OKUNMA SAYISI : 671
Türkiye'nin ve Avrupa kıtasının en yüksek noktasını oluşturan Ağrı Dağına 30 Ağustos 2006 tarihinde, Mustafa Kemal ATATÜRK'ün doğumunun 125. yılı ve Türkiye Dağcılık Federasyonunun 40. kuruluş yıldönümü sebebiyle 26 Ağustos- 02 Eylül tarihleri arasında düzenlenen 7. Uluslararası Ağrı Dağı Zafer tırmanışına, Iğdırlı Dağcılar ile birlikte tırmanış gerçekleştirdik. Bu tırmanışa Iğdır ilini temsil eden bütün dağcılar büyük bir başarıyla zirveye kadar tırmanışı gerçekleştirdiler ve tüm katılımcılar içinde en kalabalık grubu oluşturdular. Ağrı Dağı, Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan ve İran devlet sınırlarının kesişme noktası yakınında yer almaktadır. Dağın, % 65'lik kesimi Iğdır İli'nde, % 35'lik kesimi ise Ağrı İli Doğubayazıt ilçesi topraklarında kalır. Ağrı, en yakın kentler olan Iğdır'a 15 km, Doğubayazıt'a ise 20 km uzaklıktadır. Ağrı Dağı, çeşitli geleneklerde farklı şekilde adlandırılmıştır. Yakut dilinde "Ağr", Selçuklu Türkleri'nde "Eğri Dağ", bazen de "Ağır Dağ", İranlılar'da "Kûh-ı Nûh", Araplar'da Büyük Ağrı'ya "Cebelü'l-hâris", Küçük Ağrı'ya ise "Cebelü'l-huveyris" isimleri verilmiştir. Ermeniler bu dağa "Massis" veya "Masik" derken, sadece Batı coğrafyacıları "Ararat" demektedir. Ararat adının Nuh söylencesinden geldiği belirtilir. Ağrı Dağı'na Ararat denmesi de, Tevrat'ta geçen Ararat Dağları'nın Ağrı Dağı ile aynı sayılmasından kaynaklanmıştır. "Ararat" Ermenice bir kelime olmayıp Asurlular'ın Urartu ülkesine verdiği addır. "Ağrı" adının Şamanizm devri Türkçesi'nden gelmiş olma olasılığı fazladır. Çünkü Pekarsky'nin Yakut Dili'nin Sözlüğü'nde "Ağr" veya "Ağrı" "Kocaman" ya da "Tanrı" anlamındadır. Ağrı Dağı, çevresi 128 km, yüzölçümü 1.188 km² kadar olan geniş bir taban üstünde yükselen, yanardağ kökenli bir kütledir. Aslında, tek bir kütle değil, Büyük Ağrı (5.137 m) ve Küçük Ağrı (3.896 m) adı verilen iki koni biçimindedir. Bu iki kütle birbirlerinden, yükseltisi 2.700 m'yi bulan "Serdarbulak Geçidi" adlı boyun noktasıyla ayrılır. Batısında yer alan alçak bir geçit Ağrı Dağı'nı, Toroslar'ın doğu ucuna doğru batı yönünde uzanan öteki volkanik tepelerden ayırır. Ağrı Dağı'nın kuzeyinde, ortasından Aras Irmağı'nın geçtiği Iğdır-Erivan Ovası uzanır. Dağın güneyindeyse Doğubayazıt Ovası yer alır. Bunlardan Iğdır ovası, deniz düzeyine daha yakın olduğundan (800 m dolayında), Ağrı'nın özellikle Iğdır'dan görünüşü daha heybetlidir. Çünkü Iğdır Ovası üstünde birdenbire 4.300 m'yi bulan bir yüksekliğe erişir. Ağrı, jeolojik ve jeomorfolojik bakımdan genç, ancak tarihi devirlerde etkinlik gösterdiğine ilişkin bilgi olmayan sönmüş bir yanardağdır. Bilimsel kaynaklara göre, bir zamanlar gerçek bir yanardağ faaliyeti sanılmış olan 20 Haziran 1840 olayı, bir deprem sonucunda dağın kuzeydoğu yamacından kopan ufalanmış kaya kütlelerinin yuvarlanması (kuru heyelân) sonucunda meydana gelmiş, bu olay Arguri Köyü (1.600 nüf.) ile Yakup Manastırı'nı tamamıyla ortadan kaldırmıştır. Büyük Ağrı Dağı'nın yaklaşık 5.000 m yükseklikteki kesiminde, devamlı kar ve buzullarla örtülü bir krater düzlüğü bulunmaktadır. Bu düzlüğün kenar kısımlarında, en son volkanik faaliyet sırasında oluştuğu sanılan tepesi kesilmiş koni biçimli üç parazit tepe dikkati çeker. Bunlardan, krater düzlüğünün doğu kenarında bulunanı, 5.137 m'ye ulaşan yüksekliği ile dağın en yüksek noktasını oluşturur. Krater düzlüğünü örten kar ve buzulların kalınlığı, birkaç yüz metreyi bulduğu tahmin edilmektedir. Bütün önemli dağlar gibi