Anasayfa
Bülbül
Cuma, 08 Şubat 2008
OKUNMA SAYISI : 72
Bülbül

 

Bir gamlı hazânın seherinde,

Isrâra ne hâcet yine bülbül?

Bil, kalbimizin bahçelerinde,

Cân verdi senin söylediğin gül.

 

Savrulmada gül şimdi havada,

Gün doğmada bir başka ziyâda.

 

Gelmeden Evvel, Geldin, Birlikte

 

Gelmeden Evvel

 

Kalbim

Benim bir ormandı,

İsimsiz, asude,

Bir büyük orman;

Ve gölgelerinde revan

Olan hafi suların aks-i şevk-i müttaridi

Dağıtırken sükutu bihude,

Düşünürdüm ki, hangi gün, ne zaman,

Ne zaman

Girecektin o kalb-i mes'ude?

 

Etmeden zehr-bad-ı fasl-ı elem

Reng-i eşcar ü abı fersude,

Dolacak mıydı seslerin, bilmem

O tehi saye zar-ı mesdude?

 

Sanki hicrana bir teselliydi

Şeceristan-ı kalb içinde revan

Olan hafi suların musiki-i nevmidi.

 

Geldin

 

Bir gün

Akşamın ölgün

Duran o namütenahi ziya denizlerine

Gark olan eşcar,

Gark olan ovalar

Oluyorken sükut ü hüzne makar

Geldin alam-ı kalbi teskine

 

Ey şebabın hayal-ı cavidi,

O melul akşamın havası kadar

Gelişin bir sükun-ı saridi...

 

Birlikte

 

Bütün bizimçündür

Nukuş-ı encüm-i vahdetle işlenen bir tül

Gibi üstünde titreyen bu sema;

Gecenin dallarında şimdi açan

Bu kamer,

Bu altın gül...

 

Bütün bizimçündür

Ne varsa aşk ile bidar-ı ra'şe, ya naim,

Ne varsa aid olan leyl-i hande-me'nusa,

Sana aid lebimdeki buse,

Lebinin surh-ı bizevali