Yazar Adı
:
Serdar ÜNSAL
Yazar İletişim
:
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Anasayfa arrow Serdar ÜNSAL arrow İŞGAL EDİLEN TOPRAKLARA KAVUŞMAK İÇİN KAÇ 18 YIL GEÇECEK
İŞGAL EDİLEN TOPRAKLARA KAVUŞMAK İÇİN KAÇ 18 YIL GEÇECEK
Perşembe, 25 Şubat 2010
OKUNMA SAYISI : 678
     Ermeniler tarafından işgal edilen toprakların üzerinden tam 18 yıl geçti….
     Hocalı Faciasının meydana gelmesinden 18 yıl geride kaldı..
     Ermenilerin vahşice yaptıkları katliamın 18. yılını anıyoruz.
     Hocalı’da katliam yapanlar 18 yıldır ellerini kollarını sallayarak serbestçe geziyor…
   Katliamın baş sorumlusu Ermenistan devlet başkanı Sarkisyan yaptığı katliamla övünerek hür dünya basınına demeçler veriyor….
   İnsan haklarından bahseden Hür dünyada bu açıklamaları basından okuyor hiç bir şey demiyor…
   Çifte standart uyguluyor…Halbuki Sarkisyan İnsan hakları mahkemesinde yargılanmalı ve mahkum edilmeli, tıpkı Sırp kasapları gibi…
  18 yıl önce Hocalı da işgal edilen topraklarda dünyaya gelenler şu anda 18 yaşında tam askerlik çağında, işgal edilen topraklar için savaşacak yaşta…  18 yıl boyunca Ermeni zulmünü dinleyerek büyümüşler….
   Yüreklerinde kin ve nefret var… Gözlerinde savaşmak, işgal edilen toprakları geri alma hırsı var…
   3 yıl önce tren vagonlarında yaşayan babası Ermenilerce şehit edilmiş bir Türk çocuğu ile sohbet ettim şöyle diyordu “Ben bir şehit oğluyum atam vatan için şehit olmuştur bende onun yolundan giderek Ermenilerle savaşmaya hazırım. İşgal edilen toprakları kurtarmaya varım. Bu vagonlarda yaşamaktan bıktık .. ! Savaşarak toprakların azat edilmesini istiyorum“ diyordu…
   Aradan 3 yıl geçti, bilmiyorum  hala orada mı yaşıyor…İşi var mı? Hala savaşma duygusu içinde mi?
  Ya “Oğul yaşım 70  korkuram doğma topraklara dönmeden bu vagonlarda ölem gidem gözüm arkada kala Türkiye bize kömey etsin işgal edilen topraklarımızı  azat edek bizde evimize dönek” diyen nine yaşıyor mu?
   Bilmiyorum bilemiyorum… İşgal edilen topraklar ne zaman azad olacak…Kaç yıl daha geçecek…
   Minsk gurubu ne zamana kadar Türk milletini “barış yakın, Ermeniler çekilecek, topraklar geri verilecek“ yalanları ile oyalayacak…
   Hocalı, Türk soykırımının en küçük bir örneği..Ermenilerin Türk düşmanlığının bir göstergesi…Daha katliamın acısı yüreklerde yaşarken, Ermeniler, işgal ettikleri topraklardan çekilmezken, birde utanmadan Türkiye’ye sınır kapılarını açın diyebiliyor…. Ya biz.. . Açılım adı altında Ermenilere kucak açabiliyoruz….
   Hocalı’da şehit olanları, yurdundan uzak kalmış 1 milyon kaçkının acısını unutabiliyoruz… Vatan vatan diye vatana hasret kalıp gözü açık göçüp gidenleri unutabiliyoruz….Tren vagonlarında, yurtlarda tek gözlü odalarda yaşam mücadelesi veren Azerbaycan Türk’ünün acısını kaç kişi yüreğinde hissedebiliyor…
   Sözün özü:  Ermenilerin yaptığı Türk soykırımının 18 yılını geride bırakırken artık “Ya devlet başa ya kuzgun leşe” demenin zamanı geldi ve geçiyor bile…
   2010 yılı vahşi Ermenilere dersini vermek işgal edilen toprakları azad etme yılı  olmalıdır.   Bunu yapacak güç Atatürk’ün dediği gibi ”Azerbaycan Türk’ünün damarlarında dolaşan asil kanda mevcuttur..”
Yorum (8)add
legend_dairly: ...
önce kendi ülkemize bakmalıyız.binlerce sivil vatandaşımızın canına kıyan hain terorörgütü elini kolunu sallaya sallaya gezebiliyor.meslisde cirit atabiliyorsa..yıllarca dağlarda seke sek oynuyup askerlerimizi sehit edenler bu gün büyük bir kutlamalarla harput sınır kapısında karşılanıyorsa...ve bütün bu sacmalıklara DUR diyemiyorsak HOCALİ KATLİAMINA DA asla dur diyemeyiz.
1

