OKUNMA SAYISI : 499
1992 yılının 25-26 Şubat gecesi, ezeli Türk yurdu olan Hocalı kentinde, bütün
insani değerleri ayaklar altına alan korkunç bir trajedi yaşandı. Rus destekli
Ermeni askerleri burada, çoğu savunmasız kadın ve çocuklardan oluşan 613 kişiyi
vahşice katlettiler. 1000'den fazla kişinin ciddi yaralar alarak kurtulduğu bu
vahşette 1275 masum insan esir edilmişti. 150 kişiden halen haber alınamamıştır.
Dağlık Karabağı Ermeni yurdu yapmak için, uzun zamandır terör estiren
Ermeniler, Ağdam, Fuzili, Kelbecer gibi yerleri ele geçirdikten sonra, önemli
bir konuma sahip olan Hocalı'ya gözlerini dikmişlerdi. Hocalı’nın ele
geçirilmesi ve Türklerin imha edilmesi Karabağ’ın Ermenileştirilmesinin en önemi
aşaması olacaktı. Buradaki insanlar katledilirken, hem stratejik öneme sahip
Hocalı bölgesi ele geçirilecek, hem de diğer bölgelerde direnen Azeri Türklerine
gözdağı verilecekti... Nihayet bütün insanlık değerleri çiğnenerek korkunç plan
uygulamaya konuldu. Katliam yaparak, insanları evlerinden, yurtlarından kovmak
suretiyle gözdağı vermek hususlarında çok tecrübeli olduklarını, Hocalı’da
sergiledikleri vahşetle bir kez daha gösterdiler. Ermenilerin katliam sicilleri
tarihte de görüleceği gibi çok kabarıktır. Ermenilerin sicil defteri
karıştırıldığında bir birinden kirli, birçok kanlı sayfa ile karşılaşırsınız.
1914-20 arası Anadolu'da, Kafkaslarda ve Azerbaycan'da bu vahşetin daha
korkunçlarını yaşatmadılar mı..? Iğdır'dan, Erzurum'dan, Bitlis'den, Kars'tan,
Van'dan, Ağrı'dan, Nahcıvan'dan, Gence'den, Şamahı'dan, Zengezur'dan,
Zengibasar'dan, Vedibasar'dan, Bakü'den………... Yükselen feryatlar, Hocalı’dan
yükselen feryada karışmış, arş-u alada adalet gününü beklemektedirler.
"Ermenilere soykırım yapıldı" yalanları ile adeta dünyayı ayağa kaldıran
Ermeniler, yaptıkları katliamları ve sergiledikleri vahşetleri ustalıkla
gizlemesini ve çarpıtılmasını büyük bir maharetle başarmışlardır.
Atalarımızın " kanı kan ile yıkamaz lar" felsefesinin gereği olarak,
büyük millet olmanın ağırlığı ile sergilediği barışçı tutum, onlar tarafından
bir zafiyet olarak algılandı. Maalesef bizlerin, yaşanan onca vahşete, acıya ve
ihanete rağmen sessiz kalmamız, gerekli tepkiyi yerinde ve zamanında
veremeyişimiz, haklı olduğumuz davada haksız pozisyona düşmemize sebep oldu.
Bugün birçok ülkede, hak etmediğimiz bir linç girişimi ile karşı karşıyayız.
Gelinen noktada, Dünyanın belli başlı devletlerinin bize siyasi olarak
olumsuz baktıkları gerekçesinin payı elbette ki vardır. Bize karşı olumsuz
önyargılarını birçok olayda gösteren çevreler, bu olayda da aynı tutumu
sergilediklerini görmekteyiz. Ancak, burada durup düşünmemiz gerekmiyor mu?
Olayların bu şekilde gelişmesinde bizim hiç mi suçumuz yok ? Bu olaylar
karşısında gerekli dik duruşu sergileyebildik mi, gerçekleri dünyaya gerekli
şekilde anlatabildik mi….? Maalesef bunların hiç birini tam manası ile yapamadık
ve gelinen acı durumla karşı karşıya kaldık.
Bugün dünyanın birçok
ülkesi, bizleri hiçte hak etmediğimiz şekilde, barbar, katil olarak görmektedir.
Bizi bu şekilde karalayan devletlerin kanlı tarihlerini görmezden gelerek, bize
bu gözle bakmaları ne kadar acı…., değimli?
Bütün bu gelişmeleri iyi bir
şekilde değerlendirmek zorunluluğu kapıya gelip dayanmıştır. Artık olayların
gelişmesine seyirci kalmanın bir vebal ve milletimize haksızlık olduğunu idrak
etmemiz gerekmektedir. Artık adalet duygusunu bırakıp, haklı olduğumuz davada
gür sesimizi yükseltmemiz kaçınılmaz bir hal almıştır.
Arş-u alada
adalet gününü bekleyen, Ermeni kurbanı olan binlerce şehitle birlikte
yıldönümünü andığımız Hocalı şehitleri, bizden silkinmemizi ve haklı davamıza
sahip çıkmamızı beklemektedir….
Yorum () |
|
|
|
|
|