OKUNMA SAYISI : 972
Bölgesinde modern bir ülke olma yolunda, sağlam adımlarla ilerleyen Azerbaycan
cumhuriyetinin kuruluşunun 89.yıldönümü kutlanmaktadır. Bağımsızlığını kazanması
ile birlikte, koruma uğrunda karşılaştığı acılar ve sıkıntılara karşı verdikleri
mücadele Azerbaycan Türklerinin bağımsızlıklarına verdikleri önemi
göstermektedir.
1828 Türkmençay anlaşması ile Çarlık Rusya'sı ile İran
arasında, Kuzey ve Güney olarak ayrılan Azerbaycan için kara günler başlamıştı.
Çarlık Rusyası, Azerbaycan'ı istila ettiğinde, zengin bir siyasî geçmişle
birlikte, canlı bir edebiyata, maddî ve manevî birikime sahip bir toplulukla
karşılaşmıştı. Tarım, ticaret, sanayi, edebiyat, sanat ve fikir hayatı
Azerbaycan'ın önemini bir kat daha artırmaktaydı.
Rusya'nın, Kafkaslarda
birçok yeri ele geçirdikten sonra, Azerbaycan topraklarını da hedef almaya
başlaması üzerine nefsi-müdafaa bilinci oluşmuş, millî varlığı korumak için
siyasî bir teşkilat çevresinde birleşme gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu amaca
yönelik olarak 1905 yılında Ahmet Ağaoğlu tarafından, yerel eşraf öncülüğünde
Baku'de gizli Fedaî cemiyeti kuruldu. Bu cemiyet daha sonra Dıfaî Partisi adıyla
anılmıştır.
Bir diğer siyasî parti olan "Rusya Müslümanları İttifakı",
15 Ağustos 1905'de, Ali Merdan Topçubaşı, İsmail Gaspıralı, ve Yusuf Akçura gibi
Türkçüler tarafından kurulmuş ve Partinin başkanlığına Ali Merdan Topçubaşı
getirilmiştir. Bu siyasi gelişmelerden ürken Rusya baskı politikasını daha da
artırarak, gelişmekte olan bu milli hareketi yok etmek maksadı ile harekete
geçti. Bu baskıcı faaliyetlerin başlaması üzerine Ali Merdan Topçubaşı hapse
atıldı ve Ahmet Ağaoğlu ve Ali Hüseyinzade Osmanlı devletine iltica ettiler.
Baku'de bir çok aydın tutuklandı ve sürgün edildi.
Bu dönemin en önemli
siyasi teşkilatı olan Müsavat'ın teşkilatlanması bazı kaynaklarda 1902 yılına
kadar götürülmektedir. Ancak, Musavat'ın yasal olarak açık faaliyete geçmesi ise
1917 burjuva devriminden sonra bütün siyasî partilere yasallık verilmesiyle,
Mart 1917'de gerçekleşmiştir.
1905-1908 yılları arasında Resulzade,
Hayat, İrşad, Tekamül, Füyuzat, Yoldaş ve Terakki gibi süreli yayınlarda yazılar
yazmıştır. Bu yazılarında, sosyal ve siyasî konular, özellikle hürriyet, millet,
insan hakları, medeniyet gibi kavramlar üzerinde durmuş, bu düşüncelerini
"insanlara hürriyet, milletlere istiklal" şeklinde formüle etmiştir 26 Ekim
1917'de Baku'de Musavat Partisinin ilk resmî kurultayı yapılarak Başkanı olarak
Resulzade'yi seçmiştir. Ocak 1919'da, Azerbaycan Cumhuriyetinin başında bulunan
Musavat Partisinin ikinci Kurultayında, Musavat; hürriyetçi, milliyetçi,
istiklalci, halkçı, ve cumhuriyetçi olduğunu ilan ediyordu. Şubat 1917
Devriminin hemen ertesinde hâkim olan atmosfer, Rusya Türklerinin isteklerinin
karşılanacağı yönündeydi. Ancak, daha sonra gerçekleşen olaylar ve Ekim Devrimi,
bu umutların boş olduğunu ortaya çıkardı. Bolşevikler, Ocak 1918'de toplanan
Kurucu Meclis'i dağıtarak, komünist partisinin diktatörlüğünü ilan ettiler.
Böylelikle kanunî yollar kapanmış oluyordu, Rusya'da parlamenter demokrasi
kurulması umudu kalmamıştı. Kurucu Meclis Bolşevikler tarafından dağıtılınca,
Maverayı Kafkasya Komiserliği yeni kurulan hükümeti tanımadı ve Kafkasya'dan
Kurucu Meclis'e seçilmiş olan vekillerden oluşan Maverayı Kafkasya Seim'i
oluşturarak yönetimi buna bıraktı. Bu Seim içerisinde Musavat ve tarafsız
demokrat grup, 30 mebusla temsil ediliyordu. Diğer temsil edilen Azerbaycan
partilerinin mebusları da ortak bir fraksiyon oluşturarak başkanlığı Musavat
Partisine verdiler. Bu fraksiyon 3-4 ay sonra Azerbaycan Millî Şurası haline
gelecek ve 28 Mayıs 1918'de Azerbaycan bağımsızlığını ilan edecekti .