Şubat 26, 2010
namk002000680061006btanr0000000000000000: ...
Eskiden "eğri oturup doğru konuşmak" diye büyüklerimiz bir söz ederlerdi. Bu sözün manası aslında sadece "doğru" söylemek demek değildi. Aynı zamanda bir olay hakkında ıncığını, cıncığını derinlemesine ele alıp o olayın vukuu bulmasına dair bütün sebepleri-sonuçları tam isabetle bir "altyapıya" oturtarak fikren çözümleme ortaya çıkartmak anlamına gelirdi bu söz.

Hocalı'da Ermenilerin 1992'de yaptığı katliamın tarihi geçmişine bakınca, Sovyet Rusya'nın dağılmasının basit sonuçları olduğunu zannetmek en büyük hatadır. Rusların esir ettiği milletleri tabi tuttuğu "köle rejiminin" maske değiştirmesi olan sözde "Sovyetlerin dağılması" tabiri dahi palavradır.

Ruslar, İran üzerinden Basra körfezine ve Hint okyanusuna açılma alanlarını devam ettirmek için ve Türkiye'nin Ortasya ile doğrudan temas kurma olanağı bulmasını önlemek için Ermenileri kullanarak Azerbaycan topraklarını (Karabağ) işgal ettirdiler.
Rusların bunu yaptırırken, sözde bizim "müttefiğimiz" olan "BATI"nın hesabına da bu manevralarının uygun düşeceğini ve "BATI"dan bu olaya "sahte itirazlar" gelse de aslında bal gibi gözyumacaklarını enbaştan beri bildiklerini bizim de çok iyi anlamamız gerekmektedir.

Katledilen Türkler olunca, toprakları gasbedilen Türkler olunca kimseden çıt çıkmamaktadır ve bu durum tam 1699'dan beri. yani 300 senedir aynen böyle hüküm sürmektedir.

Peki ama bizim bu Türk Milleti, milletçe bunun şuurunda mıdır?

Milletçe bunun şuurunda olabilmek için, bu milletin "eğitim" politikasının ilkevvela "milli" olması gerekirdi. Cumhuriyetin ancak 50 senelik kısmında ala-külla bu mümkün olmuşsa da artık ayan beyan ortadadır ki eğitim sistemimizin milli oluşunun ruhuna "el-fatiha" denileli 35 sene olmuştur.

Türk Milletinin yeni yetişen genç neslinin artık gayrı milli bir eğitim sistemiyle tarih hafızalarının "BATI"nın arzularına göre dizayn edildiği bir dönem hakimdir.

Böyle giderse bir zaman sonra Türkiye'nin topraklarına da musallat olan gözler "oldu-bittiler" tezgahlasalar dahi tıpkı yok MİNSK grubu, yok bilmem ne konferansıayarlama uyutmacalarıyla gelecek nesillerimize "sineye çekme usluluğu" işte böyle ilk önce "zihinlerde" benimsetilmiş olacaktır.

Bir memleketin eğitim sistemi milli değilse, o devletin vasfı da milli olamaz! Çünkü o ülkenin halkının aklı artık milli olmaktan uzaklaştırılmış demektir.

