OKUNMA SAYISI : 277
Iğdır'ın genel gidişatı hakkında bir şey sorsak, ağzında lafı gevelemekten başka
hiçbir işe yaramayan, fuzuli laf edenlerin sayısı hayli fazla olur, ancak bazen
kitabın tam ortasından konuşanlarda var. Bazen doğruları öğrenme ihtiyacı ile
doğru konuşanları ararız. İşte bu sıkıntıları dile getireni, bakın bunlarda var
diyeni dinlemek istiyoruz. Herkesin başı sıkıştı mı, fikrine itibar ettiği
birisi ile sohbet etmek ister. Yükü eydi mi veya karnının köpünü almak için
birileri ile sohbet etmek istedi mi, birazcık nefesini almak istedi mi doğru
konuşanı arar. Bizlerde bu yola başvurarak, toplumda zavallı mı zavallı, gariban
mı gariban, ama sözünün eri "lafı bir put bal ile yenilmeyen", hatasını adamın
yüzüne söyleyen, haklıyı-haksızı ayırt eden biri ile sohbet etmek istedik.
Temennimiz bu tür kişilere Cenab-ı Allah uzun ömürler versin. Bunlarda elimizden
çıktı mı, kim doğruları söyleyecek, yanlışları haykıracak… Yaşlı ama gönlü genç,
adına "DAYI" dediğimiz kişinin sözünün doğruluğuna güvendiğimiz için, bazı
şeyler sorup ondan bilgi almak istedik… Dayı'mın sözlerine ve gözlemlerine
eminim; fakat insanoğludur, belki o bildiğimiz fikrinden caymış olabilir
düşüncesi de kalbimizden geçmemiş değil. Bu karışık duygular içinde Dayı ile
Karakoyunlu ilçesinde kapanan kahvenin önünde oturduk başladık soru - cevaplı
sohbet etmeye; -Ay Dayı; Nasılsın, iyi misin, geçimin nasıldır, Çocuklar sözüne
itibar gösteriyor mu, yoksa dediğin öz yanında mı kalır? gibi laflar ederek
alıştıra-alıştıra, Dayımın önce gönlüne girip, sonradan sinirlendirip asıl
alacağımı isteyeceğim için şimdilik hafiften başlayalım. -Ay oğul; ne olsun ki,
Allaha şükür sağ canımız var yeter, yolcu ile karga'nın geçinmesi misali gibi
geçinirik. İki üç tane danamız var. Bu lütler onlara bahmıllar. Bildikleri bir
şey yok. O yağı başlarına sürtüp, vurağan camış kimi küçelerde sümsünmekten
başka bir işe yaramıllar. -Ay Dayı heç ele deme, bak Allaha şükür her işi yerli
yerinde yapıplar, daha ne olsun ki? -Ede men uşağam…! Maşallah başkalarının
çocukları arı kimin çalışırlar, geceleri gündüzleri belli değil. Ohumadılar,
bari bubiri işlerini yerli yerinde yapsınlar, ohumuyan adamın, O "kutunun"
başında ne işi var. Ohusaydılar bu işlerin hepsini men yapardım. Ama okulu da
yarıtmadılar, işi de yarıtmadılar. Hele menim bele yavaş danışmamı çok mu
görürsünüz. -Ay Dayı ben senin moralini bozmak istemedim, bunların hepsi
yavaş-yavaş düzeler. Ay Dayı Iğdır'ın genel gidişatı ile ilgi bir şeyler sorup
biraz bilgi almak istedim, sen hem çocukları hemde meni poraladın. -Yok oğul,
maşallah başkalarının uşağı ilan'ın gözüne torpah sepir, bizimkiler de
gurbağa'dan gorkur. Menim herslenmem onadı. Yoksa ne olacak gündür gelip geçir.
