eko.jpg

Yazar Adı: Ekrem BAYDAR
Yazar İletişim: Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır


Anasayfa arrow Ekrem BAYDAR arrow ESKİ IĞDIRI ARIYORUM, GÖREN VAR MI?
ESKİ IĞDIRI ARIYORUM, GÖREN VAR MI?
Perşembe, 27 Aralık 2007
OKUNMA SAYISI : 1546
 Bir başka güzeldi eskiden Iğdır… Daha sosyal, daha sevecen ve sevgi doluydu insanlar. İyi kötü birçok insan birbirlerini tanı yor, birlikte büyümenin de verdiği rahatlıkla sohbetler, espriler çok daha zevki olu yordu. Esnafı, memuru, köylüsü, işçisi hep iç içe idi. Kimse kariyerinden ötürü bir başkasına üstünlük taslamı yordu. Nüfus yoğunluğu da az olduğundan,  birçok insanın bir başkasıyla mutlaka ilişkisi oluyordu. Bu yüzden pek kırıcı sözler de sarf edilmi yordu. Olsa bile espri sayılarak gülünüp geçiliyordu. Benim bahsettiğim Iğdır milattan öncesinin Iğdır’ı değil, 35- 40 yıl öncesinin Iğdır’ıdır. Şimdiki gibi pek eğlence merkezleri de yoktu. Bir sineması vardı, bir de Armutlu Bahçesi (Keşiş Bağı) denen sayfiye yeri, başka da yoktu. Zaman zaman palyaçolar ve ip cambazları gelir, bu bahçede gösteriler yaparlardı. Gösterilerden önce belediyenin tellalı Ekber emi ya da Mehmet Çavuş (Mehmet Şur) çarşıda ve mahallelerde bağırıyordu. “Duyduk duymadık demeyiiiinnn, Yarın Armutlu Bahçede ip cambazlarının gösterileri vardıııırrr.” Mehmet Çavuş Çok renkli bir adamdı. Çok da espritüel biriydi. Atı, eşeği, çocuğu kaybolanlar, Mehmet amcaya birkaç kuruş harçlık vererek kaybın aranmasını isterdi. O da, şehrin bir başından girer öbür başından çıkardı. Gür ve kalın sesi şu anda bile birçok insanın kulağındadır. Bazende espri olsun diye şöyle bağırırdı; “Bir sahibi eşek kaybolmuştuuuur. Bulanlara beş lira müjde veri lecektiiiir.” Armutlu Bahçe veya Keşiş Bağı dediğimiz yer, bu günkü Azer Otelinin biraz aşağısında, Cırcır Mahallesindeki banka lojmanlarının yerinde idi. Koskocaman bir bahçeydi. Genelde armut ağaçları çok olduğundan, oraya armutlu bahçe deniyordu. Kurucusu Ermeni bir keşişmiş. Gösterilerin olacağı gün bütün Iğdır, çoluk çocuk hep oradaydık Cambazların gösterileri yüreğimizi ağzımıza getiriyordu, müthiş heyecan duyardık...
 Bir de sineması vardı, bu günkü belediyenin olduğu yerin bitişiğinde, yani, Merkez Karakolunun yanındaki boşluk! Hemen hemen herkesin bir hatırası vardır o sinemayla ilgili… Ayda bir tiyatro gelirdi Iğdır’a, hem de devlet tiyatrosu! Dudak büzmenize gerek yok sevgili gençler, inanmıyorsanız sorun babalarınıza, annelerinize… O sinemada sunulurdu gösteriler. Parası çok olanlar, ileri gelenler locada oturur, sade vatandaşlar da aşağıdaki deri koltuklarda oturur, gösterileri izlerlerdi. Haftanın belirli günleri bayanlara, diğer günler de erkeklere ayrılmıştı.
