Anasayfa
MHP İL BAŞKANI CAHİT EROL "AKP OY KAYBETMEYE BAŞLAYINCA DİN İSTİSMARCILIĞINA YENİDEN BAŞLADI" DEDİ
Salı, 09 Şubat 2010
OKUNMA SAYISI : 487
     MHP İl Başkanı Cahit Erol, son günlerde Türkiye’de yaşanan olaylara değinerek, “AKP iktidarı gün geçtikçe oy kaybetti ve bir devir kapanıyor. Bunu gören Başbakan oyları toparlamak adına din istismarcılığına baş vurarak başörtüsünü ortaya atıp gündemi değiştirmeye başladı.” dedi.
    Erol, yaptığı yazılı açıklamada, AKP’nin 7 yıldır dile getirmediği türban yasağını yeniden hortlattığını ve bunun istismarını yaptığını belirterek şu görüşlere yer verdi:
    “Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste, bugünlerde Türk Devletinin büyük bir kaosa sürüklendiğini hayretler ve endişeler içerisinde izlerken, bir yandanda cenabı hakka dua ederek Allahım sen bu kötü gidişattan devletimizi, milletimizi koru, demektende kendimizi alamıyorduk ki. 3 Şubat 2010 tarihi saat 14:25 de gömülen ölü hortlamaya başladı. Ne idi o gömülen ölü diyeceksiniz değerli hemşerilerim. Evet o gömülen Ölü Türban ve Başörtüsü. En az 25 yıldan fazladır Türkiye Cumhuriyeti üzerinde oynanan karanlık oyunlar ve kötü emeller nihayet yavaş yavaş kimler tarafından oynanıldığı şimdi daha iyi anlaşılmaktadır ve görülmektedir. Bazı illegal örgütler tarafından genç kızlarımızın beyinleri yıkanarak üniversite önünde veya karakol adliye karşısında kendilerini duvarların üzerindeki korkuluklara kelepçeleyerek sözde başörtüsü yasağını protesto ediyorlardı ama ne zamanki A.K.P iktidara geldi şu başörtüsü propagandası bitmiş oldu.Halbuki yine okullara başörtülü girilmiyordu ama emir öyleydi, kimse AKP Hükümetini yıpratamayacaktı ona izinde verilemezdi.Fakat bugünlerde işçi, emekli, bakkallar, tekelciler, memurlar, sendikalar ayaklandı.Ergenekon, mergenekon derken baktılarki AKP gidiyor hemen Gataya başörtülü bir bayanı bırakmamışlar diyerek hemen Gatanın önünde 15 veya 20 Üniversiteli genç kızlarımız eyleme başladılar fakat o esnada Gatadan çıkan başörtülü bayanları birileri onlara gösterince bozuntuya vermeden birkaç bayana çiçek dağıtarak orayı derhal terk ettiler. Malesef bu sefer yoğurt maya tutmamıştı, iftiraları kendilerine kanim olmuştu. Haa şimdi bir bakarsınız bu yazımızın akabinde hemen bir beyanat verebilirler MHP liler başörtüsüne karşıdır gerçi söyleseler de kimse inanmaz ama hatırlatmakta fayda var.
    Çünkü hile ve düzenbazlık üzerine kurulan herhangi bir sistem mutlak ve mutlak çökmeye mahkumdur. Çok değerli hemşerilerim burada bir yazarımızı ve onun 333 sayfalık kitabı olan Musa’nın Çocukları Tayyip ve Emine kitabını da okumanızı tavsiye etmeden geçmeyeceğim. Yazarımız Ergün Poyraz bu kitapta belgelerle öyle konulara değinmiş ki bizleri kimler idare ediyor demeden geçemeyeceksiniz. Çünkü Bülent Arınç, M.Ali Şahin, Tayyip Erdoğan, Kemal Unakıtan, Hüseyin Çelik, Abdullah Gül ve AKP nin üst yöneticilerinin nerelerle, kimlerle beraber hareket ettiğini göreceksiniz.Bunlar yetmemiş gibi Sayın Başbakanımız BOP a, ABD ye, AB ye verdiği sözleri yerine getiremeyince onların söylediği gibi Gata ve başörtülü bayandan Meclis Kürsüsünde bahsedince Oktay Vural Beyde siz sayın Başbakan duygu sömürüsü yapıyorsunuz, yüzlerce bayan Gataya başörtülü girip çıkıyor deyince Başbakan saldırmaya ve hatta hakaret etmeye başladı. MHP ye parti terbiyesi vermeye yeltenince kendi partisinden haberi olmayan Sayın Başbakana 14 Kasım 2009 tarihinde Aydın eski il başkanı ve şimdi AKP İl genel meclis üyesi olan İsmail Hakkı isimli şahısta sana ikinci peygamber benzetmesi yapıyor, söylemine olmaz böyle şey diyerek  Oktay Vural İsmail Hakkının ses kaydını ortaya koyunca da İsmail Hakkıyı AKP den ihraç eden Başbakan bu seferde MHP liler din istismarına başladılar diye kendilerini haklı çıkarmak için saldırmaya başladılar, iftiraya başladılar, yırtınmaya başladılar ama millet her şeyi çok yakinen gördü ve dahasını da millet söylemeye başladı nasıl mı işte şöyle;
1) Elazığlı AKP lilerinde Erdoğana 21 Mart 2009 tarihinde miting için Elazığa giden Başbakana ellerinde ki karton pankartlarla karşılarken şöyle bir yazı gözlere değiyordu. Son Halife Elazığa hoş geldin.
2) Denizli de Tayibi üzmek Allahı üzmektir yazılı kitap dağıtılması
3) Uşakta Erdoğan bizim için peygamberdir yazıları arşivlerde olduğu gibi gazetelerde de yer almış ve bizimde elimizde vardır. Şimdi böyle bir zihniyet ve böyle bir camia bu ülkeye ne verebilir ve bu ülkeyi nasıl idare edebilir. İstismarcılıkla hiçbir yere varılamaz, AKP içerisinde olan samimi Müslüman kardeşlerimize sözümüz asla olamaz o kişilere her zaman sonsuz hürmet ve saygılar beslemişiz ve besleyeceğizde gerçek müminler baş tacımızdır.
Ey Aziz Milletimiz bu kör gidişata dur demeyecekmiyiz.
Yorum (2)add
Riza: ...
Dogru soze ne denir.