Iğdır ne olsun ki, yıllardan beri Iğdır aynı Iğdır. Adı değişmemiş, şanı
deyişmemiş, reşber işinde gücünde, esnaf işinde gücünde, ama siyasetçilerimizin
ne yaptığı belli değil, boş adamlarda geyfelerde gumar çırtıllar. -Ay Dayı, bunu
biraz açık de. Deyesen onlar kimi sende gorhursan.! Dememe fırsat vermeden; -Ede
düz danış. Men Allahtan başka heç kimseden gorhmadım. Tutak ki bunların ne
kepazelikler yaptığını dedim. Kim bunları düzlüye çıkaracak, o yanlış yapanların
gabağına çıkıp kim diyecek ki, 'Ede yazıh deyilmi bu millete, bunların
geleceğine niye bahmırsınız..!' Niye bu milletin bahtını gara elemehten başka
bir işler yapmırsınız ? Aslında men gorhmuram, o işleri yapacak yerde oturup o
cesareti göstermeyenler gorhurlar. Ancak onların cesaretleri gariban memurlara
yeter. Bir çuval kireçle, iki torba alçının hesabı ile ilgilenirler. Birde
kendilerini öyle bir havada gösterirler ki, sanki onlardan başka alemi cihanda
hizmet edecek idareci yokmuş gibi. Halbuki onların yaptığı sadece göz boyamak,
onu da ele şeylerden yapılar ki hemencecik yapmacık olduğu ortaya çıkır. Ede, bu
memur üç kuruş ekmek para için gelip devletin kapısında çalışır. Eften püften
şeylerle bu gariplerin kurgusunu bozanlarında elbet bir gün başına çuval
geçirirler. Hele bizim Karakoyunlu'da yıllardan beri hizmet eden ufakla-ufak
böyükle-böyük olan Bayram kişinin oğlu Ramazan Tuzluca'yı da ellem gullem edip,
sürmek istiyirler. Hele birde gızarmadan dönüp bizler iş yaptık demeye yüzleri
tutur. 'Böyük olduklarını sanan, o yeri işgal edenler, men ne deyirsem onu yap,
yoksa sende mennen elleşirsen? Gör senin başına ne işler açacam?' Deyip, olmadık
düzmeceler ile eline hına goymaga çalışırlar. Oğul, meni yene efkârlandırdın;
men neyi deyim? Adını anmak istemirem bazıları bir çırpıda Iğdır'ın adını
kirlettiler. Bele bunu da bar-bar bağırarak dediler. Düzelteceğiz dediler, hanı
düzeldi mi? Düzelmediyse, neden bizi rezil rüsvay elediler. Bizi rezil rüsvay
eleyenleride görüm rezil rüsvay olsunlar. Bir zamanlar deyirdilerdi ki; "İçki
öldürür, Kumar Söndürür, Sporda güldürür". İndi bahıram ki, İçkiyi, kumarı koyak
bir kenara, kör topal sporu da hallettiler. İlimizi kasıp kavuran tefeci mi,
faizci mi, ne bela ise bunlara heç bir söz diyecek yok. Azdan çoktan görürem,
milletin ganına bir daraştılar mı, kurtulmak mümkün değil. Neyi var, neyi yok
soyup soğana çevirirler. İneyi'ni, dana'sını, öküz'ünü, camış'ını, zolak-zolak
yerlerini gözlerinin içine baka, baka tutup ellerinden alırlar, insafsızca
kanlarını emenlere heç bir mercide el atmır. Zaten korkularından karşılarında
konuşma şansları yoktu ki, birde hak arasınlar. İndi ki kumarlarda modern oldu.
Kumar ile tefecilik ortak gedir artık, birbirini tamamlayır. Düşmüyen için çok
kolay, düştükten sonrada çıkmak için ya lüt kalacaksan yada boynuna geçen ipi
sürüttüyeceksen, Allah heç kimseyi O insafsızların eline salmasın… Ay Oğul! Bah
bunları deyirem, eyer aynı dediğimi menim dilimnen gorhmadan yazacaksan gene
deyim. Yoksa sende tırsırsansa indiden galh get, gorhma gelen o çayların
parasını men verecem.. -Ay Dayı; Bilirsenki senin her dediğini aynen yazıp
notumu alıyorum. Allahın verdiği canı ancak Allah alır. Bizler doğru bildiğimizi
yazalım. Gerisi Allah kerim, inceldiği yerden kopsun. Ay Dayı; Ulu önderimiz
Atatürk'ün bu Vatanı emanet ettiği Gençlerimizi nasıl görüyorsun. Ümidin var mı?
