haci.jpg
Yazar Adı: Sabri ŞIKTAŞ
Yazar İletişim: Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Anasayfa arrow Sabri ŞIKTAŞ arrow PAMBIĞIN TOHUMU BOZUK….
PAMBIĞIN TOHUMU BOZUK….
Pazartesi, 01 Ekim 2007
OKUNMA SAYISI : 164
Ramazanlığın günü iş güç yok, garın aç, birazda soğuhların tesiri ile üşüdün mü hemen aklınıza biraz ısınma hareketleri yapmak gelir, bunun tek çaresi düşeceksin yollara harda ısınacağın yer, iyi sohbet edip kafanı ayarlayacağın bir semt buldun mu, o yer senin için en ideal ve güzel yerlerden biridir. Ta ki seni ordan "besti di galh get" demedikleri saate kadar orda oturmak en güzel ve lezzetli bir sohbeti kaçırmaktansa o azarları eşitmek en güzelidir. Bende aynısını yaptım; Canım sıkıldı beyhude, beyhude dolaşmaktansa yolumu dönderdim şehrin bir bölgesine yorulana kadar gettikten sonra menzile vardım, vardım ne gördüm benim gideceğim yeri sanki benden önce beletlemişler gibi herkes orada. Demek ki, benim gideceğim yere gidenlerin pek çoğu benim gibi düşünenlerdi ki herkes aynı yolu izlemeye başlamış, demek ki herkes de aynı sıkıntı hasıl olduğundan, işyerlerini bırakarak uzun bir yolu kat edip gelmeyi göze almak bu ramazanlığın günü de her kişinin harcı değil, çünkü gitmek çok zor geriye dönmek ondanda zor. O sohbetten ayrılmak ve yorgun argın ve birde takatsizliği de saydın mı işte o zaman kendisini gösteriyor ramazanlık, ama bunlara ve bu sıkıntılara rağmen orda ki sohbetin tadını alsanız inanın ki "bulgur - gavurma eti ile yapılan pilavdan daha lezzetli olduğunu" göreceksiniz. Benim asıl amacım Emim ile biraz uzun uzadıya sohbet etmekti. Ne yazık ki buna bir türlü fırsat vermediler, Emim ha gözümün içine baktı ki galk gidek başka yerde bir iki çift lafın belini kırah, dercesine hareket yaptıysa da ortam müsait olmadığından kalkamadık. Emim ile sohbeti ileriki sayılara bırakalım. Ordaki sohbeti havadan sudan görmek de doğru değil. Bizlerin o sözüm ona aydınlar var ya, işte onların akıl edemedikleri, siyasilerin bile düşünmekten çekindikleri veya birileri ya sen ne yaptın der diye imtina ettiği fikirleri duvar dibi sohbetlerinde 15-20 kişiye bar, bar bağırarak söylüyorlar. Sohbet dediysek öyle üniversite mektebini bitiren cinslerden değil bunlar düpe düz hayat mektebinden diploma almışlar, o üniversiteliye 5+5+5+ çeker bu zatı muhteremler, o gün birinin kafasına takılan bir mevzu oldu mu, oraya geldiğinde hele durun men bu işin içinden çıkabilmirem, bu nece olacak, bunun bize heyri mi var zereri mi diye sorar ve konu ister istemez açılır, taki ordaki ahali yorulana kadar. Hangisinin çenesi bilgisi biri birinden biraz fazla oldu mu ister istemez onun dediği baskın gelir. Ama yine de ortak kararda mutabık kalınarak ayrılırlar. Yine aynı üslup ve sakin bir edayla Emim; Benim ile konuşamadı ya ister istemez ulu orta attı lafı ortaya; "Bizler nasıl bir milletiz, biz bize söveriz, elin gavırı tarafından eller üstünde tutulur boynumuza dağdağan takılır. El bize söver yine biz onu el üstünde tutarız, ben bu işten bir baş çıkaramadım. Toprakta bir şeyler mi var? ehmir mi? Güyertmir mi? Çıkanlar düz çıkmır, yoksa bizlerin kanlarına mı! bir şeyler karıştırdılar. Başımın içinde bunların hamısı gezir bir türlü ortada tutabilmirem. Bir gün önce dediğimiz sözün bir gün sonra arkasında değiliz. Yapımız, karekterimiz, kişiliğimiz, bir parça olmuş, bunları gördükce elebil başıma daş tüşmüş kimin oluram. Bununla ilgili, “bir akıllı veya bir deli beni bu işle teskinleştirsin bende rahatlıyım yoksa gözlerim ağ appak pammıh gibi ağarıp, heç bir terefi görmürem" dedi. Emim konuştu mu! Ordaki kişiler ister istemez durur mu?.. Hemen hep bir ağızdan ve teker, teker ifadelerini, sitemlerini, bilgilerini, ortaya koydular. Gariban çok az danışan biri hele bir durun dedi; "Ben tülkü tevekkül bir adamım. Niye bu zalım oğlu zalımların gözleri kördür, bilmiller bunların ne iş yaptığını, gerek bunları bizler diyek onlar eşide, heç utanmıllar! Bizlerin ağzından bu kelimelerin çıkması onlar için ölümden beterdir. Gerek onlar da ganacak olsa bu işin peşini bırakmazlar. Mene hakaret edecek, çıkacak eşihten bir dağdağan, eline bir kağız, boynuna bir tasma asıp, get daha da devletine, milletine, halkına, ceddine söv diyecekler. Halbuki bilmiller ki o söyülenlerin cetleri-metleri yok, onların her şeyi alkışlanmak ve paradır. Menim başıma geldi sizlerede deyim bilin "o zamanlar serneyidi. Elemderlerde pambıhlarıydı (Pamuk), menim ehtiğim pambığın tohumu bozuh gelip. Pambığ yerine ekinnen yavşan otu çıktı, suç mende değil, yerdede değil, onun tohumu bozuh" indi bizlere ihanet edenlerin tohumu bozuh, bizler heç bir şey yapmamıza gerek yok, onun için derler ya, it de tutsan soyunu araştır öyle tut" dedi. Bu konuşmaları dinledikten sonra oturup düşünme fırsatını buldum; Benim gözümde o gariban goca kişi bu sözleri tapıp düzeldip demekten çekinmiyorsa, milletimizde demek ki bir şeyler var. Bu millet ister istemez yanlış yapanın yaptığı işi boğazına tıkacak cesareti olduğuna da inanarak birlik ve düzenimizi bozanlara Cenab-ı Allah fırsat vermesin… O Melunları Mozalan Vursun…
Yorum (0)add
Yorum yazın

Kayıtlı üye değilsiniz. yorum yapmak için üye olmalısınız.Yorum sorumluluğu size ait olacaktır.


busy
 

Hava Durumu

Iğdır Resim Galerisi

Iğdır Haritası

Güzel Sözler

 Atatürk Diyor ki:
Sizlere saldırmanızı değil, ölmenizi emrediyorum.
 BuGün:
Uçmaya uçmakla başlayamazsınız.
 BuDakika:
Düşmanlarınızı seviniz,çünkü kusurlarınızı yalnız onlar açıkça söyleyebilir.