Ağrı Dağı da çevresindeki alanlardan oldukça farklı iklim koşullarına sahiptir. Bunun için dağda iken hava tahmin raporlarına dayanarak ertesi gün havanın nasıl olacağını kestirmek hemen hemen mümkün değildir. Ağrı Dağı'nda su kaynağı bulmak çok zordur. Kuzey yamaçlarında Yenidoğan köyü civarında ve Serdarbulak Geçidi'nde su kaynağı bulunurken, güney yamaçlarında ancak 4200 m dolaylarında su bulmak mümkündür. Dağın üstünde çok büyük ölçüde kar birikmesine karşın, çatlaklar ve andezitik yapı suyu hemen çeker (Hatta güney rotasında 4200 m kapı yakınında eriyen buz ve kar sularının oluşturduğu küçük bir şelalenin sularının döküldüğü yerde yeraltına sızdığına ve kaybolduğuna hepimiz şahit olduk). Dağın yamaçlarında ağaçsı bitki örtüsü çok seyrektir. Dağın tepesine bilimsel anlamda ilk çıkış Frederich Parrot tarafından 9 Ekim 1829'da gerçekleştirilmiştir. Türk dağcıların Ağrı'ya ilk tırmanışları Cumhuriyet Dönemi'nde gerçekleşmiştir. 1937'de Binbaşı Cevdet Sunay, on beş subay ve elli erle birlikte Ağrı Dağı'nın zirvesine ulaşmıştır. Ağrı Dağı turizm açısından daha birçok çekiciliğe sahiptir. Bunlardan biri, dağın heybetli oluşudur. Ağrı'ya bu görünümü veren husus, kaidesinden itibaren 4.300 m yükselmesi ve başının sivri olmasıdır. Çevresinde rakip olacak hiçbir doruğun bulunmaması ona geniş bir görüş alanı sağlar. Hava puslu ve bulutlu olmadığı zaman dağın doruğu Ağrı, Van, Kars ve Bitlis'in yüksek kesimleri ile Ermenistan, Nahçıvan ve İran'ın sınıra yakın kesimlerinden görülebilir. Ağrı Dağı'nın turistik açıdan çekici kılan diğer hususlar; bu dağın doğa sporları, kış turizmi, dağ yürüyüşleri, dağ bisikleti ve yamaç paraşütü için oldukça elverişli koşullara sahip olmasıdır. Ağrı, dağcılık sporu ile uğraşanların aradığı bütün özelliklere sahiptir. Dağda, çıkılması kolay güzergâhlar mevcut olduğu gibi, nitelikli dağcıların aradığı zor tarafları da vardır. Tırmanış mesafesinin yüksek olması ve çıkışın başladığı yere kadar motorlu araçlarla gidilebilmesi de önemli bir avantajdır. Birçok ülkede dağın kaidesine varılabilmesi için bazen günlerce yürümek gerektiği halde, Ağrı Dağı, Doğubayazıt, Iğdır ve Aralık gibi merkezlere gelen asfalt yollarla kolayca ulaşılabilecek bir konumda bulunmaktadır. Dağa çıkış için en uygun zaman ağustos ve eylül aylarıdır. Çıkış ve iniş en az dört gün sürer. 5.000 m'ye yaklaşınca çıkış daha da güçleşir ve tehlikeli olur. Çünkü bu kesimden sonra yamaçların sarplığı daha da artar; sıcaklık da -8 °C ve daha aşağılara düşer. Günümüzde Ağrı Dağı'na çeşitli ülkelerden birçok turist gelmektedir. Bu turizm hareketi, yöre ekonomisine az da olsa bir katkı sağlamaktadır. Ağrı'nın turizm potansiyelinin tam olarak değerlendirilmesi halinde bu gelirin büyük rakamlara ulaşması mümkün olabilir (Tırmanışımız esnasında Ağrı Dağı'na bizimle birlikte birçok ülkeden dağcı katılmıştı). Ağrı Dağı, doğa sporları, kış turizmi, dağ yürüyüşleri, dağ bisikleti ve yamaç paraşütü için oldukça elverişli koşullara sahiptir. Diğer taraftan bu dağın Nûh Tufanı söylencesi nedeniyle diğer dağlara göre daha fazla turist çekme özelliği bulunmaktadır. Ağrı Dağı'nda yüksek bir turizm potansiyelinin varlığını ve değerlendirilmeyi beklediğini söyleyebiliriz. Ağrı dağına yaptığımız tırmanış esnasında Ağrı dağının ilimiz ekonomisine katkı sağlaması için çeşitli gözlemler ve fikir alışverişlerinde bulunduk. Bunları hayata geçirmek, dağın potansiyelini kullanabilmek, sorunlar ve çözüm önerileri için her zaman projelerimizle hazırız.
Yorum () |
|
|
|
|
|