Yazar Adı: Uzman Hasan Buyruk
Yazar İletişim:
Anasayfa Uzm. Hasan Buyruk ORGAN BAĞIŞI YAPINIZ
|
Cuma, 08 Ağustos 2008 |
OKUNMA SAYISI : 396
UNUTMAYINIZ: “BAĞIŞLANAN ORGAN, FİLİZLENEN CANDIR”...
Iğdır Devlet Hastanesi Genel Cerrah Uzmanı Başhekim yardımcısı ve Organ Nakil Koordinatörü Dr. Turgut Anuk, hastane içinde organ bağış biriminin açıldığını vatandaşların buraya müracaat ederek organ bağışında bulunabileceğini söyledi.
Anuk , Yeşil Iğdır muhabirine yaptığı açıklamada böbrek
yetmezliği olan hasta sayısının her geçen gün arttığını, bunun en
önemli göstergesinin de gittikçe artan diyaliz merkezleri olduğunu
söyledi. Türkiye'de yeterli donanıma sahip nakil merkezleri ve
deneyimli bilim adamları olmasına rağmen, organ bağışının yetersiz
olması sebebiyle nakil sayılarının düşük kaldığını belirtti.
Dr. Anuk, organ bağışı sayısını artırmak için
topluma ölen yakınları ile yaşadıkları kaybın nasıl kazanca
dönüştürüleceğinin iyi bir eğitim yoluyla öğretilmesi gerektiğini
Iğdır'da bunu yaygınlaştırmak için çalışıyoruz. Okullar açılınca eğitim
çalışmalarına başlayacağız." dedi.
Organ Bağışı Derneği Başkanı Serdar Ünsal ise “halkımız organ bağışı
konusunda bilinçlenmesi gerekmektedir. Bu konuda derneğimizin
çalışmaları mevcuttur” dedi. Ünsal organ bağışı hakkında bi- linmesi
gereken şu bilgileri sundu, ORGAN NAKLİ NEDİR ?
Görev yapmayacak kadar hasta ve hatta bedene zararlı hale gelen bir
organın, bir yenisi ve sağlamı ile değiştirilebilmesi işlemine” Organ
Nakli” veya Organ Transplantasyonu “denilir.
ORGAN NAKLİNİN ŞU ANKİ DURUMU NEDİR ?
Günümüzde göz, böbrek, karaciğer, kalp, pankreas, kemik iliği, kalp-
akciğer, kemik ve ince barsak en çok nakledilen organlardır. Bu
nakillerde organlar hemen hemen daima ölülerden yada 1. derecedeki
akrabalardan sağlanmaktadır. Örneğin kalp hastalığından ölmüş bir
kişinin sağlam kornea ve böbrekleri alınıp, görmeyen insanlara yada
böbrek hastalarına nakledilmektedir.
KRONİK BÖBREK YETMEZLİĞİ HASTALIĞI (ÜREMİ) NEDİR ?
Vücudumuzda çok önemli görevler yapan böbreklerimiz taş, şeker
hastalığı, nefrit, yüksek tansiyon, mikroplar, yaralanmalar veya
kullandığımız ilaçlar nedeniyle hastalanabilir. Bu hastalıkların
bazıları tedavi edilirken, tedavi ile düzelmez gittikçe ilerleyerek
kişiyi ölüme götürür. Tedavi edilmeyen ilerlemiş bu tür böbrek
hastalıklarına üremi (kanda üre miktarının yükselmesi) son dönem böbrek
yetersizliği veya kronik böbrek yetersizliği gibi adlar verilmektedir.
KRONİK BÖBREK HASTASININ NE GİBİ ŞİKAYETLERİ OLUR?
Bu hastalarda bulantı, kusma, iştahsızlık, halsizlik, güçsüzlük, burun
kanaması, kaşıntı, nefes darlığı, öksürük, vücudunda şişlik,
uykusuzluk, kramp, huzursuzluk gibi şikayetler vardır. Bazıları birden
nefes darlığı veya koma hali ile hastaneye kaldırılır.
TÜRKİYE’DE KRONİK BÖBREK HASTASI ÇOK MUDUR ?
