oguz.jpg


Yazar Adı: Dr. Oğuz ŞİMŞEK
Yazar İletişim: **



Anasayfa arrow Dr. Oğuz ŞİMŞEK arrow Benim Coğrafyam Tuzluca (I)
Benim Coğrafyam Tuzluca (I)
Pazartesi, 01 Ekim 2007
OKUNMA SAYISI : 295
Uzun zamandan beri Tuzluca ve Tuzlucalılar hakkındaki duygularımı, düşüncelerimi, gezi ve gözlemlerimi, bunlardan çıkardığım sonuçları yazmak istiyordum. Neden Tuzluca veya Tuzlucalılar hakkında? Bilindiği gibi her coğrafya kendi içerisinde sakladığı değerle güzeldir. Her bir köşesinde değişik tatlar ve renkler barındırdığı için aslında her coğrafya görmeğe değer güzelliktedir. Hatıraları tazelemeğe güzeldir. İçerisinde sakladığı gizli anılarla, gizemlerle, düşlerle güzeldir. Belki kendi insanları bu güzellikleri bizzat gördüklerinden, içinde yaşadıklarından dolayı, o an farkında değildirler ama uzak kaldıklarında daha fazla özlemini duyarlar. Bu insanlar oralara gidemeseler de, göremeseler de tüm güzelliklerinin hayalini kurarlar, hasretini çekerler. Benim coğrafyam Tuzluca bütün bu güzellikleri içerisinde saklamaktadır. Yüksek tepelerin ve bu tepelerde rengârenk açan çiçeklerin olduğu bir yerdir… Kışın bembeyaz örtünün kapladığı, yazın gürül gürül akan derelerin, yemyeşil vadilerin bulunduğu yerdir… Mis gibi kokan, insanı ferahlatan doğanın, buz gibi bulakların sularının akıttığı bir yerdir…. İnsanlarının yapmacıktan uzak, saf ve doğal, oldukça misafirperver olduğu bir yerdir, Tuzluca…. Yaklaşık yedi yıl süren ve konusunu Tuzluca ilçesi oluşturan "Yüksek Lisans ve Doktora Tezlerimi" bu coğrafya üzerine hazırladım. Bundan dolayı Tuzluca'yı konu alan veya Tuzluca'dan bahseden çeşitli kaynak ve yayınları tarayarak burası hakkında daha detaylı bilgiler edindim. Daha da önemlisi Tuzluca ilçesini, birçok köy ve yaylaları ile birlikte gezerek, yerinde gözlemlerde bulundum. Aradan geçen bu zaman diliminde bu coğrafyayı bir Tuzlucalı kadar tanımaya ve bir Tuzlucalı gözüyle görmeye, düşünmeye çalıştım. Bu arada Tuzluca'da birçok dostlarım oldu, birçok insandan yardım gördüm, misafiri oldum, birçok ortak anıları paylaştım. Burada sizlerle çok ilginç olan bir anımı paylaşmak istiyorum. Eylül ayının ortalarıydı çok değerli arkadaşım İbrahim DİZMAN Beyle Tuzluca'nın yüksek tepe ve dağlarında Gaziler Deresi ile Göktaş Derelerinin su bölümü sahasını ve bazı köyleri yerinde görmek için yola çıkmıştık. Uzun ve yorucu bir günün sonlarına doğruydu, Yukarıaktaş ile Uğruca köyleri arasında bir alandan geçiyorduk, yanımızda fotoğraf makinemiz, kameramız ve içerisinde çeşitli evraklarımızın bulunduğu çantamız vardı. Uğruca köyü yakınlarında fazla uzun olmayan orta boylu, yaklaşık altmış, altmışbeş yaşlarında, yörenin topoğrafik ve iklim özelliklerini üzerinde taşıyan birisi ile karşılaştık. Selamlaşma ve hal hatır sormalardan sonra bizi bu şekilde görünce önce ısrarla evine davet etmek istedi ve bize bir çay ikram etmeden bırakmayacağını söyledi. Biz bu isteğinden ve misafirperverliğinden dolayı teşekkürlerimizi bildirdik, saatin oldukça ilerlemiş olduğunu artık bir saat içerisinde havanın kararacağını, bizim Iğdır'a dönmemiz gerektiğini söyleyerek ikna etmeye çalıştık. Ancak bizi şaşırtan bir şey söyledi. "yeğenim bilgisayarınız yoksa sizinki boş işdir". Bizler çok şaşırdık ne bilgisayarı… ne boş işi…. Biraz daha konuşunca durumu anladık. Ancak bizim hangi amaçla burada olduğumuzu açıklayarak, ikna etme çabasına tutuştuk, doktora tezinden, bilimsel araştırmadan, vb. bahsettik ama yine tekrarladı "bilgisayarlı değilse sizinki de boş işdir". Sonra arkadaşımla yol boyunca bu konuyu enine boyuna konuştuk, eskiden her köşesinde insanların olduğu, gezdiği bu coğrafya artık hep göç vermiş, insanlar evini, köyünü, tarlasını, yaylasını kısaca geçmişine dair ne varsa hepsini bırakıp gitmiş, yaşlı olanları gittikleri yerlere alışamamış, hayallerinde buram buram yerleri yurtları tütse de yeni nesil artık buralardan, buranın coğrafyasından çok uzak, alışmışlar kentlerin renkli ışıklarına, trafiğine, gürültüsüne, koşuşturmasına. Buralara gelseler bile yapamazlar, duramazla buralarda. Bundan dolayı amcamız hep gidenlere alışmış ve buralara gelenlere hele bizim gibi buraların yabancısı olanlara şüpheyle bakıyor. Neden bu dağ başında dolaşıyorlar olsa olsa bunlar definecidir. Hep kulaktan kulağa söylene gelen fakat hiç kimsenin bulamadığı define….. Biz yolumuza devam ettik, geçtiğimiz köylerin bir kısmı tamamen (Kırkbulak, Yukarıaktaş köyü gibi) boşalmış, bir kısmında ise sadece birkaç hane kalmış. Evler boş yıkılmış insanın içi burkuluyor. Acaba yıkılan bu evlerde, boşalan köylerde kimler yaşıyordu, kim bilir beklide bu evlerin içi, köylerin sokakları çocuk ve insanların sesleri ile cıvıl cıvıldı, köy bakkallarında insanlar, bu insanların anıları, düşleri, köylerde düğünler, bayramlar kısacası insan topluluğunun olduğu yerlerde yaşanan tüm sosyal ilişkiler…
Yorum (0)add
Yorum yazın

Kayıtlı üye değilsiniz. yorum yapmak için üye olmalısınız.Yorum sorumluluğu size ait olacaktır.


busy
 

Hava Durumu

Iğdır Resim Galerisi

Iğdır Haritası

Güzel Sözler

 Atatürk Diyor ki:
Vatan mutlaka selamet bulacak, millet mutlaka mutlu olacaktır. Çünkü kendi selametini, kendi saadetini memleketin ve milletin saadeti ve selameti için feda edebilen vatan evlatları çoktur.
 BuGün:
Arkadan konuşmak yalnız ahlaksızlık değil, korkaklıktır da.
 BuDakika:
Bilgi cesaret verir, cehalet küstahlık.