II. Abdülhamid artık Devlet-i Aliyye içinden "çürümüş kavağa" dönüştüğü halde vilayet ve kasabalarda "taş mektepler" yaptırarak ilk kez "milli maarif vekaletliği" tesis ettirmişti.Onun işlediği enbüyük sevap budur ve ilk meyvelerini bu memleket Kuvvay-ı Milliye'nin teşekkül etmesinde hazır zihin kaynağı bularak toplamıştır.
Bu okulların mezunlarının sonradan Cumhuriyetimizin de bürokrasisini ve milli siyasetlerin izlenmesinde rol oynayan kadroları yetiştirdiğini inkar etmek mümkün değildir.

Balkan bozgunları sonrasında Devlet_i Aliyye (son Türk İmparatorluğu)Balkanları boşaltırken, muhacirler akın akın 400 senelik oradaki Türk topraklarını terkediyordu. O dönemlerde milletin acısı Allah bir daha göstermesin ki en had seviyedeydi. O devirde taş mekteplerde okutulan kitaplarda vatan ve millet şairlerinin ünlü şiirleri sayesinde Türk çocukları şimdikinden 1000 kat daha şuur kapacak mahiyette bir zihniyette yetiştiriliyordu. Çanakkale savaşında bilhassa taş mekteplerde yapılan milli tedrisat, milli maarifçiliğin yarattığı zihniyetler "vatan sevgisi" ideolojisi edinmiş olmakla birinci derecede düşmanın püskürtülmesinde rol oynamıştır. Atatürk de bu mekteplerin talebesiydi.

O gün ki taş mekteplerde okutulan "milli maarif" mekteplerinin (6 sınıflık ilkokullar) ders kitaplarında ilkokul öğrencileri şu şiirleri ezbere biliyorlardı:

Balkan savaşlarında uğradığımız yarayı anlatan "Muhacir Çocuğunun Türküsü" isimli bir şiirde geçen sözler, muhacirlere nasıl davranılması ve onları görünce neler hissetmemiz gerektiğini telkin eden en tesirli sözlerdir. O şiir insanı şimdi bile ağlatacak nitelikte ve vatan sevgisinin nasıl bir ulvi duygu olduğunu insanın kafasına taş gibi vuran bir şiirdir.
Şimdi bile bu şiiri öğrenerek bir Türk çocuğu yetişmiş olsa hiç bu milletin içinden "hain" çıkabilir mi?

111111111

2

Şubat 27, 2010
namk002000680061006btanr0000000000000000: ...
Şiirde geçen sözlerde bir muhacir çocuğu dünyaya gözünü ilk açtığı boşaltılan Balkan topraklarını özlüyor, Anadolu'ya göçettikten sonra kendilerine verilen bölgenin dağını, taşını oralarla kıyaslıyor ama bütün bunların yüreğinin yangınına deva olamadığını şöyle ağlayarak itiraf ediyordu.

"Bu dağ da güzel bir dağ, amma o dağ değil,
Bu bağ da güzel bir bağ, amma o bağ değil.
Bu dereler de şırıl şırıl akıyorlar,
Amma benim çimdiğim derelerim değil.
Bu kuşlar da hep cıvıl cıvıl ötüyorlar,
Amma benim konuştuğum kuşlarım değil.
Hani nerede benim koşuştuğum yerler,
Akşam olunca hava karar ağlarım.
Muhacir çocuğuyum evimi ararım."

Bu şiirin altında "Hülasa-Kıssadan Hisse" yazardı ve muhacirlere iyi davranmamız gerektiğini, onların vatanını kaybetmiş kardeşlerimiz olduğu ve acılarının hiç tükenmez olduğu bahsolunarak insanın doğduğu evini, barkını kaybetmesinin ne ağır eziyet olduğu alatılırdı.

Şimdiki nesile neden "Muhacir Çocuğunun Tüküsü" okutulmuyor?
Çünkü bu nesil büyüyünce vatan topraklarının niçin kaybedildiğini sorgulaması istenilmiyor?

