OKUNMA SAYISI : 220
Sizler ne derseniz deyin, gerçekten ben üzüldüm?.. Çünkü sebebini açıkladığımda,
üzülmekte kendi açımdan haklı olduğuma hak vereceğinize inanıyorum. Sevgili
okuyucularım; Yıl 1971, Iğdır’a yeni gelmiş Yeşil Iğdır Gazetesinde 11 yaşında,
Babam H. Salih Şıktaş ve H. Nevruz Karasu’nun yanında çat-pat yazı dizmeye
başlamıştım. Kumpası ters tuttuğum yıllardan bahsediyorum. O zamanlar Hudut
Postasını ise Atalay Sever çıkarıyordu... Hudut Postası malikinin debdebeli
zamanlarından bahsediyorum. Astığı astık, kestiği kestik. Her istediği işi yapma
imkanına sahip. Siyasi kimlik ile boy göstermeleri hat safada. Yıllar geçti,
Iğdır ve dolayısı ile siyasette değişti. Atalay Sever bazı sebeplerden ötürü
Iğdır’ı bırakarak İstanbul’a göç etti. Tabii ki arada bir fırsat bulup Iğdır’a
geldiğinde, Atalay Sever’e şimdiki gibi saygı duyuyorduk. Çünkü yıllar yılı
Iğdır Medyasına hizmet vermiş, Iğdır Basını için yıllarını vermiş biri olarak
gıpta ediyorduk. Ne varki bizler; Atalay Sever’den Basın olarak çok şeyler
beklerdik, nemi beklerdik; Bilgi, Fikir, Yetenek, Öncülük olsun, bunlar ve
bunlar gibi bir çok konuda (Iğdır’a) gelmesini ve bizlere öncülük etmesini
beklerdik. Bizden birisi, yıllar önce İstanbul’a gitmiş, şimdi Iğdır’a geldi.
Bizlerinde bir kalemşörü geri döndü, yıllar yılı hizmet vermiş, bizlere
ağsakkallık edecek, bizlerin yanlışlarını masaya yatırıp, bizlere öğüt, nasihat
verecek diye beklerdik. Geldi... Gelmez olaydı !.... Ne varki “eski dağlara kar
yağmış” misali, bizim hayellerimizi suya düşürdü, bizim zevkimizi kırdı. 40 yıl
önceki gazete olan, Hudut Postasını hayata geçirir geçirmez başladı yazılarını
döktürmeye; “Ben bu Basın gibi olmuyacağım. Bunlar Yağcı, ben dobra dobur
yazacağım. Bu Basın, Basın değil, bunları hakettiği yere ben getireceğim” vs.
Verip veriştirmeğe başlamasına gerçekten çok üzüldüm, sıkıldım, hayallerimi suya
düşürttü. Beklediğimiz ağsakkal maalesef ağırlığını koruyamadı. Bizlerin yıllar
yılı, “Iğdır Basını” olarak döktüğümüz alın terini, göz nurunu, bizleri, sen bir
çırpıda silmeye kalktın Atalay Sever; bizleri hiçe saydın.... Unuttuğun birşey
var, bizler o tarihlerde Iğdır’dan ayrılanlara rağmen, burda senin tabirinle, “o
Basını” idame ettirmeğe devam ettik. O Basın ki her türlü cefaya karşı, ipsize,
kopuğa karşı mücadele ve hizmet verdi. Kendi imkanlarını zorlayarak hizmet
vermeye çalıştı. Bunları yazmaya gönülsüzdüm, çünkü ilk sayısından itibaren
devam eden saldırılarına karşı; yeni çıkmış olmanın heyecanından olur diye
bekledik. Fakat baktıkki ha bire isim vermeden verip veriştirmeye, bizleri
töhmet altında bırakmaya devam ediyorsun. Nedeni neymiş efendim, bizler iş
yapmıyoruz, bizler yağcıymışız. Belediye Başkanı çalıştıysa yazmamız yağıcılık
mı?.. Birçok Kamu Kurum ve Kuruluşlarının temsilcileri ve Belediye Başkanı
Nurettin ARAS’ın çalışmalarına, hizmetlerine, bu kadar sıkıntıya rağmen Iğdır’a
vermiş olduğu hizmeti görmezden mi gelelim? Taktir etmek, sırtını sıvazlamak,
kutlamak ve teşekkür etmek yağcılık mı? El insaf 5 yıllık Belediye Başkanlığı
döneminde Orhan Ağırkaya’nın hiç mi başarılı işi yoktu. Sen onun bile işlerini
beş yıl beyenmedin atını nalladın onun peşine düştün. Gazetecilik yanlızca
eleştirmek değildir. Yapıcı olmayan eleştirilerin gazetecilikle bağdaşmayacağını
seninde bilmen gerekmektedir. Bizler, seni takdir edip, o tarihleri unutmuş bir
biçimde yeni bir fikirle Iğdır’a gelmeni ve Iğdır’ın problemlerini ve
çözümlerini yeni duyguyla görmeni isterdik. Maalesef; bizlerin hayallerini
yıktın. Demek ki “can çıkar huy çıkmaz, huylu huyunu bırakmaz.” O yaşına rağmen
senden çok şey beklerdik, senin asıl görevin uzlaştırıcı, barıştırıcı olman
gerekirken ne varki göremedik. Köylerimizin birinde olmuş bir görüntüyü
hatırlamanı isterim “Toyda gençler kavga etmiş. Babaları, ihtiyarlar olay yerine
geldiğinde ne olmuş? diye sorduklarında kavga ediyor olduklarını gördüğünde,
“oğlum bu işi sizler beceremiyorsunuz, kavga öyle olmaz bakın görün babanız
sizlere döğüşü öğretsin.” Şimdi sen o babalardan olmaman lazımdı. Çünkü
sırtındaki görevini ve ağsakkal olduğunu bilmen lazımdı. Kusura bakma bunları
yazmam gerekirdi, çünkü senden sonra ben geliyorum!.... Sen yapmadığın için, ben
yapıyorum. Umarım yapmama kızmasın...
Yorum () |
|
|
|
|
|