OKUNMA SAYISI : 166
Iğdır'da hiçbir gerçeği açık açık ifade edemez hiç kimse…
Herkes bazı dengeleri, adabı muhaşereleri gözeterek konuşur ve davranır.
İnsanların biribirine saygılı olması son derece güzel bir davranıştır.
Ancak bu davranış her ne kadar saygı çerçevesinde yürütülse de, yinede
insanlar arasında gizliden gizliye bir yarış doğal süreç içersinde
vardır.
Iğdır'da Doğu Anadolu bölgesinin en büyük camisi inşa edildiğinde,
Allah'ın evi olması münasebetiyle herkes el birliği ile katkıda
bulunmuş ve muhteşem cami her geçen gün yükselmişti. Cami yükseldikçe
heybeti ortaya çıkmakta, ihtişamı görenleri büyülemekteydi.
Bizde bu yörede yaşayan biri olduğumdan ve mezhepsel olarak yanlış
anlamalara mahal vermemesi düşüncesiyle caminin her kademesini
gazetemizde konu etmiş, yardım edilmesini önermişizdir.
Dedimya hepimiz gerek konuşurken ve gerekse yazarken birtakım hassasiyetleri gözetiriz…
Iğdır'da Şia ve Sünni bir arada kardeşçe yaşamaktadırlar.
Acı ve tatlı günlerinde omuz omuza durmakta, etkinliklerde birlikte hareket etmektedirler.
İnsanların biribirine karşı böylesine hassas davranması bazen olumlu eleştirileri de ortadan kaldırmaktadır.
Halbu ki olumlu eleştiriler olduğu vakit faaliyetler daha güzele doğru gider.
Örneğin şehir merkezinde yapılan Merkez Camii şu anki yerine değil de,
daha geniş bir alana yapılsaydı ve etrafında geniş bir bahçesi, önünde
havuzu, namaz öncesi gelen insanların bekleyebileceği boş alanlar ve
dinlenme yerleri, hatta toplu cenaze namazının kılınabileceği bir
musalla taşı olsaydı fenamı olurdu.
İnanıyorum ki ben bu sözleri cami temeli atılmadan önce söyleseydim,
art niyetli birileri bu sözlerimi yanlış değerlendirecek ve ortaya
mezhepçilik hadisesini atacaktı…
Şehrin tam merkezine yapılan Cami binaların arasında boğulmakta, görkemi yüksekte olunduğu zaman anlaşılmaktadır.
Neyse artık yapılmış, geri dönüşü olmayan bir iş üzerinde fazlaca
durmanın bir mantığı yoktur. EVHAMA KAPILMAYA GEREK YOK… Para
piyasalarında ki dalgalanmalara işaret eden Maliye Bakanı Kemal
Unakıtan bir açıklama yapmıştı ve şöyle demişti: "Kimse evhama
kapılmasın, evhama kapılan kendi ayağına sıkar" yani herkes sakin
olsun, sel suları gelip geçtikten sonra sular durulur…
Iğdır'da siyasi dengeler değiştiğinden özellikle Azeri Türkleri aşırı
bir evhama kapılmışlar. Zaten devlet idaresinde olmayan, olanlarda alt
birimlerde şube müdürü olarak görev yapan kişiler endişe ve telaş
yaratarak her gün başımın etini yiyorlar.
Lütfen kimse evhama kapılmasın. Makamlar kimsenin babasının malı
değildir. Eğer bulunduğunuz yerde görevinizden ayrılmanız isteniyorsa
hiç tereddüt etmeden ayrılın ve minnet etmeyin…
Ezilerek, yalvararak, minnet ederek bir yerlerde görev yapacak
olursanız, biliniz ki zaman gelecek kişili ğinizden taviz vermiş
olacaksınız… İnsanlar onurları için yaşarlar, hepimiz onurumuzla,
kişiliğimizle varlığımızı ortaya koyalım, hak mutlaka yerini bulacaktır.
Yorum () |
|
|
|
|
|