oguz.jpg


Yazar Adı: Dr. Oğuz ŞİMŞEK
Yazar İletişim: **



Anasayfa arrow Dr. Oğuz ŞİMŞEK arrow UNUTURSAN UNUTULURSUN…!
UNUTURSAN UNUTULURSUN…!
Pazartesi, 01 Ekim 2007
OKUNMA SAYISI : 564
Takvimler 26 Şubat'ı gösterdiğinde yüreğimiz kan ağlar. Çünkü 26 Şubat günü Türk dünyası ve Azerbaycan için en acılı günlerden biri olmanın yanı sıra insanlık tarihi için de kelimenin tam anlamıyla kara bir sayfadır. Bundan 14 yıl önce, yani 26 Şubat 1992'de Azerbaycan'ın Hocalı kentinde sivil halka karsı Ermenilerin yaptığı katliamın yıldönümüdür. Hocalı katliamından habersiz olan milyonlarca hatta milyarlarca insan vardır. 26 Şubat günü birçok basın yayın kuruluşu bu insanlık ayıbı olan katliamdan söz dahi etmezler ve gazetelerin çoğunda bununla ilgili tek bir haber dahi bulamazsınız. Hâlbuki aradan sadece 14 yıl geçmiştir. Şehitlerimizin kanı henüz kurumamıştır. Takvimler 25 Şubat 1992 tarihini gösterdiğinde, ağır silahlarla donatılmış Ermeni çeteleri, Hankendi'nde yerleşen 366. Rus Motorize Alayı'nın da desteği alarak Hocalı'ya "gece yarısı baskını" düzenlemiş ve maalesef 1600 Azerbaycan Türk'ü hunharca katledilmiştir. Yaşlı-genç, kadın-erkek, çoluk-çocuk, sakat-sağlam demeden, yüzlerce insan katledilirken, tarihte eşi görülmemiş işkencelere maruz kalınmıştır. İnsanlığa karşı en gaddar en acımasız toplu terör olaylarından biri olan "Hocalı soykırımı" ile Azerbaycan kenti Hocalı, tarihin kara ve tozlu sayfalarında yerini almak üzere tamamen harabe haline getirilmiştir. Neden Hocalı? Çünkü; Yakın tarihimizin en büyük katliamlarından birisinin gerçekleştirildiği yerleşim yeri olan Hocalı kenti, Azerbaycan'ın Karabağ bölgesinde bulunan, 1992 öncesinde yaklaşık, 7.000 Azeri Türkünün yaşadığı bir yerleşim yeri idi. Karabağ'daki mevcut tek hava alanının burada olması ve demiryolunun da buradan geçmesi bu kentin, stratejik konumunu önemli kılmıştır. Ermenistan'dan 1980'li yıllarda şiddet kullanılarak çıkarılan Azerbaycan Türkleri zaman içerisinde Hocalı ve çevresine yerleşmişlerdi. Hocalı, 28 Ocak 1992 tarihinde, dönemin Azerbaycan Devlet Başkanı Ayaz Muttalibov'un fermanıyla da Rayon, yani "Özel İdari Bölge" statüsüne kavuşturulmuştu. Çünkü; Hocalı'daki vahşet ve soykırım, Ermenilerin, "Büyük Ermenistan" ideali çerçevesinde, 1987 yılından itibaren, Ermeni Diasporası ile birlikte yeni hedef olarak seçilen Dağlık Karabağ bölgesinin Azerbaycan Türklerinden temizlenmesi amacına yönelik amaçlarının önünde stratejik olarak çok önemli yer tutmaktaydı. Çünkü; Ermenilerin "Toprak genişletmek" arzusunda, tarihi Türk düşmanlığı ve nefreti vardı. Bundan dolayı işlenen katliam, çağın en büyük zulmü ve soykırımı Hocalı'da yaşanmış oldu. Çünkü Hocalı faciası, bir rastlantı eseri değildir. Aksine son 200 yıldan bu yana Ermeniler tarafından Azerbaycan halkına karşı yürütülen planlı ve kararlı soykırım ve etnik temizlik siyasetinin sonucudur. Ermeniler, amaçlarına ulaşmak için, terör, katliam, etnik temizlik gibi insanlık suçlarından çoğu zaman çekinmemişlerdir. Etnik temizlik ve soykırım politikalarına kendi topraklarında maruz kalan milyonlarca Azeri Türkü'nün katledildiğine, aralarında hamile kadınların da bulunduğu çok sayıda insana yapılan işkencelere ve bu insanların ata baba yurtlarından zorla çıkarıldıklarına dair eldeki belgeler, çok net ve açık bir şekilde tarihe tanıklık etmektedir. Oktay EKŞİ, 27.02.2005 tarihli, Hürriyet Gazetesindeki Köşe yazısında şöyle bir olaydan bahsetmektedir. "Bakın o vahşeti yaşayan ve sonra Beyrut'a yerleşen Ermeni gazeteci Daud Kheyriyan, 'For the Sake of Cross' (Haçın Hatırı İçin) isimli kitabında (Sayfa: 62-63) ne anlatıyor: '...Gaflan denen ve ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni grup, Hocalı'nın 1 kilometre batısında bir yere 2 Mart günü 100 Azeri ölüsünü getirip yığdı. Son kamyonda 10 yaşında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı. Yüzü