OKUNMA SAYISI : 139
Şairin birisi bölgesinde yaşanan gelişmelere isyan ederek “ayaklar baş,
başlar ayak olmuş” diyerek seslenmiş halkına... Doğru demiş olmalı ki
bugüne kadar binlerce köşe yazarı, bilim adamı, siyasetçi bu başlık
altında sözler etmiş yorum yapmışlardır... Bu mısrayı hangi bölgede
dile getirir-seniz getirin, mutlaka okuyucunun söyleyecek bir şeyi
olur... Evet çok haklı söylüyor diyeceklerdir... Çünkü her bölgede
Iğdır gibi hak etmeyen birçok kişi başta, edenlerde ayakta
oturmuştur... Dün bir hocamla telefonda sohbet ederken, moralinin
bozuk, ruh halinin buruk olduğunu hissederek ne oldu hocam hayırdır,
problemmi var dedim. O da bana boşver yaaa... “ayaklar baş, başlar ayak
olmuş” diyerek başka söze hacet bırakmadı... Bende bu sözden
etkilenerek kendimce bir yorum getirmek istedim... Belki getireceğim
yorumdan ders alır, hak edene hak ettiği mükafat verilir, ayaklar başa
geçirilmez diye düşündüm... Iğdır nüfus olarak küçük ama bir okadar da
sıkıntılı bir şehirdir... Tabanda hiçbir sıkıntısı olmayan ilde,
tavanda kurtların ağız ağıza yatması, herkesin birbirinin kuyusunu
kazması, çok çığırtkanlık edenin işinin daha çabuk halledilmesi,
güçsüz, işsiz insanların arkasında kimsenin durmaması, seçilmişlerin
kendi işlerinden başkasının işini düşünmemesi, atanmışların birçoğunun
kendince koyduğu despot kuralların, baskıcı anlayışların çekilmez
olması işi içinden çıkılmaz hale sokmaktadır... Burada herzaman olmasa
da çoğu zaman ayaklar başa, başlarda ayağa oturtulur. Iğdır’ın yakın
tarihine 2-3 yılına şöyle bir dönüp baktığımızda nekadar geri
kaldığımızı fevkale farkedeceğiz. Geçenlerde bir işyeri sahibi
arkadaşın dükkanına gelen pazarlamacı arkadaş, bölgeyi gezdiği için şu
tespiti yapmış, 2-3 yıl önce Iğdır bölge illerine oranla çok hareketli
bir ildi. Şimdi ise bölgenin en hareketsiz ilidir. Yani bizim
tespitimizi doğrular bir bakış açısıyla bakıyor pazarlamacı arkadaş...
Evet bizde aynı sözü defalardır söyleyip duruyoruz. Iğdır ticaret
olarak her geçen gün geriliyor... Seçilmişler, atanmışlar bu durumu
görmelerine rağmen hiçbir girişimde bulunmamakta, sanki her şey süt
liman bir hava estirmeye çalışmaktadırlar... Elbette kimsenin cebine
para koyun diyen yok... Zaten taşıma suyla dönen değirmen birgün yine
durur. Ama esnafın önü açılsa, Nahcivan kapısından ticaret yapma
olanağı sağlansa hiç değilse esnaf, halk evinin günlük nafakasını
çıkarmış olur... Her yeni bir gün yeni bir proje üreti-yoruz. Ancak
henüz netice almış değiliz... Bence yeni projeler üretmek yerine, kısa
va-dede insanlarımızın işsizliğinin önüne geçmek adına Nahcivan
kapısını daha işlek hale getirmek gerekir sözünü yine tekrarlıyorum...
Nahcivan kapısı belki bir saplantı. Ama alternatifi olan buyursun
söylesin ben de kamuoyu ile o bilgiyi paylaşayım...
Yorum () |
|
|
|
|
|