Dun bir yazi okumustum,ben pek ihtimal vermiyorum ama ilginc buldum.Sizinle paylasmak icin kopyaladim.

Yorum sizin.

Ben inanmadım ama...
MHP Milletvekili Osman Durmuş'un içinde 'peygamber' sözcüğü geçen Meclis'i karıştıran konuşmayı yapması fikri acaba MHP'nin diplomat kökenli milletvekili Deniz Bölükbaşı'ya mı ait?

Bu soruyu aklıma hafta sonu mutat yemeğimizde ülkemizin siyasi hayatına çok geniş bir perspektiften bakabilen dostum getirdi. Ana yemeği bitirmiş sıra tatlı üzerinden Meclis'teki kavgayı konuşmaya gelmişti ki, birdenbire, "Girişim Ak Parti aleyhine yeni bir kapatma davası açmayla ilişkili olabilir" dedi dostum...

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Meclis'teki kavgadan sadece bir gün önce, kameraların karşısına geçerek, "Yeni bir kapatma davası var mı?" sorusuna doğrudan "Evet" veya "Hayır" cevabı vermek yerine, "Böyle bir şey olursa partiler hisseder" garip mukabelesinde bulunmuştu.

"Partinin hissi mi olurmuş?" diye kendi kendimize sorma fırsatı bile tanımadan, hemen ertesi gün, Meclis 'başörtüsü' veya 'türban' eksenli tanımlanabilecek bir kavgaya tanıklık ediverdi. MHP işin içine 'peygamber' sözcüğünü sokarak GATA'daki yasağı Ak Partililere kürsüden hatırlattı.

Hem de bu yapılanın MHP açısından ciddi bir taban tepkisi doğurabileceği bilindiği halde...

Bazıları 'MHP-tabanı' denildiğinde CHP'li gibi bir tipi akla getiriyor; böyle konularda lâkayt olabileceğini düşünüyor MHP-tabanının... Oysa, 1995 seçimlerine gidilirken MHP'den adaylığını koyan emekli DGM savcısı Nusret Demiral, Bilkent Üniversitesi'nde konuşurken, "Ezan Türkçe okunmalıdır" deyince, MHP seçmeninden büyük tepki görmüştü.

Kim ne derse desin, MHP'nin seçmeni de din-diyanet konularında hassas bir seçmen...

Herkes dikkat etmiş: Osman Durmuş kürsüde konuşmasını yazılı bir metinden yaptı. 'Peygamber' sözcüğünün geçtiği cümleyi nasıl tane tane okuduğunu hepimiz gördük. Partinin lideri Devlet Bahçeli hem konuşma sırasında hem de kavga sürerken kılını bile kıpırdatmadan koltuğuna mıhlı kaldı. Belli ki, konuşma metni üzerinde tartışılmış, o bölümün kavgaya yol açabileceği öngörülmüştü.

Öngörmemiş olsalar bile kavga patlak verdi.

Partinin hassas ve muhafazakâr tabanının böyle bir konunun Meclis kürsüsüne taşınmasından müthiş rahatsızlık duyacağı ve Nusret Demiral'ın gafını da hatırlatıp büyük bir tepkiye yol açacağı düşünülmemiş olabilir mi?

Dostum "Olamaz" kanaatinde. Ona göre, MHP, konuyu kürsüye Ak Parti aleyhine açılması planlanan yeni kapatma davasını tetiklemek üzere taşıdı. Atılan taşla vurulmak istenen kuş Ak Parti'nin parti olarak varlığını sürdürmesini engellemek...

