|
Pazartesi, 12 Aralık 2005 |
OKUNMA SAYISI : 198
Önceki hafta pazar günü Ankara’ya gitmiştim. Sabah er-kenden kalktım ve
servis aracına binmek üzere evden ayrıldım. İçimde bir korku vardı.
Hava çok kirli ve sisliydi. Acaba uçak kalkacakmı, Kars yolu kimbilir
nasıldır? endişesiyle servisimiz hareket etti... Bu arada bildiğim
duaları okumayıda ihmal etmedim... Beni servise bırakan kirvem Zahar
Akkuş’da beni uğurlarken “hava çok kötü acil değilse gitme” dedi..
Gitmem gerektiğini söyledim. Yola çıktık ve tam kiti sınırlarını geçip
Fabrika mıntıkasına geldiğimizde, kirli havadan, sisten eser kalmamış,
güneşli ve temiz bir hava bizleri karşılamıştı... Kars-Ankara pırıl
pırıl güneşti. Hava oldukça temizdi. Geçtiğimiz Cumartesi Ankara’dan
döndüğümde yine hem Ankara hemde Kars güneşli ve açık, temiz havaya
hakimdi... Uçakta beraber seyahat ettiğimiz Dr. İsmail Aba kolundan
rahatsız olduğu için onu kadim dostu İsmet Toka özel aracıyla (Aba’yı)
karşılamaya gelmişti... İsmail Aba, Özel Kadın Doğum Hastanesi Sahibi
Dr. Nejat Yılmaz, Hastane Müdürü Hüseyin Yanardağ ve ben İsmet Toka’nın
aracıyla yola çıktık. Digor’da sigara molası verdiğimizde hava öylesine
temiz ve güneşliydi ki çayımızı dışarıda açık havada yudumladık... Yola
devam ettiğimizde İsmet Toka “birazdan güneşi ararsınız” dedi...
Halıkışlak köyüne inmeden sis bulutlarının heryeri kapladığını gördük.
Sisli ve puslu hava içimizi kararttı... Meğer bir haftadır aynı sis
bulutları Iğdır’ı hiç terketmemiş... Iğdır’dan ayrıldığım süre
içersinde kirli havanın tehlikeli boyutlarını ortaya koymak adına Çevre
Müdürlüğü ile İl Sağlık Müdürlüğü alınması gereken önlemleri kamuoyuna
açıklamışlar... Evet iki gündür temiz havadan kirli havaya geldiğim
için nefes darlığı yaşıyorum. Peki yaşlılarımızı, çocuklarımızı birinci
dereceden rahatsız eden bu sorunumuz nasıl çözülecek.? Yanıbaşımızdaki
doğal gaz ne zaman gelecek? Doğalgaz gelmediği sürece bu kötü havanın
Iğdır’ı terketmeyeceği gerçeğini kim nezaman rapor edecek.? Bu kötü
havanın yarattığı tahribatın faturasını kim ödeyecek? Böyle giderse
Iğdır’da mevye ve sebzenin yetiştirilemez olacağı hiç düşünülmüyormu?
Halkımız doğalgazın gelmesi için neden sesini çıkarmıyor.? Hava
kirliliği şakaya gelecek bir iş değildir. Çok ciddi bir sorun. Gazeteci
arkadaşlar lütfen konuyu defalarca işlesinler. Sivil toplum kuruluşları
harekete geçsinler. Iğdır’ın yeniden kurtuluşu doğalgazla mümkündür.
Aksi halde Iğdır kurtarılmış sayılmaz...
Yorum () |
|
|
|
|
|