 Sinemanın sahibi Ali Bey, yeni gelen filmlerin afişlerini bazen parası olmayan çocuklara, filmi parasız izleme karşılığında, bazen de sinemanın çalışanlarına, mahallelerde gezdirtirdi. Onlarda ;  “Bu gün saat ikide Aras Sinemasında Yıldıray Çınarın…? ….. Filmi oynatılacaktıııırrr.” Diyerek bağırırlardı. Akın akın güle oynaya filmi izlemeye gelen kadınlar, filmin etkisinde kalıp ağlayarak çıkarlardı sinemanın kapısından.  Hele filmin en heyecanlı yerinde, bir kopma olduğunda ya da ses kesildiğinde herkes bir ağızdan bağırırdı; “Ses ver Ali Bey ses veeerr.” Hey gidi günler,  ne de güzeldi o günlerimiz… eşeği ile dolaşan Bala Hanımı ile, Deli Seferi ile, Erivanlı lokantacı Bayram Emisi ile, limonatacı Laz Alisi ile bir başka güzeldin Iğdır…
 Şifa Eczanesinin bitişiğinde Bayram Eminin lokantası vardı. Özellikle akşamüstleri lokantanın önüne çıkardığı mangalının başında, bir yandan kebaplarını  şişe dizerken bir yandan da bağırıyordu;                      
 Ocakçıyam şişim yok
 Kebapçıyam dişim yok
 Bu dünyada keyf eyle
 O dünyada işin yok
 Bu kebaptan yemezsen
 Demek senin aklın yok
  Bir süre sonra sırtındaki süslü püslü, musluklu limonata damacanası ile oradan geçen Laz Ali, Bayram Eminin sözlerini duyunca bu sefer de o bağırıyordu…
 Bunu yapan iki kişi
 Biri erkek biri dişi
  Usta yapar çırak satar
 Satamazsam dayak atar
 Paraları tıkır tıkır cebe atar
 İç ağam iç, buz gibi limonatadan iiiiçç
 Havası ile, suyu ile, o güzelim bahçeleri ile, çok renkli insanları ile, gezip dolaştığımız Iğdırımızdan eser kalmamış şimdi. Belki şehir karanlıkta idi, belki yollar tozlu, çamurlu idi, belki herkes tezek, odun yakıyordu ama ben gine de ahhh eski Iğdır diye hayıflanıyorum.
Yorum (4)add
kirman dastan: ...
hocam merhaba, ağzınıza sağlık ne güzel anlatmışsın o eski günleri, rahmetli babam ığdırın eski esnaflarından lavaşcı ibrahim hep anlatarıdı ta o eski günleri, ankara da yaşıyorum, sizin böyle tatlı ve güzel anlatmanız benide çocukluk dönemine yani yaşım 35 yaklaşık 27-28 yıl öncesine götürdü, böyle güzel nostalji anılarınızı ne olur ara sıra bizimle paylaşın, ellerinizden öper, saygılar sunarım.
1

Ocak 03, 2008
xcan: ...
evet gördüm.sırtında bir bohcası vardıı..koşuyorduu..bi daha geri gelmeyeceğini sölüyorduu
2

Ocak 19, 2008
zafer kaya: ...
Hocam agziniza saglik gecengün bizde otumus ayni konuyu kousuyorduk.nerde bizim igdirimiz? simdi igdira gittigimiz zaman
3

Ocak 21, 2008
zafer kaya: ...
eski yesil igdirimizi cok ariyoruz
4

Ocak 21, 2008
Yorum yazın

Kayıtlı üye değilsiniz. yorum yapmak için üye olmalısınız.Yorum sorumluluğu size ait olacaktır.


busy
 

Hava Durumu

Iğdır Resim Galerisi

Iğdır Haritası

Güzel Sözler

 Atatürk Diyor ki:
Türk ordusu; dünyanın hiç bir ordusunda seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir.
 BuGün:
Kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karsısında oturdum.
 BuDakika:
Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız, vardığınız yerin önemi yoktur.