|
Pazartesi, 13 Haziran 2005 |
OKUNMA SAYISI : 71
Yazmış olduğum makalelere okuyucudan olumlu tepkiler almak mutlu ediyor
beni... En önemlisi’de yazının akıcılığı, diksiyon düzgünlüğünden
ziyade içeriğinin halkımızın düşüncelerine tercüman oluşudur...
Herzaman derim, Rahmetli İbrahim Bozyel abim bana “yorum yaptığın zaman
halk diliyle yorum yap” derdi... Bende konuşma diliyle siz değerli
okuyucularımla buluşmayı seviyorum... Böylesi daha samimi... Birkaç
gündür yazdığım yazılara bir hayli tebrik telefonu aldığımdan ötürü çok
mutluyum. (Eleştiri telefonu’da alsam mutlu oluyorum) en azından hatam
varsa düzeltme yoluna giderim. Iğdır garip bir il, gariplik her iki
anlamda da kullanılabilir. Kimsesiz anlamında da kullanabiliriz, garip
farklı olan anlamında da kullanabiliriz. Iğdır gariptir. Çünki kimsesi
yoktur. Ankara’da hiç bürokratı kalmamıştır. Kalanlar yetkisizdir. Ne
iktidar hadi Iğdır’dan bir bürokrat atayalım demiştir, nede bizim
yetkili ve ilgililerimiz böyle bir talepte bulunmuşlardır. Yarın
Iğdır’ın seçilmişleri ve atanmışları Sayın Başbakanla görüşecekler.
Umarız Iğdır’ın sorunları listesine bizim Ankara’da hiç bürokratımız
yoktur ibaresinide eklerler... Aslında “Geripsennnn” hikayesinin tam
yeri ama anlatılmaz ki... İnanın bütün ümitlerim kırılmış... Iğdır’ın
durumu sadece sözlerle idare ediliyor... Yatırımcı devlet kuruluşları
aktivitesini yitirmiş, sağlıkçılar şamar oğlanına çevrilmiş,
eğitimciler farklı değil. Sahipsizlik, kimsesizlik, neme lazımcılık,
sanki Iğdır’da cezalandırılması gereken bir tek doktorlar... Garip’tir
dedik ya... her türlü gariplik Iğdır’dan çıkar. Bunca olumsuzluk
karşısında bugüne kadar bir sivil toplum kuruluşunun açıklamasını
duydunuzmu.? Basın mensupları, yani bizler dahil herkes suyun dere
yatağında aktığı gibi akıp gidiyoruz... Bir yandan ülkemizin
çoraklaşmaması için mücadele ederken, diğer yandan Karakoyunlu ilçesi
arazilerinin çoraklaşmasına göz yumuyoruz. Bir yandan Iğdır’a işadamı
çekmeye çalışırken, elimizdeki işadamlarını çeşitli sebeplerden ötürü
il dışına sürgün ediyoruz. Benim aracımın deposu Iğdır’da 130 YTL’ye
dolarken, Nahcivan’da 30 YTL’ye doluyor. Eğer ben sınır ili olarak bu
imkandan yararlanamayacaksam, peki sorarım neden yararlanacağım?. Yani
illada ben dedim olacakla olmaz, biraz elimizi taşın altına koymasını
öğreneceğiz. Biraz fedakarlık edeceğiz. Biraz halkımızın rahat
yaşamasına olanaklar sağlayacağız. Emniyet kayıtları ortadadır... Mazot
kapanmadan önce ve sonra... Mazot öncesi Iğdır’da kavga, hırsızlık,
dolandırıcılık çok az sayıda olurdu... Mazot kapandıktan sonra kavgalar
arttı, hırsızlık arttı, dolandırıcılık arttı. Sebebini araştırmak
gerekmezmi.?
Yorum () |
|
|
|
|
|