
|
Yazar Adı
|
:
|
Dr. Oğuz ŞİMŞEK
|
|
Yazar İletişim
|
:
|
-
|
|
|
|
|
Anasayfa Dr. Oğuz ŞİMŞEK Ecdada Borcumuz
|
Salı, 17 Şubat 2009 |
OKUNMA SAYISI : 1106 Iğdır’da kısa ve ılık geçen kış mevsiminin son günlerinde beklentimiz; küçük çillenin yüzünü buruşturmadan ve bildik çıkışını göstermeden, baharın gelişiyle tabiat dâhil her şeyin yavaş yavaş ısınmasıdır. Neden yavaş yavaş; çünkü bahar mevsimiyle birlikte zaten sıcaklıklar artacak, ancak temennimiz önümüzdeki yerel seçimlerin sıcaklığı da buna eklenerek kavurucu olmamasıdır. Ben yerel seçimler öncesi burada siyasetle alakalı yazı yazmayacağım, zaten yaşamımızın her alanı siyaset. Herkes söyleyeceğini, söylüyor. Iğdır da yaşayan birisi olarak birlik ve beraberliğimizin, huzurumuzun, insanlarımızın bir birine olan saygısının ve sevgisinin seçimden önce de, sonrada devam etmesi en büyük arzumdur, isteğimdir. Bu saydıklarım için elbette bir şeyler yazmaya çalışacağım, çevrenin beklentisi ve bize düşen görev budur. Amacımız sıcaklık ve tansiyon artmadan bunu yatıştırmak, toplumsal huzur, birliktelik, beraberlik için bir şeyler yapabilmektir. Çünkü çok ufak hesaplar yüzünden çok büyük değerlerimizi kaybediyoruz. Kaybettiklerimizin, yitirdiklerimizin maalesef yeri dolmuyor ve geriye gelmesi de mümkün olmuyor. Ben kendi köyüm için burada birçok örnekler vermek isterdim ama ne dilim söylemeye nede kalemim yazmaya yanaşmıyor. Bunların hepsinin canlı örnekleri ortada olduğu için temennim Iğdır’da da tahmin ettiklerimin yaşanmaması. Çünkü uzun zamandır Iğdır da yetişen birçok insanımızın göç edip gitmesine sebep olan ortamları maalesef ortadan kaldıramadık ve gidenlerin yerini ne doldurabiliyoruz ne de yenilerini yetiştirebiliyoruz. Hafızamızı yoklarsak bundan onbeş-yirmi yıl önce giden insanlarımız, ekonomik sebeplerden ve iş aramak, aş bulmak için gidiyorlardı. Son birkaç yıldır topluma mal olmuş, aydın, okumuş, ekonomik bakımdan yeterli ve çevresine yön verecek kapasitedeki insanlarımız gitmek zorunda kaldılar.
Geçen yıl S. Ünsal Bey mecazi anlamda bu insanlarımız için gaçagaçcılar diye bir yazı yazmıştı. Ancak birçok insanımızdan farklı tepkiler gelmişti. Hem bölge, hem de yöre tarihimizde gaçagaç veya kaçakaç denilen olaylar derin izler bıraktığı için çoğunluğumuz bunu duyduğumuz anda rahatsız oluyoruz. Ancak gaçagaç dediğimiz olayın hem geçmişte hem de günümüzdeki arka planı fazlaca irdelenmemiştir. İnsanlar durup dururken neden doğduğu, büyüdüğü toprakları terk etsin. Düzenini bozsun, belirli bir yaş ve olgunluktan sonra başka yerle re gitsin. Serdar beyin tabiriyle Günümüz gaçagaçında neden insanlar Iğdır’dan Adana’ya, İzmir’e, Bursa’ya, Eskişehir’e, Aydın’a, İstanbul’a v.s. yerlere göç etsinler. O zaman durup düşünmek gerekiyor. Bunun arka planında yatanları ortaya çıkarıp çözüm getirmek gerekmez mi?.
Birinci gerçek anlamdaki gaçagaçla ilgili tarihçilerimiz araştırma yapıp ortaya somut bir şeyler bırakmaya çalışmalılar. (Burada şunu da eklemek istiyorum; geçtiğimiz günlerde yayınlanan Sayın Nizamettin ONK Beyin “Iğdır’ın Kurtuluşu ve Çankırılı Şehit Mehmet Çavuş” adlı kitabını okudum. Iğdır da eksik olan bir boşluğu doldurmaya çalışmış ayrıca kendi derlemeleri ve arşiv bilgilerinden yola çıkarak geçmişte yöremizde sadece gaçagaçın yaşanmadığı ve o bunalımlı, otorite boşluğu olan dönemde insanlarımızın Iğdır’ın kurtuluşu için çok yoğun çalışma, teşkilatlanma içerisinde oldukları, ayrıca yöremizin kurtuluş için hangi şartlarda savaştıklarını belgeleriyle ortaya koymuştur. Kendisine bu çalışmadan dolayı saygı ve şükranlarımı sunuyorum.)
Günümüz gaçagaçıyla ilgili tarihçilerimizin değil, toplumumuzda kendisini lider, önder görenler, sivil toplum kuruluşları ve çeşitli iş insanları ile yöneticiler oturup düşünmelidirler. Neden her tayin döneminde yüzlerce insanımız göç edip gidiyor. Bunun yanında bu yıl olmazsa gelecek yıl bende düşünüyorum diyen yüzlerce insanımız var. Yetişmiş ve en verimli çağında bu insanlarımızı memleketlerinden koparan nelerdir. Bunun yanında yatırım yapmak isteyen veya mülk edinmek isteyen birçok insanımızın kafasında neden hep bir soru işareti var. Kanaatimce öncelik bunlara çözüm aramamız gerekiyor, yoksa her seçim öncesi sıcaklık biraz daha kavurucu etkisini arttıracaktır. Aksine gidenler gitsin kalan sağlar bize yeter diyorsak, o zaman kimseye sözüm yok.
Uzun zamandır tedavi gören, sadece Azerbaycan’ın değil bütün Türk dünyasının büyük yazar ve şairlerinden birisi olan Bahtiyar VAHAPZADE Cuma günü yaşamını yitirerek, dünyasını değişmiştir. Şaire Allahtan rahmet diliyorum, hepimizin başı sağ olsun. Yeri zor doldurulacak bu büyük şairin “Ecdada Borcumuz” adlı şiirinin ilk ve son mısralarını buraya bırakıyorum. İsteyenler tamamını bulup okuyabilirler.
İmandan, gümandan, esen külekten
Bu millet bir nice yere bölündü.
Biri öbürünü iğnelemekten
Sanki çevrilerek akrebe döndü.
…………………………
Hakkı yakalarız hak adına
Dil uzun, el kısa, fikir derbeder
Ya Rab! Bu dünyada öz ecdadına
Çirkef atan var mı bu millet kadar?..
Yorum () |
|
|
|
|
|
|
Üyeler
 | 2692 Kayıtlı Üyemiz |
 | 0 Üye Bugün |  | 3 Üye Bu Hafta |  | 5 Üye Bu Ay |  | Son Üye: patapat |
|
Güzel Sözler
Atatürk Diyor ki: Türk milleti millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. BuGün: Engeller gözlerinizi hedeften ayırdığınız zaman gördüğümüz o ürkütücü şeylerdir. BuDakika: Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil.
|