OKUNMA SAYISI : 164
Ramazanlığın günü iş güç yok, garın aç, birazda soğuhların tesiri ile üşüdün mü
hemen aklınıza biraz ısınma hareketleri yapmak gelir, bunun tek çaresi
düşeceksin yollara harda ısınacağın yer, iyi sohbet edip kafanı ayarlayacağın
bir semt buldun mu, o yer senin için en ideal ve güzel yerlerden biridir. Ta ki
seni ordan "besti di galh get" demedikleri saate kadar orda oturmak en güzel ve
lezzetli bir sohbeti kaçırmaktansa o azarları eşitmek en güzelidir. Bende
aynısını yaptım; Canım sıkıldı beyhude, beyhude dolaşmaktansa yolumu dönderdim
şehrin bir bölgesine yorulana kadar gettikten sonra menzile vardım, vardım ne
gördüm benim gideceğim yeri sanki benden önce beletlemişler gibi herkes orada.
Demek ki, benim gideceğim yere gidenlerin pek çoğu benim gibi düşünenlerdi ki
herkes aynı yolu izlemeye başlamış, demek ki herkes de aynı sıkıntı hasıl
olduğundan, işyerlerini bırakarak uzun bir yolu kat edip gelmeyi göze almak bu
ramazanlığın günü de her kişinin harcı değil, çünkü gitmek çok zor geriye dönmek
ondanda zor. O sohbetten ayrılmak ve yorgun argın ve birde takatsizliği de
saydın mı işte o zaman kendisini gösteriyor ramazanlık, ama bunlara ve bu
sıkıntılara rağmen orda ki sohbetin tadını alsanız inanın ki "bulgur - gavurma
eti ile yapılan pilavdan daha lezzetli olduğunu" göreceksiniz. Benim asıl amacım
Emim ile biraz uzun uzadıya sohbet etmekti. Ne yazık ki buna bir türlü fırsat
vermediler, Emim ha gözümün içine baktı ki galk gidek başka yerde bir iki çift
lafın belini kırah, dercesine hareket yaptıysa da ortam müsait olmadığından
kalkamadık. Emim ile sohbeti ileriki sayılara bırakalım. Ordaki sohbeti havadan
sudan görmek de doğru değil. Bizlerin o sözüm ona aydınlar var ya, işte onların
akıl edemedikleri, siyasilerin bile düşünmekten çekindikleri veya birileri ya
sen ne yaptın der diye imtina ettiği fikirleri duvar dibi sohbetlerinde 15-20
kişiye bar, bar bağırarak söylüyorlar. Sohbet dediysek öyle üniversite mektebini
bitiren cinslerden değil bunlar düpe düz hayat mektebinden diploma almışlar, o
üniversiteliye 5+5+5+ çeker bu zatı muhteremler, o gün birinin kafasına takılan
bir mevzu oldu mu, oraya geldiğinde hele durun men bu işin içinden çıkabilmirem,
bu nece olacak, bunun bize heyri mi var zereri mi diye sorar ve konu ister
istemez açılır, taki ordaki ahali yorulana kadar. Hangisinin çenesi bilgisi biri
birinden biraz fazla oldu mu ister istemez onun dediği baskın gelir. Ama yine de
ortak kararda mutabık kalınarak ayrılırlar. Yine aynı üslup ve sakin bir edayla
Emim; Benim ile konuşamadı ya ister istemez ulu orta attı lafı ortaya; "Bizler
nasıl bir milletiz, biz bize söveriz, elin gavırı tarafından eller üstünde
tutulur boynumuza dağdağan takılır. El bize söver yine biz onu el üstünde
tutarız, ben bu işten bir baş çıkaramadım. Toprakta bir şeyler mi var? ehmir mi?
Güyertmir mi? Çıkanlar düz çıkmır, yoksa bizlerin kanlarına mı! bir şeyler
karıştırdılar. Başımın içinde bunların hamısı gezir bir türlü ortada
tutabilmirem. Bir gün önce dediğimiz sözün bir gün sonra arkasında değiliz.
Yapımız, karekterimiz, kişiliğimiz, bir parça olmuş, bunları gördükce elebil
başıma daş tüşmüş kimin oluram. Bununla ilgili, “bir akıllı veya bir deli beni
bu işle teskinleştirsin bende rahatlıyım yoksa gözlerim ağ appak pammıh gibi
ağarıp, heç bir terefi görmürem" dedi. Emim konuştu mu! Ordaki kişiler ister
istemez durur mu?.. Hemen hep bir ağızdan ve teker, teker ifadelerini,
sitemlerini, bilgilerini, ortaya koydular. Gariban çok az danışan biri hele bir
durun dedi; "Ben tülkü tevekkül bir adamım. Niye bu zalım oğlu zalımların
gözleri kördür, bilmiller bunların ne iş yaptığını, gerek bunları bizler diyek
onlar eşide, heç utanmıllar! Bizlerin ağzından bu kelimelerin çıkması onlar için
ölümden beterdir. Gerek onlar da ganacak olsa bu işin peşini bırakmazlar. Mene
hakaret edecek, çıkacak eşihten bir dağdağan, eline bir kağız, boynuna bir tasma
asıp, get daha da devletine, milletine, halkına, ceddine söv diyecekler. Halbuki
bilmiller ki o söyülenlerin cetleri-metleri yok, onların her şeyi alkışlanmak ve
paradır. Menim başıma geldi sizlerede deyim bilin "o zamanlar serneyidi.
Elemderlerde pambıhlarıydı (Pamuk), menim ehtiğim pambığın tohumu bozuh gelip.
Pambığ yerine ekinnen yavşan otu çıktı, suç mende değil, yerdede değil, onun
tohumu bozuh" indi bizlere ihanet edenlerin tohumu bozuh, bizler heç bir şey
yapmamıza gerek yok, onun için derler ya, it de tutsan soyunu araştır öyle tut"
dedi. Bu konuşmaları dinledikten sonra oturup düşünme fırsatını buldum; Benim
gözümde o gariban goca kişi bu sözleri tapıp düzeldip demekten çekinmiyorsa,
milletimizde demek ki bir şeyler var. Bu millet ister istemez yanlış yapanın
yaptığı işi boğazına tıkacak cesareti olduğuna da inanarak birlik ve düzenimizi
bozanlara Cenab-ı Allah fırsat vermesin… O Melunları Mozalan Vursun…
Yorum () |
|
|
|
|
|