O zamanki maarif mekteplerinde okutulan bir başka şiir ise her zaman her Türk çocuğunun ezbere bilmesi gereken bir şiir değil midir?

Balkan savaşlarında, Seferberlikte, Kuvvay-ı Milliye'de bu şiir bizlere ne demek istiyordu?

"Çiğnendi varlığımız cehriyle kahre,
Doğrandı mübarek vatanın bağrı sebepsiz,
Birgün birlikte bulunmalıyız derdine çare.
Can kardeşi, şan kardeşi, kan kardeşiyiz biz.

Tuttuğumuz yol millet yoludur, halk yoludur.
Ey halk sen yaşa, varol!
Zulmün topu varsa, halkın da gülmez, dönmez yüzü vardır.
Ebedi sönmez her gecenin bir gündüzü vardır"

Rus tankları 1992'de Azerbaycan Türk'ünün üstüne sürüldüğünde aynı şiiri okuyan Azeri Türkü gençleri ağlayarak televizyondan izlemedik mi?

Bu şiirleri ilkokuldayken yeni yetişen genç nesillerimiz öğrenerek yetişirse, büyüdükler vakit geçmişten bugüne neyin sorgulamasını yaparlar?

Böyle bir millet nasıl bu hale getirildi, niçin geri kaldı?
Topraklarımızı nasıl kaybettik? Neden geri alamadık ve daha hala niçin kılımızı bile kıpırdatmıyoruz diye sorgulamazlar mı?

Bu millet, bu devlet niçin kuvvetlenip dimdik durup misak_ı millisini dahi neden tekemmüm ettiremiyor?

Başına çuval geçirttirip, üstüne yular taktırıp ucunu ABD'nin, AB'nin eline verdirirsen, çalışmazsan, mefkuresizsen iki paralık Ermeni'nin yaptıklarını bile sinene çektiriyorlarsa işte böyle olur.

Hocalı katliamında bizden iki tane helikopter gönderip Karabağ'da uçurtmamızı istedi Azerbaycan Türk'ü. Biz ne yaptık?
Başımızı kuma soktuk, kuma! Çünkü Ammerika böyle istemiş!!!!

Eğitim milli olmayınca hiç millet şuurlu olur mu, hiç o devletin milli siyaseti varolur mu?

Ondan sonra da vururlar ağzına tokadı, alırlar toprağını elinden, sen de mel, mel bakarsın!!!

Senin başvekilin kilise açıyor!!!!!!!!
3

Şubat 27, 2010
namk002000680061006btanr0000000000000000: ...
3333

Senin başvekilin Endülüs Emevi devletinin en ünlü camisini Katolik Hristiyan katedraline çeviren bir ülkenin başbakanı ile medeniyetler ittifakı adı altında "eşbaşkanlar" olarak ziyarete gidiyor. O cami iken kiliseye çevrilmiş mekanı adeta; "Ne güzel etmişsiniz, elinize sağlık" dercesine utanmadan, sıkılmadan gezebiliyor!
O sırada Suriyeli bir Arap hiddetlenip ayakkabısını kime atmıştır?
O Arap bile dayanamadı vaziyete...AKP'nin medyası hemen örtbas etti bunu.....

Madem Amerikanın atadığı eşbaşkan isen, öyleyse Ayasofyayı camiye çevir ve o İspanyol misyon partnerini davet edip gezdir orayı bakalım adam geliyor mu gezmeye?

O Endülüs camisini kiliseye çevirenleri memnun etmek için mi gittin oraya. Hz. Peygamber'i hiçe saymak değil midir bu yaptığın?

Sn. Serdar Ünsal. Bu durumu bir müftüye danışsana. Bu vaziyet zul müdür, değil midir dinen?

Sn. Serdar Ünsal, sen hangi Hocalı katliamına tepki gösterilmesini bekliyorsun daha?

Senin başvekilinin milli mefkuresi yok!
Senin başvekilin eften püften şiir okur ama, yukarıdaki şiirlerin tek sözünü bile bilmez!
Onu başvekilliğe hazırlayanlar hiç Batı’nın çıkarı aleyhine şiir öğrenmesine sebep olabilirler miydi?

