dscn7790.jpg


Yazar Adı: Uzman Hasan Buyruk
Yazar İletişim:


Anasayfa arrow Uzm. Hasan Buyruk arrow SARIKAMIŞ HAREKÂTI
SARIKAMIŞ HAREKÂTI
Pazartesi, 07 Ocak 2008
OKUNMA SAYISI : 669
 Bugün 7 Ocak, Sarıkamış Harekâtının 93. yıldönümü. Peki, 93 yıl önce Sarıkamış'ta neler olmuştu. Balkan savaşından yeni çıkan ve yeterli hazırlıkları yapma imkânı ve zamanı olmayan Osmanlı Devleti, neden 1. Dünya Savaşı'na girme zorunda kalmıştı? Bilindiği üzere Osmanlı Devleti, Almanya ile yapılan anlaşmanın ardından Osmanlıya sığınan 2 Alman savaş gemisine Yavuz ve Midilli isimleri vererek kendi donanmasına geçirmişti. Bu 2 geminin Sivastopol'ü bombalamasının ardından Rus Ordusu da  1 Kasım 1914 yılında sınırı geçerek savaşa başlamıştır.
         Erzurum istikametine doğru ilerleyen Rus Kuvvetleri, 7-12 Kasımda Köprüköy ve 17-20 Kasımda cereyan eden Azap muharebelerini kaybederek geri çekilmek zorunda kalmıştır. Savaşın ilk aylarında meydana gelen bu durum, Ordunun subay ve erleri üzerinde olumlu bir etki yaratmıştır. Ancak ağır zayiat veren 3'üncü Türk Ordusu, geri çekilen düşmanı takip edememiş; daha elverişli bir arazide toplanmak, takviye kuvvetlerinin gelmesini beklemek ve yeni bir Rus taarruzunu karşılamaya hazır olmak amacıyla 8-10 km kadar geri çekilmiştir.
 Başkomutan vekili Enver Paşa, Avrupa'da zor durumda kalan müttefiklerinin yükünü hafifletmek için ve Almanya'nın da etkisiyle Doğu Cephesi'nde Rusların imhasını hedef alan büyük bir taarruza karar vermişti. Enver Paşa bu taarruzla hem 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı'nda Doğu Anadolu'da kaybedilen Kars, Batum, Artvin ve Ardahan'ın geri alınmasını hemi de bu harekâtı Kafkasya'ya kadar götüreceğini düşünüyordu.
İşte bu düşüncelerle 14 Aralık 1914 yılında Köprüköy'e gelen Enver Paşa, taarruzun bahara bırakılmasını öneren 3'üncü Ordu Komutanı Tümgeneral Hasan İzzet Paşayı görevinden alarak 3'üncü Ordu Komutanlığını üstlendi.
 Cephedeki 100.000 Rus askerine karşı 3'üncü Ordunun mevcudu 120.000 kadardı. Türk Ordusu sayıca fazla olmasına karşın Ruslar, ağır silah, topçu ve donatım bakımından kesin bir üstünlüğe sahiptiler.
22 Aralık 1914-15 Ocak 1915 tarihleri arasında yaşanan Sarıkamış Muharebesi tamamen karla kaplı, çok yüksek dağlık ve tamamen yolsuz bir arazide o günün koşulları altında kış donatımından yoksun yaya ve atlı birliklerle yapıldığından çok riskli idi. Özellikle 10'uncu Kolordu birlikleri, Allahuekber Dağları'nı aşarken çetin kış şartları sebebiyle çok zayiat vermiştir. Türk kuvvetlerinin çok büyük bir kısmı çatışmaya girmeden siperlerinde donarak ölmüştür. Sarıkamış'a girmeyi başaran 300 kişilik bir kuvvet te Ruslar tarafından Sarıkamış'tan geri çıkarılmıştır. Bu başarısızlık karşısında Enver Paşa, 10 Ocak 1915 yılında 3'üncü Ordu Komutanlığını Tuğgeneral Hafız Hakkı Paşa'ya devrederek İstanbul'a geri dönmüştür.
 Bu Muharebeler sonucunda resmi kayıtlara göre Rusların asker kaybı 30.000 iken, Türklerin kaybı 60.000 kadardır. Ruslar, Türklerden 200 subay, 7000 eri esir, 20 makineli tüfekle 30 topu ganimet olarak almışlardır. Bu muharebeler sonucunda Doğu Anadolu Rusların işgali altına girmiştir.
Sarıkamış, Türk savaş tarihinin en acı muharebelerine sahne olmuştur. Türk Ordusu, ağır koşullar altında kahramanca savaşmıştır. Türk Ordusunun kayıplarındaki asıl neden, çetin arazi ve şiddetli kış şartları ile teçhizat eksikliği ve ikmal yetersizliğidir. Çok ağır koşullar altında savaşan Türk askeri, muharebenin sonuna kadar direnmiş, vatanını korumak ve başarıya ulaşmak için sonsuz gayret göstermiştir. Sarıkamış Harekâtı, Türk milletinin vatanı ve kutsal varlıkları uğruna neler yapabileceğinin bir delilidir.
Yorum (2)add
xcan: ...
ellerine sağlık..
1

Ocak 19, 2008
IĞDIRLI: ...
Bu anlamlı ve kısa olmasına rağmen özünü anlatan veren yazınız için teşekkürler.
2

Şubat 23, 2008
Yorum yazın

Kayıtlı üye değilsiniz. yorum yapmak için üye olmalısınız.Yorum sorumluluğu size ait olacaktır.


busy
 

Hava Durumu

Iğdır Resim Galerisi

Iğdır Haritası

Güzel Sözler

 Atatürk Diyor ki:
Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.
 BuGün:
Bazı insanlar kafalarıyla hissederler ve kalpleriyle düşünürler.
 BuDakika:
Akıllı konuşur, çünkü onun söylemek istedikleri var; aptal konuşur, zira kendinin bir şeyler söylemek mecburiyetinde olduğunu sanır.