Türkiye’de her yıl 3.000 kişinin kronik böbrek yetmezliğine girdiği
tahmin edilmektedir. Sağlık Bakanlığı’ndan alınan rakamlara göre 2001
Şubat ayı itibariyle 19.609 diyaliz hastası mevcut olup, bunların
18.063’üne hemodiyaliz, 1546 ‘sına Periton diyalizi uygulanmaktadır. Bu
hastaların ne yazık ki çoğu genç olup, genellikle 20-40 yaşları
arasındadır.
KRONİK BÖBREK HASTALIĞININ TEDAVİSİ VAR MIDIR ?
Her iki böbreği de çalışmayan bu hastalar için, hasta böbrekler yerine
suni böbrekler yapıldı. Suni böbrek “ yada diğer adıyla HEMODİYALİZ “
bir süzgeçtir. İdrarı kana karışmış bu hastalar haftada üç gün
hastaneye giderler, kanları damardan bir boru ile hastaya alınıp bu
süzgeçten geçirildikten sonra yine bu boru ile hastaya verilir. Bu
tedavi ile hastalar ayakta kalmaktadır. Ancak suni böbrek bizim
böbreğimizin yaptığı her şeyi yapamaz. Bu yüzden de hastalar tamamıyla
iyileşemezler. Bir diğer tedavi biçim,i ise Periton Diyalizdir. Bu
tedavi biçiminde ise hastalar karın boşluğuna takılacak bir kateter
yardımıyla tedavilerini sürdürürler. Bu tedaviler pahalı olduğundan
genellikle sadece devlet yardımı görenler tedavi olabilirler. Bu
nedenle suni böbrek yerine geçecek çareler aranmış ve “böbrek nakli”
ortaya çıkmıştır.
BÖBREK NAKLİ NEDİR ?
Böbrek nakli; kronik böbrek hastasına, ülkemizde genellikle olduğu gibi
sağlıklı bir insandan veya ölüden alınan böbreğin vücuda takılması
işlemidir. Böylece hasta yeniden sosyal yaşamına kavuşmaktadır.
Hemodiyaliz makinesi ile bağımlı bir yaşam sürdürmek zorunda iken
kontrollü ama diyalize bağlı olmayan bir yaşama geçebilmektedir.
BÖBREK NAKLİ İÇİN ORGANLAR NASIL SAĞLANIYOR ?
Çok sayıda böbrek hastasına aile fertlerinden böbrek bulma güçlüğü
yüzünden, trafik kazalarında hayatını kaybedenlerde olduğu gibi
ölülerden böbrek alıp hastalara takma çareleri aranmış ve bunda
başarılı olunmuştur. Yeni ölmüş kişilerden alınarak yapılan böbrek
takma işlemine kadavradan böbrek nakli denmektedir. Yaşamını henüz
kaybetmiş kişiden alınan iki böbrek uygun doku grubunda böbrek bekleyen
iki kişiye takılmakta, bir insanın ölüsü iki kişiye hayat vermektedir.
Bu güzel olaya rağmen yinede böbrek hastaları için yeterli ölü böbreği
bulunmamaktadır. Bunun nedeni yeni ölmüş kişinin başında bulunan
yakınlarını ölülerinden böbrek alınmasına rıza göstermeyişleridir.
ORGAN BAĞIŞINA İHTİYAÇ VAR MIDIR ?
EVET. Bir çok hasta bağışlanmış bir organ için beklerken ölmektedir.
Bağışlanmış bir organ, başarılı bir nakilden sonra, gerçek bir yaşam
armağanıdır. “ SİZ, BİR YAŞAM ARMAĞAN ETMEKTESİNİZ”
TÜRKİYE’DE BÖBREK NAKLİ NE ZAMAN BAŞLADI ?
Türkiye’de ilk başarılı böbrek nakli 1975 yılında Hacettepe
Hastanesinde Dr. Mehmet HABERAL ve ekibi tarafından yapılmıştır.
