|
DÜNYA VE AHİRET ARASINDAKİ DENGE |
|
Cuma, 22 Ağustos 2008 |
OKUNMA SAYISI : 146 Allah ve ahiret gününe inanan kişiler için iki hayat vardır, daha doğrusu insan için ister inansın ister inanmasın iki hayat vardır, dünya ve ahiret hayatı. Dünya hayatı 50-60 bilmediniz 100 sene ile sınırlı, ahiret hayatı ise sonsuz ve ebedidir. Aklı başında olan insanın yapacağı: her iki dünyayı da sürelerinde değerlendirmektir, değerlendirme yeri ise belirli bir zaman ile sınırlı içinde bulunduğu şu dünyadır. O halde kararsız değişken ve geçici olan bu dünya hayatını fırsat ve ganimet bilmelidir. İslam her ikisi (Dünya ve ahiret) arasında dengeyi kurmuş ve korumuştur: “ Allah’ın sana verdiğinden (onun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu ara iste, ama dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sende iyilik yap, Allah’ın sana lütufta bulunduğu gibi sende lütufta bulun. Yeryüzünde bozgunluk isteme fesat estirip durma, çünkü Allah fesat ve bozguncuları sevmez. (Kasas suresi 28-77) “ Kuran-ı Kerim ahiretle helal dünya rızkı ve meşru dünya zevki arasında itidali sağlamıştır, hırsa kapılmadan ifrat (aşırıya gitmeden) meşru yollara başvurarak mal-mülk edinmeyi servet toplamayı hoş görmüştür.
Dünya ahiret dengesi: Yahudilik dünya hayatına Hıristiyanlık’ da dünyadan uzaklaşıp manevi hayata daha çok ağırlık verirken İslam her ikisi arasında uyum sağlamıştır. Hz. Muhammed’in (s.a.a) din ve dünya işleri arasında ideal bir uyum kurması onun en önemli özelliklerinden ve başarısının sebeplerinden biridir.
Bir Hıristiyan olan Müsteşrik (Doğu ülkeler araştırmacı batılı bilgin) Muhammed isimli ünlü eserinde, İslamiyetin Hıristiyanlığa üstünlüğünü ve Hz. Peygamberin (s.a.a) başarısının sebeplerini şöyle anlatıyor: “ İsa’nın vaazında öbürü dünya için hazırlık bu dünyanın nimetlerinden vazgeçmek ile başlar, İslam da ise kesinlikle böyle bir şey yoktur… İslam’a göre iyi bir şekilde kullanmak şartıyla hiçbir nimet kötü değildir. “ (İlmihal cilt 2 sayfa 554)
Dünyası için tembel ve parazit yaşayan kimseyi Hz. Peygamber (s.a.a) ağır bir üslupla kınamış ve telin etmiştir. Allah’a imandan sonra amel (iş ve faaliyet) Kuran’ın en çok önem verdiği kavramlardan biridir. Kuran da şu ayetler dikkat çekmektedir: “ Bir iş ve yorgunluktan boşalır boşanmaz başka bir iş ve yorgunluğa koyul. (İnşirah 94-7)
Ve insan için çalışıp didindiğinden başkası yoktur ve onun çalışıp didinmesi yakında görülecektir, sonra karşılığı kendisine hiç eksiksiz verilecektir. (Necm 40-41)
Tembellik dünya ve ahiretten nasipsizlik demektir. (Hz. İmam-ı Musa-i Kazım (a.s) Vesail cilt 17 sayfa 59)
Ben tembel ve keslan kimseyi hiç sevmem çünkü dünyası için tembel olan ahreti için daha tembel olur. (Hz. İmam-ı Muhammed-i Bagır (a.s) Vesail cilt 17 sayfa 59)
Dünyada zühd helali haram saymak değildir, Allah’ın haram kıldığı şeylerden kaçınmaktır.
Yorum () |
|
|
|
|
|