Yazar Adı
:
Cabbar ŞIKTAŞ
Yazar İletişim
:
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Anasayfa arrow Cabbar ŞIKTAŞ arrow ANLAYAN ANLAMALI...
ANLAYAN ANLAMALI...
Pazartesi, 29 Mart 2010
OKUNMA SAYISI : 831
    Bir hikayeyle başlamak istiyorum yazıma, bu hikayeyi okuyup anlamayana, yine de dilimizin döndüğü kadar anlatmaya çalışalım…
    Hikaye şöyle başlıyor…
    Günlerden bir gün şeytanın yolu bir köye düşmüş.
    Keyfi yerinde olan şeytan, sırtını bir ağaca dayamış ve buzağısı kazığa bağlı olan ineği sağan genç bir kadını uzaktan izlemeye başlamış. Şeytan, kadını epeyce izledikten sonra yerinden kalkıp kazığa bağlı buzağının ipini biraz gevşetmiş.
    Buzağı bu, az ötede annesinin sütünün kovaya sağılmasını aç karnıyla izlemeye daha fazla dayanamamış. Buzağı yerinde debelendikçe boynundaki ip biraz daha gevşemiş ve sonunda yular hepten çözülmüş. Koşarak annesini emmeye giden buzağı, süt kovasına çarpmış ve bütün sütler yere dökülmüş. Sağdığı süt ziyan olunca siniri tepesine çıkan genç kadın, eline geçirdiği odunu buzağının kafasına vurmasıyla yavru kan içinde yere yıkılmış. Yavrusuna saldırılmasına kayıtsız kalmayan inek bir tekmede kadını yere serip öldürmüş.
    Uzaktan geçmekte olan kadının kayınpederi,ineğin gelinini öldürdüğünü görüp, elindeki tüfekle ateş ederek ineği öldürmüş. Silah sesini duyan koca koşup gelmiş. Karısını yerde cansız yatar, babasını da elinde tüfekle görünce, belinden silahını çekip, tek atışta babasını öldürmüş. Kısa bir süre sonra gerçeği öğrenen genç adam bu kadar acıya dayanamayacağını düşünüp, bir kurşun da kendi kafasına sıkarak canına kıymış.
    Bütün bu olayları bir kenardan izleyen şeytan, Bu felaketi de bana yüklerler. Buzağının ipini gevşetmekten başka ben ne yaptım şimdi demiş.
    Eminim ki hepiniz okuduğunuz hikâyeyi gözünüzde canlandırmış, yaşanan trajedinin bir hiç uğruna yaşandığının altını çizmişsinizdir…
    Hikaye bizlere birde şöyle demek istiyor… Sorgulamadan, gördüğümüzle yetinerek karar veren,  önyargılı davranan, sebeplerini araştırmayan bir toplum olduğumuzu anlatmaya çalışmaktadır…
    Buzağının ipini gevşettiler, bir ev yok oldu…
    Buzağının ipini gevşettiler, bir şehir yok oldu…
    Buzağının ipini gevşettiler, bir ülke yok oldu…
    Bu yok oluşları istediğimiz kadar çoğaltabilir, yorumlayabilir, öz eleştiri listemize ekleyebiliriz… 
    Ne yaparsak yapalım, sonucu değiştirmedikten, birbirimizi görünce rahatsız olduktan sonra, şeytanın ipi gevşetmesi yeterli olacaktır…
    Kısadan hisse çıkaran, şapka çıkaran, düşünür gibi yapanlar bile birçok şey anlamışlardır…
Yorum (1)add
derin dn00630065: ...
Milletimizin,dahası Iğdırımız'ın düştüğü durumu, bundan daha iyi bir hikayenin özetlemesi mümkün değildi, tebrik ederim.

İşimiz gücümüz hep suçlu aramak!...Herkes kendi nezdinde haklı,hep başkaları haksız.Doğruları kendimizden başkası bilmez,aksi düşünen haindir.

Başımıza gelenler hep birbirimizi yememiz yüzünden yaşanmadı mı?Yaşanan müsibetlerden ders alınacağını sananlar yanıldılır.Gittikçe derinleşen, derinleştikçe kutuplaşan, kutuplaştıkça zıtlaşan bir birini öteleyen, beğenmeyen ve hatta düşman kesilen bir toplum haline geldik.Çıkar ve menfii duygular bütün benliğimizi sardı.

Söze gelindiğinde mangalda kül bırakmayan,birlikten dirlikten,bütünlükten bahsedenler;... koltuk kavgasına gelindiğinde! ya yapmayın etmeyin...sen olmazsan ne olur, yenileri gelsin, yeni heyecan, yeni duruş,yeni kan olsun. Yıprandınız, halk mütabık kalmıyor sizde, ne sen ne diğeri!... dendiğinde, hemen başlarlar karalamaya, yıkmaya, dökmeye, ötelemeye.Ve hatta öyle hale getiriverirler ki; devlet hainlerinden, terörden daha aşağı görüverirler seni.Sen ha, beni ha!...kimsin sen, birde sen olma diyor.Benden iyisimi var,benden güçlüsü mü var, hizipçi hain, sen nasıl böyle laf edersin;... kesin sen şu karşı rakip varya, onun adamısın. Ulaaa çekin bunun ipini.

Anlattığınız hikayenin sonu onurlu bir duruşun simgesi.Bu olayları kendine yediremeyen,bu acıya dayanamayan adam kafasına sıkıyor.Iğdır'ı bu hale getirenlere kafanıza sıkın demiyoruz, çekilin diyoruz,ona bile cesaret edemiyolar.

Yok arkadaş yok...bu iş çığrından çıkmış. Iğdır, geri dönülmez bir yola girmiş her geçen gün de derinleşmektedir.Amaç ve emelleri belli olan bir kesim iderenin sahibi olmuştur.Bu hal ve tutumumuzla yarın bunların iyisini bulup bari iyisine, ılımlısına oy vermek için arayış içine gireceğimiz gün gibi aşikar.

Çok mu karamsarım?...ben izlenimlerimi,gördüklerimi anlattım.Aksini idda edenler varsa, gerekçeleriyle birlikte hayel ürünü değil, var olan konjektürü ve durumumuzu göz önüne alarak nasıl birlikte harekat ederiz yazsın da öğrenelim.
1

Mart 29, 2010
Yorum yazın

Kayıtlı üye değilsiniz. yorum yapmak için üye olmalısınız.Yorum sorumluluğu size ait olacaktır.


busy
 

Iğdır Resimleri

Güzel Sözler

 Atatürk Diyor ki:
Sizlere saldırmanızı değil, ölmenizi emrediyorum.
 BuGün:
Uçmaya uçmakla başlayamazsınız.
 BuDakika:
Harikulade seyler ancak içlerindeki bir şeyin koşulların üzerinde olduğuna inanma cesareti gösterenler tarafından yapılmıştır.