|
Çarşamba, 12 Aralık 2007 |
OKUNMA SAYISI : 278
Hz. Peygamber (s.a.a) ömründe bir kez hac ibadetini yerine getirdi. Yaptığı bu hac veda haccı olarak tarihe geçmiştir. Neden veda haccı denildi? Çünkü Hayber Muharebesinde yediği zehirli etin etkisinin devamı ve Ramazan ayında Hz. Cebrail' in bir defa alışkanlığın yerine iki defa Kuran-ı Mugabeleye geldiği için dünyadan iltihalini hissetmiştir, zaten mübarek hutbesinde de işarette bulunmuştur buna bundan dolayı yaptığı veda haccı irad buyurdukları hutbeye de veda hutbesi denilmiştir.
Resulü Ekrem bu hutbesinde çok mühim ve hayati konuları gündeme getirmiş, insanlığa ve inananlarına önemli sipariş ve telkinlerde bulunmuştur.
Hacılarımızın megbul ve mebrur hac ile sağ sağlim ailelerine kavuşmasını cena bı haktan niyaz ile Resulü ekremin hicretin 10. yılında yaptığı hac esnasında irad ettiği veda hutbesi kayda alınır: Bu hutbe özelde Arafat' ta hazır bulunan Müslümanlara genelde ise bütün insanlığa İslamın cihanı mesajını duyuran, insanların kardeşliğini ve eşitliği, temel hak ve hürriyetlere sahip olduğunu vurgulayan önemli bir belgedir. Bütün alemlere rahmet olan Resulü Ekrem hicretin 10. yılında hac ibadeti esnasında Arafat' ta100000 den fazla hazır bulunan Müslümana hitaben şöyle buyurdular:
- Ey insanlar!
- Sözümü iyi dinleyiniz!
- Bilmiyorum, bu seneden sonra sizinle burada belkide bir arada hiç buluşamayacağım.
- İnsanlar!
- Bugünleriniz nasıl kutsal bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl kutsal bir şehir ise canlarınız, mallarınız, namusunuzda öyle mukaddestir, her türlü tecavüzden korunmuştur. (Bir insanın can, mal ve ırzına tecavüz Kâbe' yi tahrip kadar günahtır.)
- Ey insanlar!
- Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketlerinizden sorulacaksınız, sakın benden sonra silahlanarak bir birinizin boynunu vurmayasınız/ eski sapıklıklara dönüpte birbirinizin boynunu vurmayasınız.
- Bu vasiyetimi burada bulunanlar bulunmayanlara tebliğ etsin bildirsin, olabilir ki bildirilen kimse burada bulunup doğrudan işitenden daha iyi anlayarak daha iyi muhafaza etmiş olur. Hz. Peygamber (s.a.a) ilahi bir feraset ile kendisinden sonra Müslümanların birbirine girip silaha sarılıp boyunlarını vuracağını hissetmiş olmuş gerek ki uyarıda bulundu: Ashabım iman ve takva üzere bulunduğunuz bu günkü halimizi benden sonrada devam ettiriniz kardeş olunuz, birbirinize girip silaha sarılıp birbirinizin boynunu vurmayınız. Lakin Müslümanlar bu vasiyete uymadılar, Müslüman' ın Müslüman' a ettiği eziyet yaptığı kötülük başkalarının yaptığından hiçte az değildir. Bu çirkin durum Hz. Peygamberin (s.a.a) ihtihalinden sonra aralıklı aralıksız olarak günümüze dek sürüp gelmektedir bu hal Hz. Peygambere kıyamet değildir de nedir.
- İnsanlar!
- Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin, faizin (ribanın) her çeşidi kaldırılmıştır ayağımın altındadır. Fakat borcunuz aslını vermeniz gerekir, ne zülm ediniz nede zülme uğrayınız. Allah' ın emri ile faizcilik artık yasaktır, cahiliyeden kalma bu çirkin faizin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım faizde Abdulmuttalibin oğlu (amcam) Abbas' ın faizidir.
- Ashabım!
- Cahiliyet devrinde güdülen kan davalarıda tamamen kaldırılmıştır, ilk kan davası Abdulmuttalibin torunu (amcazadem) Rabiyanın kan davasıdır.
Devamı var
Yorum () |
|
|
|
|
|