OKUNMA SAYISI : 813
Iğdır ovası ve çevresi ülke mizde doğunun Çukurovası olarak bilinir, ayrıca coğrafya kitaplarında Doğu Anadolu'nun yükseltisi en az olan ovası, en çukur yeri, pamuk yetiştirilmekte, doğunun en sıcak yöresi gibi geçmektedir. Hatta bazıları Iğdır'ın ikliminden söz ederken zeytin, turunçgil yetişen yer diye söz ederler. Bütün bunlara rağmen Iğdır denizden uzak, etrafı dağlarla çevrili, zeytin turunçgillerin hiçbir zaman yetişmediği, hatta on-onbeş yıldır pamuk tarımının bile yapılmadığı ve Doğu Anadolu'da karasal iklim görülen bir yöredir.
Iğdır ovası, karasal ikliminden dolayı yazları çok sıcak, kışları soğuk olan, ülkemizde doğal ormanı olmayan birkaç ilden, yine en az yağış alan yörelerden birisidir. Bunun yanında çok yüksek olan tarım potansiyeli ve ovanın sahip olduğu yeşillik tamamen Aras ırmağının hediyesidir.
Kış mevsimi gelince, yazın sıcak ve kuraklığa karşın Iğdır'ın hava durumu tamamen değişmektedir. Hava kirliliği normal değerlerin üzerine çıkmaktadır. Hele 2007 kışını kimse unutamamaktadır. Yine bu yıl da hava kirliliği oldukça fazladır. Sıcaklıklar, 20-25 gün gündüz bile yaklaşık -10 geceleri ise -20 santigrat dereceden daha aşağılara inmektedir.
Doğu Anadolu'nun çoğu yerinde kış mevsimini insanlar kendi lehlerine çevirmişleridir. Çünkü kaçınılmaz olan kış-kar ve soğuk havanı ekonomik avantaja çevirmeyi başarmışlardır. Kış ve kar sayesinde birçok esnaf gelirini arttırabilmiştir.
Iğdır'da kış mevsimi her bakımdan çok zor geçmektedir. Hâlbuki yaz, bahar mevsimi gibi kış ta kaçınılmaz bir olaydır. Bunu en iyi şekilde yaşamak gerekmektedir. Başta yaşantımız olmak üzere, binalarımızı ve çevremizdeki her şeyimizi buna göre ayarlamak zorundayız. Yoksa her kış yaşananları tekrar etmekten başka yapacağımız bir şey yoktur. Bunu avantaja çevirmek ve kış için her türlü tedbiri, gerek vatandaşlar olarak gerekse kurum ve kuruluşlar olarak almak gerekmektedir.
Yöremizde kış mevsiminin çok soğuk geçmesinin ve hava kirliliğinin fazla olmasının sebeplerine gelince: Soğuk ve kar yağışlı havanında kaynağı batı ve kuzey'den gelen hava kütleleridir. Ülkemiz yazın ve kışın farklı basınç merkezlerinin etkisinde kalmaktadır. Kış mevsiminde özellikle İzlanda Alçak basıncı ve Sibirya Yüksek basıncı etkili olur. İzlanda alçak basıncı Avrupa üzerinden, doğuya hareket edince balkanlar üzerinden ülkemize sokulur ve haber merkezlerinin söylediği balkanlar üzerinden gelen yağışlı hava budur. Edirne'den başlayarak doğuya doğru yağış bırakarak yoluna devam eder. Bazen yaşlılar, " balkanlara bir kapı yapılsa da bu hava ülkemize gelmese" derler. İkincisi yine kış mevsiminde ekili olan Sibirya yüksek basınç merkezidir. Kuzeyden genişleyen bu basınç etkili olduğu zaman, özelliğinden dolayı hava açık olur. Kışın açık hava sıcaklıkların çok düşük değerlerde ve sıcaklık farklarının çok fazla olmasına yol açar. Bundan dolayı özellikle ocak ayında Sibirya yüksek basıncının etki süresin ce çok zor kış şartları geçiririz. Zaten Sibirya adı insanlarımız üzerinde olumsuz etkiye sahiptir. Sibirya denildiğinde sürgün, zulüm ve acı çağrıştırmaktadır. Geçmişte bölge insanına, kuzey soğuk estiği gibi iklim olarak da soğuk getirmektedir.
Kışın yaşanana hava kirliliğini ise Iğdır'ın sahip olduğu coğrafi konum ve diğer faktörlere bağlayabiliriz. Iğdır, etrafı dağlarla çevrili çöküntü alanıdır. Etrafındaki yüksek dağlar hava dolaşımını engellemektedir. Bunun yanında nüfusun çoğalması, kentleşme oranın artması, yakacak olarak kömürün artık köylerimizde bile kullanılması, kalitesiz ve bilinçsiz yakacak kullanma, asıl önemlisi aynı çukur alanı paylaştığımız Ermenistan'ın başkenti Erivan (İrevan) ve bağlı diğer merkezleriyle yaklaşık iki milyon kişinin aynı çukur alanda yaşamasıdır. Bana göre yöremizde yaşanan hava kirliliğinin sebebinin onda birisi bize ait ise, onda dokuzu Ermenistan kaynaklıdır. Eğer bu konuda çalışma yapılacaksa bunu da göz ardı etmemek gerekir.
Yorum () |
|
|
|
|
|