Onun öğrendiği şiirlerin alayı da Türk Milletinin beşiğini sallama ninnileridir.

Sen kendine evvela yukarıdaki şiirleri daha nenesinin kucağındayken öğrenmiş bir başbakan bulamadıkça, evvela Kayseri'de "kiliseleştirme" projesini adamlar tekmil edecekler. Ondan sonra her tarafta aynısı olacak. Bu gidişle bu memleketin yeni yetişen genç nesillerini önce erkeklerini küpeli görmeye alışmışken, sonra da boyunlarını "istavrozlu" görmeye alışacaksın ve bunun adı "demokratik açılımlar" diye sana da yutturulacaktır!

Amerika'nın Ankara büyükelçisi Kayseri'de kiliselerin açılmasını yerinde izleyip rapor etmek için ziyarete gitmiş.

Büyükelçi ziyareti sırasında diyor ki; " Kayseri, bizim ülkelerimiz arasındaki ilişkilere kilit teşkil edecek öneme haizdir" diyor! 81 vilayetin önemi yokmuş, ama Kayseri kilit önemdeymiş iyi mi? Çünkü neden?

Sn. Serdar Ünsal, senin MHP partinin başı olan müthiş Türk Milliyetçisi geçinen o beyefendi ise bu tezgahın arkasını göremiyor mu, sağır mı, ahraz mı? Yoksa Kayseri'nin "kiliseleştirilmesi" projesinin Vatikan'dan icazetli olarak; "Üçüncü bin yılda Anadolu'dan başlayarak İslamiyet'in defterini düreceğiz" diyenlerin projelerinin tatbikata konulması için Kayseri'nin "Pilot=Kilit" mıntıka seçildiğini itiraf eden ABD büyükelçisine ayıp olmasın diye mi yutkunuyor?

Sn. Serdal Ünsal, hadi bir köşe yazısı yazıp bunu MHP'nin liderine sorsana... Ammerikan elçisi Kayseri’de AKP’nin açtırdığı kiliseleri teftişe mi gelmiş, yoksa Kayserilinin namlı pastırmasını, sucuğunu yemeye mi müptelaymış?
Bunları yaz da köşende Türk Milleti uyansın, madem ki Kayserililer uyanamıyorsa bari...

http://www.kayserihavadis.com.tr/haber_detay.asp?haberID=1960

http://www.kayserihavadis.com.tr/haber_detay.asp?haberID=1924

http://www.kayserihavadis.com.tr/haber_detay.asp?haberID=1360

http://www.kayserihavadis.com.tr/haber_detay.asp?haberID=1917
4

Şubat 27, 2010
BUYUK_TURK: ...
DİŞİMİZİ GÖTERMESEK,18 YIL DEĞİL 180 YILDA GEÇSE ALAMAYIZ..
5

Mart 01, 2010
kemalettin: ...
Amerikan büyük elçisi Kayseriye sucuk yemeye filan gitmemiştir. Elçinin canı sucuk çekse Kayserilinin sucuğuna ne hacet ki. Ankarada Kayseri sucuğunun en namlı markalarını satan dükkanmı yok.

Beypazarı sucuğu var. Nah böyle!Elçinin derdi sucuk olsa Beypazarına giderdi.

Beypazarlılar elçinin gelmesini istiyorlarsa bir kilise açsınlar. Ertesi günü elçi oraya gidecek ve "Beypazarı iki ülke arasında kilit öneme haizdir" diye konuşacaktır.

Denemesi bedava hemşerim. Aç kiliseni, çağır elçiyi, yedir sucuğunu. İkrama nasıl geçiyormuş gör!

Amerikan elçisinin Kayseride açılan kiliseler hakkında kendi hükümetine rapor vermek gayesiyle inceleme yapmaya gittiği ileri sürülüyor.

Geçen yıl İsviçrede Ermenilerle gizli protokol imzalayanlar sadece Iğdır kapısının açılması için değil, Kayseride kliselerin açılmasınıda gizli söz vermiş diyorlar.