morarmıştı. Soğuğa, açlığa ve yaralarına rağmen hálá yaşıyordu. Çok az nefes alabiliyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O sırada Tigranyan isimli bir asker onu tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne fırlattı. Sonra tüm cesetleri yaktılar. Bana sanki yanmakta olan ölü bedenler arasından bir çığlık işittim gibi geldi. Yapabileceğim bir şey yoktu. Ben Şuşa'ya döndüm. Onlar Haç'ın hatırı için savaşa devam ettiler." Biz köklü devlet geleneğimiz ve tarihimizin verdiği sorumluluk ile millet olarak eski olayları yenileyip intikam üretmiyoruz. Yine aynı sebeple olacak ki eğitim sistemimizde kin, nefret ve intikam doğurabilecek bilgileri genç kuşaklara aktarmıyoruz. Sonuçta, yurtdışında bulunan Türklerin karşılarına 'Siz Ermenileri öldürdünüz' gibi bir suçlama çıktığı zaman şaşırıp kalıyorlar. Cevap dahi veremezler. Zannederler ki, Türk milleti onlardan suçlarını saklamış gerçeklerin üzerini örtmüştür. Hâlbuki tarihi gerçekleri tam anlamıyla anlatamadığımız ve ifade edemediğimiz için bu olaylar hakkında yeterince bilgi sahibi olmayan insanlarımızın kafasında soru işaretlerinin oluşmasına neden olur. Fakat yıllardır Ermeniler yayınladıkları kitaplarla, filmlerle, şarkılarla, hikâyelerle Türkleri '20'nci asrın ilk ve en büyük katliamının suçlusu' diye tanıtarak dünya kamuoyunu aleyhimize tahrik ettiriyor, çeşitli ülkelerin parlamentolarından 'Türkiye'yi suçlayan' kararlar çıkartarak, Türkleri tarihin önünde soykırım yapan millet olarak mahkûm etmek istiyorlar. Ermeniler dünyaya gelen her çocuğuna, vatan diye ağrı dağını göstererek, Türk'e bakış açılarını daha küçük yaşlarda bunların zihinlerine yerleştirilmektedir. Ermenistan'daki okul duvarlarında asılan haritalarda ülkemizin birçok ili de yer almaktadır. Ermenistan milli sembollerinde Türkiye hudutları içindeki Ağrı Dağının resmi vardır, Ermenistan Milli Marşında "topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün öldürün" denmektedir. Bizler millet olarak hala savunmadayız. Tam anlamıyla bu olaylar karşısında duruşumuzu gösteremedik. Ancak kin ve nefret tohumu ekmeden, sağduyu ile Ermeni çetelerinin 200 yıldan beri Türklere yaptığı zulüm, vahşet ve katliamları hem yeni nesillere hemde tüm dünyaya bütün çıplaklığı ile sergilemek kamuoyunu bilgilendirmek, doğruları anlatmaktır. Ayrıca 26 Şubat yani bu gün Azerbaycan'ın Karabağ bölgesini 1991 Eylül'ünde işgal eden Ermenilerin, Hocalı'da yaptıkları katliamın 14'üncü yıldönümünde, gerçekleri göz önüne sererek, dünyanın her tarafına bunu bütün belgeleriyle sunmak ve gerçekleri görmelerini sağlamaktır. Daha da önemlisi genç nesillerimize 'İşte... Yüzlerce kadın, çocuk, yaşlı sivil Azeri Türkünün katili bunlardır' diye bağırmak gerekir. 26.02.2006. tarihinde Iğdır'da "Hocalı Soykırımı ve Yakın Tarihte Türklere Yapılan Katliamlar…" panelinde, Hocalı katliamının 14. yılında bu vahşeti, lanetliyor, şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Çünkü Hocalı katliamı yalnızca Azerbaycan halkına karşı değil, tüm halklara karşı işlenmiş ve tarifi imkânsız bir insanlık suçudur. Unutmayalım, UNUTURSAK UNUTULURUZ!
Yorum (1)add
pn0061007200000000: ...
merhaba ben pınar üniversite 4 sınıf öğrencisiyim. bitirme tez konum ığdır bu konuda yardımcı olabilirmisiniz. herkesçe tanınan ığdırlı kişiler hakkında arama yaptım ama başarılı olamadım bu konuda yardımcı olabilirmisiniz. yardımcı olabilirseniz sevinirim. teşekkürler.
1

Aralık 29, 2007
Yorum yazın

Kayıtlı üye değilsiniz. yorum yapmak için üye olmalısınız.Yorum sorumluluğu size ait olacaktır.


busy
 

Hava Durumu

Iğdır Resim Galerisi

Iğdır Haritası

Güzel Sözler

 Atatürk Diyor ki:
Yurt sevgisi ona hizmetle ölçülür.
 BuGün:
Öyle kaba insanlar vardır ki ayı onların yanında centilmen sayılır.
 BuDakika:
Düşünmeden öğrenmek faydasız, öğrenmeden düşünmek tehlikelidir.