İster istemez beni düşündürmektedir.
Çünkü; Bu iklim değişikliği
onlara gelmeliydi ki, biraz ayaklarını yere basarak hareket edebilsinlerdi.
Yağcılıkla, yaltakcılıkla, hiyleyle hurdayla, yalan dolanla, olup
olmadık sözlerle dolduruşlara gelmeden Iğdır için Iğdır sevdalısı olmalarını
beklerdik ama ne yazık ki… Heyhat!...
Herkes ele geçirdiği "saltanatı"
babasının samanlığı gibi savurmamaları gerektiğini bilmeliydi. Bu gün buradayım,
yarın yokum diyebilmelidir. Yok olduğu zaman alacağı beddua ve yüzüne karşı
konuşulacak sözlere cevap verebilmeyi hesaba katmalılar.
Vatandaş,
dişinden tırnağından zar-zor ödediği paraların karşılığı olan hizmeti aldığı
zaman, sizleri uzun, uzadıya hayır dualar ile andıklarını unutmamanız
gerektiğini hatırdan çıkarmamanız gerekir.
Yoksa eh bana ne…! Benim üç
beş yılım garanti diye düşünürseniz, işte o zaman sizler gibi düşünen
yüzlercesi, adam yerine konulmadan görevlerini bitirmiş çekip gitmişlerdir
deriz.
Aşikâr olarak gördüğümüz kadarıyla pek çoğunun yüzüne bile
bakılmamakta, daha açık söylersek adam yerine konulmamaktadırlar…
Yorum () |
|
|
|
|
|