Kayseride protestan yok iken birden bire protestan yapılanması nasıl başlamış olabilir. Protestan Ermeni varetme planının Amerikan kiliselerinin misyonerlik faaliyeti olarak tarihte ortaya çıkarıldığı bilinmektedir.

Kayseri acaba kiliseler kentinemi dönüştürülecek. Amerikan elçisi Kayseriyi neden Amerika için kilit öneme sahip kent ilan etti. Protestan kent yaratma planı için Kayserinin pilot seçildiğinin bir itirafı değilmi bu açıklama.

Kayserinin büyük sanayicileri kiliselerin açılmasına elaltından fon sağlamışlarmı. Amerikayı kilise açarak memnun ettikçe Kayseri "model ortakla" sağlanan dinler arası diyalog tezgahıyla "kilisesel dönüşüm" kentimi olacaktır.

Kayseride yayınlanan yerel gazetelerin verdiği haberler düşünen insanları daha bir başka ihtimalleri akıllarına getirmeye zorluyor.

Ermeninin Iğdır toprağında gözü olduğunu ve gayesine ulaşmak için hangi siyasi-terörist-hain mihrakları perde arkasından yönelttiğini anlamak zormu.

Herkes İsviçrede alkışlar arasında ABD-AB-RUS elçilerinin arkada dikilirken imzalan protokol icabı Iğdırda sınır kapısının açılması durumuna bakarken arkadan Kayseride yerden bıtırak biter gibi Ermeni kiliseleri açılması ne iştir.

Herkesi Iğdıra baktırırken protokol imzacılarının arkasında dikilenler, yoksa arkadan dolanıp Kayseride iki puan götürme peşindemidir.

Iğdırlılar bundan sonra Iğdırda nelerin tezgahlanacağını anlamak için Kayseride olup bitenleri daha çok takip etmelidirler.

Kayseri gazeteleri Allahtan gözü açık görev yapıyorlar

KİLİSELERE MADDİ DESTEK VERİLECEK Mİ haberinin linki aşağıdadır.

http://www.kayserihaber.com.tr/giris.asp?kanal=haberler&id=10410

ERMENİ KİLİSESİ PAZAR AYİNİNE AÇILIYOR haber linki aşağıdadır.

http://www.kayserihaber.com.tr/giris.asp?kanal=haberler&id=10338

ERMENİ AÇILIM POLİTİKASI VE KAYSERİ makale linki aşağıdadır.

http://www.kayserihaber.com.tr/giris.asp?kanal=koseyazilari&id=1323

KAYSERİ PROTESTAN TOPLULUĞU DA NEYİN NESİ? makale linki aşağıdadır.

http://www.kayserihaber.com.tr/giris.asp?kanal=koseyazilari&id=798
>>>>>>>>>
6

Mart 03, 2010
kemalettin: ...
IĞDIRLILAR BUNDAN SONRA DAHA UYANIK OLSUNLAR. ANADOLUNUN TAM ORTASINDA BİR IĞDIR DAHA VAR BUNDAN SONRA. KAYSERİ, KAYSERİ!

Ermeni talepleri dümeniyle kimlerin ne yapmak istediği ufak ufak belli oluyor.

Bu gidişin sonunda Bizanstan özür dileyin derlerse şaşırılmasın.
Onun içinde bir prokol imza merasimi yaparlar. Alparslan, Fatih, Kanuni, Atatürk millet iradesiyle sandıktan gelmedikleri için yaptıkları icraatlar demokratik değildir diye gerekçe ileri sürer Batı'lı ortaklarımız.

Bize artık Anadoluyumu boşaltın derler yoksa hadi neyse orada kalın ama protestan olmanız şartıylamı derler bilinmez.

Adamlar 15 Mayıs 1919 da Anadoluyu boşalttırmak için zaten İzmirden bulaşmamışlarıydı işe. Demekki hayal değilmiş bunlar. 91 sene önce olmuşu var bu işin!

