OKUNMA SAYISI : 87
Beşeriz şaşarız. Ülke gündeminden pay çıkarmak istiyorum güzelim
Iğdır'ımıza. Memleketimizin güzel insanlarının yarınlarından ümitsiz
yaşadıklarını görmek üzüyor beni... İnsanların ümidi olmalı, yarınlara
hevesle güvenle bakabilmeliler... Dostlarıyla paylaşmalılar
güzellikleri... Acıları dostlarının varlığıyla unutmalılar... Güzel
olmalı herşey, güzel gözükmeli... Evet güzel olmalı da, nasıl
yapmalı... Bir şehir düşünün ki, orada hiç kimse biri biriyle problemli
olmasın... Herkes etrafına pozitif enerji saçsın... Öyle bir şehir
düşünün ki; idarecileri herkesi bağrına basıp idare etsin... Kimsenin
rengine, duruşuna, fiziğine göre davranmasın... Kapısı sözde değil,
yürekte açık olsun... Derdini söyleyenin derdine derman olunsun...
Herkes potansiyel suçlu gözükmesin... Karşısında konuşana konuşma hakkı
verildiği kadar, söylediklerine azıcıkta olsa itibar edilsin...
Edilebilse var olan problemlerin çözümünde cddi yol alınabilecek...
Güzelim Iğdırda insanlar gittikçe fakirleşiyor... Çaresizlik içerisinde
kıvranıyor... Yanımız da koskocaman sadece ve sadece yolcuların gidip
geldiği bir kapı var. Adı Hasret kapısı, adı Nahcivan kapısı, adı ‘iki
Devlet bir millet’in buluştuğu kapı... Ne yazık ki birkaç yolcunun
gidip gelmesinden öteye bir kapı değil... Eskiden yolları araç
trafiğini kaldırmayan bir kapı... Bir zamanlar saatlerce geçiş için
sıra beklenen kapı... Nede yoğun trafiğe sahipdi görünen umut kapısı...
İşte gitmek için bize kılavuz gerek... Elini taşın altına koyacak
babayiğitler gerek... Siz şairlerin nasıl ortaya çıktığını
bili-yormusunuz? Doğrusu bende bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var, o
da insan derde düşünce şair olur. Sıkıntı insanları ozan yapar, aşık,
şair yapar... Iğdır halkı düştüğü sıkıntının pençesinde bu gidişle iyi
şairler çıkaracak gibi gözüküyor... Ne yapsın garipler, pancar parası
aldılar çoğu kesintiye uğradı... Kiminin su borcuna yetmedi. Kiminin
aldığı krediye kesildi. Kimi kota kurbanı olduğu için ürünü tarladayken
zarar etti... İşte bizim köyümüzde, köylümüzde taaaaa şurada duruyor...
Onları ne arayan var, ne soran... Kimse gitmiyor yanlarına, giden
sadece köylüden istiyor. Söz verenler götürmüyor. Elde avuçta yok, ama
pantolon ütülü neye yarar... Cep boş... Biliyormusunuz sigortacılar
bile bizim köylüye yüz çevirmiş... Kimse meyve ağacını dona karşı
sigortalattıramamış... Dolu sigortası olur demişler ama don riski
yüksek olduğu için hiçbir sigorta yanaşmamış... Vay benim gariban
köylüm... Ülkemizin gidişatından ilimize çıkardığım görüntü sakın
sizleri yanıltmasın... Durumu çok iyi olan, yaşam standartları sınır
bölgesi olmamıza rağmen bizden çok çok iyi olan illerde var. Ama
maalesef bizim ilimizin adı var ama kendi yok... Bulmak için kılavuza
gerek var... Alalım kılavuzumuzu önce icra müdürlüğüne uğrayalım...
Çekler, senetler habire protesto oluyor... Bankalar illallah etmiş...
Verdikleri kredinin büyük bir bölümü ya kefilden, yada icra yolu ile
borçlunun malvarlığı satışa çıkarılarak tahsil ediliyor... Vardamı
vermiyorlar... Kimse parası olduğu halde icralık etmez kendini... İş
terse dönmüş, hesap tutmamış ve sıkıntı icralık etmiştir... Allah
yardımcımız olsun...
Yorum () |
|
|
|
|
|