-Ay Oğul; Özümküler'den bahsettim, hele birde başkalarına baktığımda ortalık
berbat olmuş, Eyi gençler kötülerden çok fazla amma, kötüler rezil oldukları
için eyiler öz işleriyle meşkul olduğundan bizlerin gözüne devamlı kötüler
gözükür. Evinde çöreyi yok, telini aybecer eliyip demirli, dümürlü paltarlar
geyip, cebine de goyduğu bir aybecer bıçak ile serseri, serseri dolaşanları
gördükçe çok üzülürem. Elimde gudretim olsa, onları elli, altmış yıl ileriye
ataram, neler çektiğimizi onlara göstererem. Bu geniş dünyada bu kadar imkânlar
varken, ömürlerini bele boşu boşuna bitirmelerine, çok hemide çok üzülürem. Ay
Oğul; Heç demirsen, Siyasetcilerimiz ne yapır ne eliyir. Bilirem sen demeye
hazırlanırsan ama sen demeden men garşılıyım belki biraz rahat eliyesen. Aşağı
yukarı iki buçuk yıl oldu, Belediyeler seçimi yapılmış. Mebus seçimlerinin de
canının çıkmasına az bir zaman kaldı. Iğdır'da Kelle gıran beyin yeyir. Bizim
mebusların sesi soluğu çıkmamış, çıksa da ele ha! Herkes sabret diye-diye
sabrımız kalmadı. Iğdır'ın genel dengesini bozma hesapları yapılırken bizim
seçilmişler, ortalarda gözükmür. Derbeşenin sesini soluğunu kesirler. Bir evrağı
yaptırmak için elli yere gönderirler. Heç kimse işe baş koşmak istemir. Mennen
uzak olsun kim yaparsa yapsın demeye getirirler. Iğdır'ımız sürgün cennetine
döndü. Bizlerden sürülenlere de, ne deseniz sizler deyin. Köylerimizin yollarına
boru döşediler, taş döşediler, acaba bunların gırık çıkığını kimler yapacak, bu
paraların yerine köylerin yollarını genişletip adam kimi asvalt yapsalar daha
eyi olmaz mıydı? O masrafların ömrü üç dört aylıktır. Belediyelerin bu debdebeli
araçlarına göre başa kenara çıkamadıktan sonra "sahapsız" olan o yatırımlara
kimler sahap çıkacak. Hammısı fuzülü boş işler.. Belediyelerimiz ise
Mebuslarımızdan beter. Her olup bitene gulahlarına pambıh basıp, azdan çohtan öz
işlerine baş koşullar! Ara sırada ona buna veryansın etmeyi de ihmal etmiller.
Yapacakları işlerden çok, milleti dalamağı, benim lafımı etme benim yanlışımı
görme demeye getirerek, ele menim eylerimi devamlı deyin, deye-deye günlerinin
yarısını heba elediler. Üzülürem halbuki millet onlardan çok şeyler bekliyirdi.
Hizmet bekliyirdi, yatırım bekliyirdi. Bu durgunluğa çareler aramayı bekliyirdi.
Dahası, Gürüllemeyi bekliyirdi. Onları da bele sönük gördükçe, ister istemez
hevesimiz gursağımızda galır. Hele bu da yetmemiş gibi bizim böyühlerimiz geldi
bizimle alay etti. Iğdır'ı köy eledi, getti… Böyüklere cevap verecekler……. ne
hikmetse sustular. Ağızlarını açmadılar. Bari bir şeyler deseydiler biraz olsun
bizlerde rahatlardık. Diyeydik ki bah bizimde sahabımız var. Onu da bize çok
gördüler…. İndi de görüm; Ay Oğul, Men deyilem, Sensen. Bu işlerin akibeti nece
olacak? -Ay Dayı; ben seni sıkıştıracağım yerde sen beni sıkıştırdın! Senin bu
sözlerinden sonra ben ne desem çok cılız kalacak, onun için Iğdıra kem gözle
bakanı, Iğdır üzerinden menfaat temin edipte Iğdır adı geldiğinde rahatsız olanı
Mozalan vursun. Vursun ki! Iğdır'ı gördükleri zaman, Iğdır'ı gezdikleri zaman,
Iğdırı duydukları zaman saygıda kusur etmesinler. Bu gidişle etmiyecekler, fakat
bizler yinede diyelim belki akıllarında biraz iz kalır. O iz onları rahatsız
edene kadar yazacağız, ta ki onlar pes edene kadar. Ay Dayı; Çok şey var ama
demekte lazım, fakat sende bilirsen bende bilirem çok homurdanan olacak,
homurdananları da Mozalan vursun….
Yorum () |
|
|
|
|
|