Adam seni topuyla tüfeğiyle yıkamadı o zaman. Şimdi ne malum kiliseynen miliseynen şansını denemediği.

Bizde düşünür taşınırız ve Batı'lı ortaklarımızın "haklı" olduğunu kabul eden siyasetçileri sandıkta seçeriz zaten...

Atalarımız boşuna dememişler "GİZLİ ALAN AŞİKARA BUZALAR" diye..

Gizli protokoller çiçek açıp meyvelerini vermeye başladı..
Anadolunun ortasında kilise kuleleri kentleri "Avrupa-Amerika kentleri" görünümüne büründürüyor.

Lan vallayi helal olsun. ABye giremedik sanıyorduk ama çoktan AB bize girmeye başlamış. Hemde Kayseriden başlamış. Bu kadar çok kilise Batı'da yok.

Bundan sonra kalkınmak isteyen kentlerimize Kayseriyi örnek gösterecek Batı'lı ortaklarımız. "Ne kadar çok kilise, o kadar çok yatırım, iş, istiham" diyecekler. Aha görürsünüz aynen böyle olacak.

Amerikan elçisi Kayseriyi kendileri için "kilit kent" ilan etmekle 130 senedir ABD'nin Anadoluda çevirmek istediği tezgahı itiraf etmiş oldu.

Bir zamanlar "Küçük Amerika olacağız" diyenler varmış. Noksan söylemişler. Bu sözün başına "Protestan" eklemeyi unutmuşlar galiba. Şimdiden sonra protokol mırotokol derken "noksanlık" giderilecekmidir nedir.

Seçmen vatandaş bir sabah kalktığında evinin karşısında kilise görmeye çok teşneysen eğer sen yine sandığın başına gidince "istikrar, refah, ekonomi, müteyettinlik" niyetine bu kafayla oy atmaya devam et.

Kiliselerimiz, çanlarımız Kayseriye hayırlı uğurlu olsun. Bu kiliseler çoğaldıkça bolluk-bereket, iş-istihdam gani gani gelir belki.

Dinler arası diyalog ağacı çiçek açtı, meyve veriyor. Kilise bolluğu bunun ispatıdır. Bir zamanlar kiliseler cennetin en ala köşklerini özelleştirip satarmış. Biz o işi vatanın topraklarını parayla satarak yapıyoruz. Bunun adıda liberal ekonomi oluyor.
Mezarlıklarda ecdatlarımızın kemikleri sızlarsa sızlasın. Biz artık öyle bir nesil oldukki boğazımıza bugün girene bakar olduk.

Bundan sonra bizden hayır çıkmaz!
7

Mart 03, 2010
canbala76: ...
iran savaş'tan çıkalı yıllar oldu,ama savaş ve savaşta olanları halen sıcak tutuyor,tv lerde devamlı o acı günleri gösteriyor,millete o acıyı unutturmuyor.....Bizimkiler sanki galipmiş,sanki ermeni topraklarını işgal etmişlerde,Azarbaycan tv'lerini açtığımızda, çal oynasın esger emi'den başka bir şey gösterilmiyor....Bu zihniyetle(asla değişmiyecek bir toplum )18 yıl değil 180 miliyon yıl geçsede o topraklar geri gelmiyecek..( inşallah ben yanılırım ama !!!)
8

Mart 11, 2010
Yorum yazın

Kayıtlı üye değilsiniz. yorum yapmak için üye olmalısınız.Yorum sorumluluğu size ait olacaktır.


busy
 

Iğdır Resimleri

Güzel Sözler

 Atatürk Diyor ki:
Memleketin ellide biri değil, her tarafı tahrip edilse, her tarafı ateşler içinde bırakılsa, biz bu toprakların üstünde bir tepeye çıkacağız ve oradan savunma ile meşgul olacağız.
 BuGün:
Dostlarınız azaldığı derecede ölüme biraz daha yaklaşmışşınızdır demektir.
 BuDakika:
Düşmanlarınızı seviniz,çünkü kusurlarınızı yalnız onlar açıkça söyleyebilir.