İstiklalini ilan eden Azerbaycan Cumhuriyeti, karşı karşıya bulunduğu
tehtitlerden korunmak için, zamanın en güçlü Türk devleti olan Osmanlı devleti
ile askeri işbirliği anlaşması imzaladı. Rus destekli Ermenilerin saldırı ve
katliam yapmaları hız kazanınca, Osmanlı devletinden askeri yardım talep edildi.
Bunun üzerine, önce Yarbay Cemil Bey komutasında, daha sonrada Nuri Paşa
komutasında Osmanlı kuvvetleri Azerbaycan'a sevk edildi. Gerekli hazırlıklar
yapıldıktan sonra, 15 Eylül 1918'de Osmanlı ve Azerbaycan orduları Ermenilerle
birlikte hareket eden Rus birliklerini yenerek Baku'ye girdiler. Azerbaycan
hükümeti Gence'den Baku'ye taşındı. Ancak Osmanlı devleti, Birinci Dünya
savaşını kaybetmesi sonucu imzalamak zorunda kaldığı, 30 Ekim 1918'de Mondros
mütarekesi ile Azerbaycan'ı terk etmek zorunda kalmıştı. Bunu bulunmaz bir
fırsat olarak gören İngiliz kuvvetleriyle beraber Rus ve Ermeni askerleri
Baku'ye girmişlerdi.
Baku'de idareyi ele geçiren Sovyet Rusya,
Azerbaycan'ın diğer yerlerini ele geçirmek için şiddete baş vurdu. Bu gelişmeler
sonucunda, Gence, Terter, Ağdam, Berde, Göyçay, Şeki, Kuba, Lenkeran'da isyanlar
oldu. Bu olaylar sırasında Musavat ilk kadrosunun önemli bir kısmını
kaybetmiştir. Musavat Partisi üyelerinin büyük kısmı tutuklanmış, Parti lideri
Resulzade önce tutuklanmış, sonrada Moskova'ya sürülmüştü. Resulzade ,daha sonra
ülkesini terkederek, önce Avrupa'ya, daha sonrada İstanbul'a gelmiştir..
Rusya'nın tarihi sıcak denizlere inme politikasının kurbanı olan genç
Azerbaycan cumhuriyeti böylece yıkılmıştı. Ancak bağımsızlık bayrağı bir defa
kalkmıştı. Resulzade'nin tabiri ile "Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez"
ülküsü bütün Azerbaycan Türklerinin kalbinde kutsal yerini bulmuştur.
Devletlerini kaybetmenin hüznünü, yeniden bağımsız olacakları inancıyla
bastırmaya çalışmışlardır.
Aradan geçen ızdıraplı yıllar Azerbaycan'da
bağımsızlık ateşini daha da artırmış, nihayet beklenen günler gelmişti.
1980'lerin sonu, 1990'ların başında, Gorbachev'in Glasnost politikasını
uygulamaya başlaması ve Ermenilerin Dağlık-Karabağ Özerk Bölgesinin kendilerine
verilmesi istekleri, Azerbaycan millî uyanışına hız katan yakın dış etkenler
olmuştur.
Azerbaycan'daki bağımsızlık harekâtının büyük bir hızla
yayıldığını gören Moskova, Baku'ye tankları ile girerek 20 Ocak faciasını
yaşattı. Bağımsızlık harekâtını yok edeceğini zanneden Moskova, yanıldığını çok
geçmeden anlayacaktır. Artık Azerbaycan'ın bağımsızlık hareketini kimse
engelliyemeyecektir.
7 Haziran 1992 Başkanlık seçimleri sonucunda
Elçibey başkan seçildi. Artan baskılara dayanamayan Rus kuvvetleri Mayıs 1993'de
Azerbaycan'dan ayrılmak zorunda kaldı. Elçibey hükümeti, amacının laik ve
demokratik bir devlet yaratmak olduğunu açıkladı. Ancak başta petrol olmak
üzere, tabii yeraltı ve yer üstü kaynakları, Azerbaycan'ın düşmanlarının
sayısını artırıyordu. Azerbaycan Devleti etrafındaki entrikaların son halkasında
Suret Huseyinov'un darbesini görüyoruz. Başlayan olaylar, Elçibey'in
Başkanlıktan çekilmesi ile sonuçlanmıştır. Bundan sonra büyük devlet tecrübesine
sahip olan Haydar Aliyev dönemi başladı. Bu dönemde de birçok iç ve dış çalkantı
yaşanmasına rağmen, bağımsızlığın korunması sağlanmıştır. Bakü- Tiflis-Ceyhan
Petrol boru hattı gibi dev ve stratejik öneme sahip projeyi gerçekleştiren
Azerbaycan, geleceğe emin adımlarla ilerliyor. Azerbaycan kalkınma yolunda büyük
bir hızla devam eden atılımları ile bağımsız kalma ve bölgesinde önemli bir ülke
olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Birkaç ay önce gittiğim Baku'de ki
gelişmeleri görünce İlham Aliyev yönetimindeki Azerbaycan'ın mutlu ve güçlü
geleceğe dev adımlarla yürüdüğünü, Azerbaycan'ın artık kötü günleri geride
bırakacağına inancım daha da arttı.
Yorum () |
|
|
|
|
|