OKUNMA SAYISI : 158
Beni yine efkârlandırdılar; Bin bir güçlükle oluşturduğumuz Yeşil Iğdır
Gazetesinin internet sitesini ,günü-gününe güncelleştirerek, Iğdır'a güzel bir
hizmet yaptığımıza inanıyoruz. Bunu da söylemek isterim ki, internet denen
dalavereden fazla bir şey çakmadığım için, bugün çat pat şöyle bir göz atmakla
yetindim. Siteyi binlerce kişi ziyaret etmiş, yorumlar yazmış, fikirlerini
söylemişler. Eleştiri ve sitemlerini belirtmişler. Hele bir de, "Iğdır'ı seviyor
musunuz"? Anketine ise oy veren ve düşüncelerini ortaya koyan kişilerin
yorumlarını okudukça, ister istemez hüzünlenmemek ve duygulu anmak yaşamamak
elde değil. Yani sizin anlayacağınız iyi ve faydalı kullanıldı mı, başlı başına
bir dünyadır. Medeniyetinin son harikalarından biri olan Bilgisayar ve akabinde
internetle uğraşmak, bilgi alışverişi yapmak, teknoloji harikası bilgi hazinesi
bir deryadır. Gelen yorumlardan esinlenerek sizlerle biraz hasbi hal etmek
istedim. Çünkü yorumların pek çoğu kayda değer, adam gibi adam derler ya o
cinsten, kayda değer, işlenmesi gereken yorumlar. Bazıları ise ne fayda, nafile
havanda su dövmekten başka hiçbir işe yaramayan anlamsız ve manasız sözler…..!
"Iğdır'ı seviyor musunuz….?" Dediğimiz de; Iğdır'da üç beş yıl görev yapanlar,
asker olanlar veya memur olanlar dillerinden düşürmüyorlar. İnsanlarının
samimiyetinden ve insancıllığından bahsediyorlar. Yıllardan beri Iğdır'lı olup
ta Iğdır'dan ayrı kalanlarda "çok özlüyorum. Burnumda tütüyor. Fakat
gelemiyorum". Bazısı ise "özlemiyorum" diye yorumlar yapıp karınlarının köpünü
almak istiyorlar. Iğdırlı olup ta Iğdır'ı özlemeyenlere bir şey söylemek zaten
boş, çünkü oların ben Iğdırlıyım demelerinden başka Iğdır'la vereceği ve alacağı
bir şey yok. Suç onlarda değil. Anne ve Babasının suçudur. Annesi, Babası
doğduğu yeri ve mekânı gelip görse çocuğu da ister istemez gelir görürdü. Tabii
ki satmamışlarsa, kalmışsa Dede yurdunu görürdü…. Bu arada bir şey demekte fayda
görüyorum. Buradan yerlerini, yurtlarını satıp gidenlerde öyle işler yapsınlar
ki , arkalarından hayır dua alsınlar, yad edilsinler ve aransınlar. Yoksa yapmış
oldukları yanlışlıkların faturasını Dedelerine, Babalarına ödetmesinler. Bunun
yanı sıra, benim köşe yazımı okuyup yorum yapan bazı okuyucularda yok değil.
Gözlerinin ucuyla 600-700 kişi şöyle bir göz atıp yorum yaşmış ve yorumlarda
ilginç konulara yer vermişler. Yorumcular, sanki bizler Zülfikar'ı çekip, gelip
gidene saldırı planlamışız gibi ona buna sallamak için yaratılmışız, Veya
Iğdır'da meydana gelen her hareketin avukatıymışız gibi görmekteler. Bunu yazdın
da, şunu-şunu neden yazmıyorsun ? diyenlerde yok değil.. Acaba bizlerin ne
şartlarla hizmet verdiğimizi hiç hesaba katıyorlar mı. Ufak bir hararette
pılını-pırtını toplayıp kirişi kıranlar, meydanı boş buldumu ,biraz genişliğe
çıktımı ortalığa çıkıp ahkâm kesmeğe başlayanlara bak.Bu şekildeki ucuz
kahramanlıklardan artık bizler bezdiğimiz için, gerçeklerle hareket etmek en
güzel olacağını düşündüğümüzden, o kuru gürültülere fazla kulak vermeden, 51
yıllık tecrübeyle , Yeşil Iğdır olarak devam ediyoruz. Yoksa bizlerin sokak
çocukları gibi hareket etmemiz artık geçti onu bilmelerinde ve bilmenizde fayda
var diye düşünüyorum. Her şey yazabilir, her şey diyebilirsiniz. Fakat
unutulmaması gereken bir konu var ki, son sözü demeye biraz ara verilmesi
gerekir ki, İnsanoğlunun yüzü tutsun yoksa gazete çıkarmak, ona buna palayı
sallayıp, kesip biçmek veya isimsiz yorumlarla onu bunu karalamak ve ahkâm
kesmek çok kolay ve basit bir harekettir. Iğdır'a gönül verenler, Iğdır'a vefa
borcu olanlar, Iğdır'ın suyunu havasını teneffüs edenler, Iğdır'ın ekmeğini
aşını yiyenler, Iğdır'ın sırtından kimlik ve makam sahibi olanlar, Iğdır'ın
tozlu ve buzlu havasını koklayıp, boy atıp adam olanlar şimdi dönüp Iğdır'a
baktıklarında dudak bükerek," Iğdır'ı özlemiyorum" diye böbürlenerek alay etme,
terbiyesizliğini ortaya koyuyorlar. Hâlbuki Iğdır'a gönül verenler, Iğdır adı
geldiğinde, Cennet vatanın adını andığında Mecnunun Leylasını aradığı gibi,
heyecanlananları gördükçe ve duydukça bizlerin gurur abidesi gibi okşadığını
hissediyoruz. Unutulmasın ki; Bu Iğdır, Sürmeli Çukuru Iğdır, asırlardır
binlerce, yiğidi, merdi, vefakarı, cefakarı, doyurduğu gibi… kendisine hainlik
eden, beğenmeyen ve kendisini beğendirtemeyen yüzlercesine yıllarca kucak açıp,
onları da besleyip büyütüp yola salmıştır. Ana kucağı herkese açıktır. Bizler
bizimle olanlarla yolumuza devam edeceğiz. ----MOZALAN---
Yorum () |
|
|
|
|
|