Canlıdan canlıya yapılan bu ilk nakilden sonra 1979 yılında “ORGAN VE
DOKU ALINMASI, SAKLANMASI VE NAKLİ HAKKINDA” 2238 sayılı kanun
çıkarılmış ve bu yasa 1982 yılında yeniden düzenlenerek ölüden organ
alınmasını yasal tedbirlerle ortaya koymuştur.
ORGAN BAĞIŞININ VE TRANSPLANTASYONUNUN DİNİ İNANÇLAR YÖNÜNDEN AÇIKLAMASI NEDİR ?
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, organ
bağışını insanın insana yapabileceği en büyük yardım olarak
tanımlanmıştır. 6.3.1980 tarih 396 sayılı kararı ile organ naklinin
caiz olduğunu bildirmiştir. Kur’an-ı Kerim’de de (Maide Suresi, Ayet
32) “ KİM BİR KİMSEYE HAYAT VERİRSE, ONUN SANKİ BÜTÜN İNSANLARA HAYAT
VERMİŞÇESİNE SEVAP KAZANACAĞI “ beyan olunmuştur.
ORGAN BAĞIŞININ, ORGAN NAKLİNDE EKONOMİK ÖNEMİ NEDİR ?
Organ nakli hemodiyaliz tedavisinden çok daha ucuz olduğu halde
ülkemizde organ bağışı yaygın olmadığı takdirde, bu maliyet ile
yapılabilecek nice sağlık hizmeti ertelenebilir veya geri kalabilir. O
halde organ nakli ve organ bağışı ülkemiz için hem sağlık yönünden, hem
de ekonomik yönden önemli bir katkıdır.
NASIL ORGAN BAĞIŞLAYABİLİRSİNİZ ?
Tüm ülkeler ölüden böbrek temini sorununu, sağlıklı kişileri
beklenmedik ölümleri halinde bütün organlarını bağışladığına dair bir
belge doldurmaları suretiyle çözümlemişlerdir. Bağış belgesi taşıyan
bir kişi öldüğünde artık ailesinden izin almaya gerek kalmamakta,
böbrekleri alınarak hastalara takılmaktadır. Organ bağışında bulunmak
için “ TIBBEN YAŞAMIM SONA ERDİKTEN SONRA DOKU VE ORGANLARIMIN DİĞER
HASTALARIN TEDAVİSİ İÇİN KULLANILMASINA İZİN VERİYORUM.” diyen bir
belgeyi iki tanık önünde imzalayıp kimlik kartı gibi taşımanız
yeterlidir.
ORGAN BAĞIŞI İÇİN YAŞ SINIRI VAR MIDIR ?
Günümüzde yeni doğmuştan 60 yaşa kadar olan ölülerden organ
alınabildiği gibi, 18 veya üstünde bir yaşta olup akli dengesi yerinde
olan herkes ORGAN BAĞIŞ KARTINI imzalayabilir, böylece organ başında
bulunabilir.
HERHANGİ BİR YERE KAYDOLMAK GEREKİR Mİ ?
Hayır. Sadece organ bağış kartını şahitlerle doldurup imzalamanız ve sürekli üzerinizde taşımanız yeterlidir.
SONRADAN FİKRİNİZİ DEĞİŞTİREBİLİR MİSİNİZ ?
Evet. Bağış kartınızı yırtıp atmanız yeterlidir. Bu konuda özgürsünüz.
ORGAN BAĞIŞI İÇİN PARA ÖDENMESİ SÖZKONUSU MUDUR ?
Hayır. Kişilerin bir bedel karşılığı organlarını vermeleri 2238 sayılı yasaya göre yasaktır.
Yorum () |
|
|
|
|
|
|
Üyeler
 | 618 Kayıtlı Üyemiz |
 | 0 Üye Bugün |  | 7 Üye Bu Hafta |  | 34 Üye Bu Ay |  | Son Üye: gürcan |
|
Hava Durumu
Güzel Sözler
Atatürk Diyor ki: Türk ordusu; dünyanın hiç bir ordusunda seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir. BuGün: Kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karsısında oturdum. BuDakika: Önemli olan yere düşüp düşmemen değil, tekrar ayağa kalkıp kalkmamandır.
|