OKUNMA SAYISI : 1128
Uzun denilecek bir zamandır yıkılmanın sancılarını yaşayan Osmanlı Devleti,
Birinci Dünya savaşını kaybetmemizle ömrünü tamamlayarak tarih sahnesinden
çekildi. Asırlardır Türkün bu coğrafyada olmasını hazmedemeyen batı devletleri,
fırsatı ellerine geçirmişken bu işi bitirme hevesine kapıldılar. Osmanlı
Devletinin ortadan kaldırılması ile Türklerin de Anadolu'dan çıkarılması için,
faaliyetlerini yoğunlaştıran İngiltere ve yandaşları, ummadıkları bir dirençle
karşılaşmışlardı. Türk Milletinin çelik gibi iradesi ve azmi, bunların
heveslerini adeta kursaklarında bırakmıştı. Türk Milli hareketinin lideri
Mustafa Kemal, zaferin kazanılacağına olan inancından dolayı,mücadelenin
başından itibaren savaş sonrasının da planlarını yapıyordu. Artık zafer
sonrasında kurulacak yeni Türk devletinin, eski sıkıntıları yaşamaması
için,emaneti gerçek sahibine vermek gerektiğini çok iyi biliyordu. Milli
Bağımsızlık mücadelesi, ancak Milletin azim ve kararı ile kazanılacağını, gören
Mustafa Kemal Paşa, Amasya Tamiminden, Erzurum Kongresine, Sivas Kongresinden
T.B.M.M.'nin açılmasına kadar olan bütün safhalarda Türk Milleti iradesinin
tecellisine çalışmıştır. Artık ,asırlardır kanıyla ,canıyla kurduğu ve yaşattığı
devletinin yönetiminden uzak kalmayacak, devşirmeler yerine kendisi
oturacaktır.Canı gibi sevdiği devletini kendisi yönetecektir. Mustafa Kemal'in
Türk Milletine olan inanç ve güveni , kurulacak olan yeni Türk devletinin
temellerinin sağlam olmasını sağlayacaktır. Türk'ün var olma mücadelesinin adı
olan " Milli Mücadele" de her vatanperver üzerine düşenin en fazlasını
yapmıştır. Cephede savaşan askerden, meclisteki milletvekiline kadar. Büyük bir
azim ve kararlılıkla, kutsal olarak bildikleri vatanları için insanüstü bir
gayret sarf etmişlerdir. Hiç kuşkusuz, Milli Mücadele yıllarında T.B.M.M. çok
önemli rol oynamıştır. Aldığı kararlarla,Türk milletini köleleştirmeye
çalışanların oyunlarını bozmuş ve zaferin kazanılmasında önemli bir rol
oynamıştır. 23 Nisan 1920'de açılan bu meclisi diğer Osmanlı Meclislerinden
ayıran en belirgin özelliği "Millî Meclis" olmasıdır. Diğer Osmanlı
Meclislerinde olduğu gibi , devletin en önemli ve güzel fırsatlarından
yararlanıp, çok rahat bir hayat süren ,sonrada ihanet eden ,düşmanla işbirliği
yapan azınlık milletvekilleri yoktur Bu meclisi millî bir meclis yapan diğer bir
özelliği de, "millî bir gayeye" hizmet etmek amacıyla açılmış olmasıdır.
Milletçe karşı karşıya kalınan ortak bir tehdide karşı, yani vatanımızın işgal
edilmiş olunmasına, istiklâlimizi kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya
kalınmasına karşı mücadele etmek amacıyla açılmıştır. Yani hedef "Misak-ı
Millî"nin gerçekleşmesidir. Kurtuluş savaşımızın en önemli teşkilatlarından olan
T.B.M.M. , Mustafa Kemal Paşa'nın 24 Nisan 1920'de Meclis'e sunduğu önergede de
belirttiği şekilde, millî iradeyi kendisinde toplamıştır. Kendisini vatanın
geleceğine el koymuş olarak kabul etmiş ve kendisinin üzerinde bir kuvvet ve
makam tanımamıştır. Meclis 20 Ocak 1921 tarihli Anayasa'da da belirtildiği gibi,
millete ait olan hâkimiyeti, yani "Millî Egemenliği" millet adına temsil etmeye
ve kullanmaya yetkili tek organ olmuştur. Halifeyi ve Padişahı kendi üzerinde
bir yetki, makam ve güç olarak görmediğini açık bir şekilde ortaya koymuştur.
Misak-ı Millî programı etrafında bir araya gelen milletvekillerinin oluşturduğu
bu meclis, gayeye ulaşıncaya kadar aralıksız çalışmayı karar altına almış bir
meclistir. Milletvekilleri, eşi ve benzeri görülmemiş bir fedakârlık örneği
vermişlerdir. Büyük sıkıntılar ve yokluklar içerisinde Ankara'da aylarca çalışan
bu insanlar, 8 ay boyunca devletten maaş almamışlar ve aldıkları maaşlarının
büyük bir kısmını da bütçe açığının kapatılması için yine devlete vermişlerdir.
Aylarca belki de yıllarca evinden, barkından, ailesinden uzak ve işini gücünü,
tarlasını ve bahçesini bırakıp vatan kurtarmaya koşmuş olan bu insanlar,
yazdıkları hatıralarında, o günlerde çektikleri sıkıntıları detaylı olarak
anlatmışlardır. Yine bu insanların büyük bir kısmı hem mecliste milletvekilliği
yapmış, hem de askerî ve mülkî görevlerini yerine getirmeye çalışmışlardır.
Millî Mücadele'de Ordu Komutanlarımızın birçoğu aynı zamanda milletvekilliği
görevlerini de yürütmüşlerdir. Bu mecliste yer alan milletvekillerini büyük bir
kısmı bilhassa kendi bölgelerinin düşmana karşı müdafaasının bayraklaşan
kahraman isimleridir. Onlar için vatan her işin üzerindedir. Vatanı korumak için
her türlü fedakârlığı gözlerini kırpmadan yapmışlardır. T.B.M.M. 'nin 86.
kuruluş yıldönümünde ,milletimiz açısından iradesinin tecelli yeri olan meclisin
önemini ve vazgeçilmez olduğunu daha iyi anlayabilmek için , o günleri iyi
bilmek ve anlamak gerekmektedir.O yüce vatan sevgisini, sadakati ve sevgiyi
başta meclis olmak üzere, bütün sahalarda ne kadar iyi anlar ve gereğini yerine
getirirsek geleceğe o kadar emin ve sağlam adımlarla yürüyebileceğiz..
Yorum () |
|
|
|
|
|