Yargıtay Başsavcısının tetikte beklediği bir ortamda Meclis'in 'türban' yüzünden karışması o uğurda kopan kavga olarak yansıtılabilecek, bu da dava iddianamesinde önemli bir kanıt teşkil edecek, dostuma göre...

"Tıpkı 22 Temmuz (2007) seçimi sonrasında, Tayyip Erdoğan'ın Madrit'te yaptığı türban yasağının kalkmasını arzulayan konuşmasına, 'Getirin anayasa değişikliğini, yasağı kaldıralım' teklifiyle mukabele edildiği gibi" dedi dostum. O teklifi yapan da MHP'ydi...

Ak Parti o teklifin ağırlık taşıdığı bir iddianameyle kapatılmaktan beter edildi; aynı anayasa değişikliğine milletvekilleri oy vermiş, teklifleriyle Ak Parti'yi anayasa değişikliği yapmaya teşvik etmiş MHP'ye ise hiçbir şey olmadı...

Dostum, MHP'nin bugünün ortamında oy kazanıp kazanmayacağıyla ilgilenmediğini, toptan oy getirecek girişimler hesabı geliştirdiğini düşünüyor.

Benim aklım bir partinin başka bir partinin kapatılmasından medet ummasını kabulde zorlandığı için, sözün burasında, lokantadaki kalabalığı bile bize döndüren türden itirazlarda bulundum. "MHP rakibi de olsa Ak Parti'nin kapatılmasını istemez" dedim. "Dinî hassasiyetleri rencide etmekten çok korkar MHP'liler" dedim. Dedim, dedim, ama dinletemedim.

"O zaman, hatırla" dedi dostum. Hatırlattığı şu: 411 oyla kabul edilen üniversitelere başörtüsü serbestisi getirmek üzere MHP'nin de katkısıyla Ak Parti tarafından çıkartılan anayasa değişikliği Anayasa Mahkemesi'nde açılan kapatma davasının en önemli kanıtı haline dönüştüğünde, çiçeği burnunda politikacı Deniz Bölükbaşı'nın bir dost meclisinde, "MHP'nin türban çıkışı tamamen benim fikrim; olaylar güzel gelişti, parti kapatılacak. Zaten amacım Ak Parti'nin kapatılmasıydı" dediğini Habertürk'ten Balçiçek Pamir o sırada yazdı.

MHP'li Bölükbaşı sonradan yalanladı o sözü, ama Habertürk yazarı doğruyu yansıttığında ısrar etti.

"Şimdi de aynı niyetle Osman Durmuş mu görevlendirildi?" düşüncesinin temelinde o olay yatıyor.

Bir partinin bir başka partiye tuzak kuracağını benim havsalam kabul etmiyor. Eski bir diplomatın deneyimli politikacıların önüne düşüp onları bu noktaya getireceği ise büsbütün imkânsız görünüyor gözüme.

Dostum yemeğin sonunda bana inanmaz gözlerle baktı, bozularak ayrıldı.
1

Şubat 09, 2010
Uğur AĞÇAY: ...
Milliyetçi Hareket partisinin 9 şubat günü kuruluşunun 41'inci yılını kutluyor, 9 Şubat 1969'da kuruludğumuzda Hedefimiz TÜRK-İSLAM Ülküsünü Tüm Turan çoğrafyasına yaymaktı o inançtan o ruhtan hiç bir şekilde sapma olmamıştır, olmayacaktırda.

MHP Her zaman Türbanlı bayanlara ve türbanlı üniversite öğrencilerine sahip çıkmış ve 2008'deki Türbanı üniversitelerde serbest bırakmakmak için yapılan anayasa değişikliğinde EVET Oyu kullanmıştır.

MHP'nin 1999'daki seçimlerinde Antalya'dan seçilen Türbanlı vekilimiz Nesrin ÜNAL'ın Meclise girerken Başını açarak girmesini eleştiren AKP Milletvekilleri ve yandaşları neden 2007 Genel seçimlerinde AKP'nin Van'dan Milletvekili seçilen Gülşen ORHAN'ı Meclise girerken Türbanını çıkardı?

Türk Silahlı Kuvvetleri Türkiye Cumhuriyetinin en önemli kurluşu ve kurumudur. TSK İçerisinde 3-5 Subayın yaptığı hatayı ve yanlışlışı hiç kimse Tüm TSK'ya mal edemez.
2

Şubat 09, 2010
Yorum yazın

Kayıtlı üye değilsiniz. yorum yapmak için üye olmalısınız.Yorum sorumluluğu size ait olacaktır.


busy
 

Iğdır Hava Durumu

IGDIRIGDIR

Iğdır Resimleri

Iğdır Haritası

Güzel Sözler

 Atatürk Diyor ki:
Egemenlik verilmez, alınır.
 BuGün:
Arkadan konuşmak yalnız ahlaksızlık değil, korkaklıktır da.
 BuDakika:
Sorun, insanların kendilerine söylenen şeyleri yapmalarını sağlamak değil, söylenmeyen hatta söylenmeyecek olanları yapmalarını sağlamaktır.