2025: Iğdır’ın Hafızalara Kazınan Yılı
Takvimler 2025’i gösterdiğinde Iğdır, sadece Doğu’nun sınır ili olmanın ötesinde; yatırımıyla, spordaki yükselişiyle, kültürüyle ve sorunlarıyla Türkiye gündeminde daha sık yer alan bir şehir haline geldi. Geride bıraktığımız yıl, Iğdır için sessiz değil; aksine iz bırakan, tartışılan ve yön tayin eden bir yıl oldu.
Her şeyden önce 2025, Iğdır’ın stratejik öneminin yeniden hatırlandığı bir yıl olarak kayıtlara geçti. Iğdır–Nahçıvan Doğalgaz Boru Hattı’nın devreye alınması, Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini sadece sözde değil, enerjiyle, ekonomiyle ve gelecekle perçinledi.
Bu hat, Iğdır’ı bir geçiş noktası olmaktan çıkarıp enerji koridorunun ana aktörlerinden biri haline getirdi. Ardından gündeme gelen Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu Demiryolu Projesi ise kentin kaderini değiştirebilecek nitelikte bir yatırım olarak 2025’e damga vurdu.Zenguzur yolunun ,Alican sınır kapısının açılacak olması Iğdır’ın kaderini değiştirecektir.
Ekonomide ise toprağın bereketi yine kendini gösterdi. Iğdır Şalağı kayısısı, hem çiftçinin umudu hem de ilin markası olmaya devam etti. İhracat rakamları konuşuldu, üreticinin sesi duyuldu. Tarım, bir kez daha bu şehrin vazgeçilmez gerçeği olduğunu hatırlattı. Tamamlanan Ünlendi baraj,Tuzluca Barajı ile Iğdır tarım alanında çok gelişecek planlama yapılmalı
Spor cephesinde ise 2025, Iğdır Alagöz FK yılı olarak anıldı. Tribünleri dolduran binlerce taraftar, bu kentin sporla nasıl kenetlendiğini gösterdi. Iğdır Alagöz Holding FK artık sadece bir futbol takımı değil; gençlerin umudu, şehrin ortak sevinci, kentin vitrini oldu.
Ancak her yıl gibi 2025’in de acı gerçekleri vardı. Hava kirliliği sorunu, Iğdır’ın en büyük sınavlarından biri olarak yeniden gündeme oturdu. Raporlar, ölçümler ve uyarılar; bu meselenin ertelenemez olduğunu bir kez daha ortaya koydu. 2025, Iğdır için “temiz hava” mücadelesinin bir tercih değil, zorunluluk olduğunu gösterdi.Su kesintisi ile insanlar suyun ne kadar önemli olduğunun farkına vardı..
Kültür ve tarih alanında ise Iğdır, köklerini hatırladı. Urartu dönemine ait arkeolojik buluntular, bu toprakların ne kadar derin bir geçmişe sahip olduğunu gözler önüne serdi. Gökkuşağı Tepeleri (Rainbow Hills),Tuz mağarası,Ağrı Dağı,Şehit Türkler Anıt ve müzesi ile birlikte Iğdır, sadece sınırlarıyla değil doğası ve tarihiyle de konuşulmaya başladı.
Türkiye-Azerbaycan kültürel etkinlikleri ise şehrin ruhunu besleyen, kardeşliği diri tutan önemli buluşmalar oldu.
Elbette 2025, asayiş olaylarıyla da hafızalara kazındı. Kuyumcu soygunu gibi ses getiren olaylar, güvenliğin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha hatırlattı. Ancak hızlı müdahaleler, devletin sahadaki varlığını da net şekilde ortaya koydu.
Sonuç olarak 2025, Iğdır için ne sıradan ne de unutulacak bir yıldı. Bu yıl; yatırımın, umudun, mücadelenin ve değişimin iç içe geçtiği bir dönem olarak tarihe geçti. 2026’ya girerken artık daha net bir gerçek var:
Iğdır, potansiyelini bilen ve geleceğini konuşan bir şehir olma yolunda ilerliyor.
Mesele, bu potansiyeli doğru yönetmek ve 2025’ten alınan dersleri yarına taşımak…
Çünkü Iğdır, beklemeyi değil; hak ettiği yere yürümeyi hak ediyor. Orta Asya’ya ,Türk dünyasına açılan kapı Iğdır’a Iğdır doğumluların daha çok sahip çıkma zamanı ..Yoksa iş işten geçecek Iğdırlılar artan nüfusla azınlıkta kalacaktır.Bunun içinde planlama yapıp stratejik düşünmek gerek..Yeni Yılınız kutlu olsun güzel Iğdır’ım güzel insanları.. iha