OKUNMA SAYISI : 154
Seçimler bitti. Birileri kazandı birileri kaybetti. Kimi üzüldü, kimi ağladı...
Ben Yıllardır Hz. Hüseyin'e ağlayanların 23 Temmuz sabahı ağlayacağını bir ay
önce yazmıştım. Ve birleşme gerektiği üzerinde durmuştum..
Neyse olan
oldu geçti. Demek ki, kaderde bunları görmekte varmış. Atalarımız ne demiş "Bir
musibet, bin nasihatten iyidir" diye…
İnşallah herkes dersini almıştır
ve her işte bir hayır vardır diyelim ve güzel bir hikaye ile sizleri baş başa
bırakayım…
Bir zamanlar Afrika'daki bir ülkede hüküm süren bir kral
vardı. Kral, daha çocukluğundan itibaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir
dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü.
Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin
ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi
söylerdi:
"Bunda da bir hayır var!"
Bir gün kralla arkadaşı
birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral
da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir
yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın baş
parmağı koptu. Durumu gören arkadaşı her zamanki sözünü söyledi:
"Bunda
da bir hayır var!"
Kral acı ve öfkeyle bağırdı: "Bunda hayır filan yok!
Görmüyor musun, parmağım koptu?" Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için
arkadaşını zindana attırdı.
Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen
kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla
birlikte avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler.
Ellerini, ayaklarını bağladılar ve köyün meydanına odun yığdılar. Sonra da
odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar. Tam odunları tutuşturmaya
geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını farkettiler. Bu kabile, batıl
inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir
insanı yedikleri takdirde başlarına kötü şeyler geleceğine inanıyorlardı. Bu
korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler.
Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde
gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden
dolayı pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına
başından geçenleri bir bir anlattı.
"Haklıymışsın!" dedi. "Parmağımın
kopmasında gerçekten de bir hayır varmış. İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun
süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum. Yaptığım çok haksız ve kötü bir
şeydi." "hayır" diye karşılık verdi arkadaşı.
"Bunda da bir hayır var."
"Ne diyorsun Allah aşkına?" diye hayretle bağırdı kral.
"Bir
arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir."
"Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum,
değil mi? Ve sonrasını düşünsene?"
Yorum () |
|
|
|
|
|