Genel

31 MART 1918’İN 108. YILDÖNÜMÜ VE 1920’DE 16 AKRABASINI ŞEHİT VERMİŞ RAHMETLİ ŞAİR HAMİT DÖNMEZ

31 Mart 1918 Dünyanın bir katliama daha şahit olduğu tarihtir.

Çarlık ordularının Ermeni subayları beraberinde çeteler, çarlığın işgalinde olan Azerbaycan’ın kadim şehirlerinde esaretin yanı sıra katliama da başlarlar.

Bakü de başlatılan katliamlar aynı şiddette Çarlık ordusuna bağlı Ermeni subayların yanında ermeni çetelerin katliamlara katılmaları ile Gence, Şamahı, Guba, Lenkeran, Kürdemir, Salyan da artırılarak devam eder. Şamahı şehri en çok katliam yapılan yer olur.

Zaten işgal altında esir olan Azerbaycan milis birlikleri ve halk, Ermenilere yaba, kürek, kazma, nacak balta gibi ilkel savunma aletleri ile karşı durmaya çalışır.
Çok büyük katliamların makinalı tüfeklerle, ağır silahlarla yapıldığını gören halk savunmaya devam eder ancak çok şehit verir. Kendini savunamaz hale getirilir ve ermeni çeteleri katliamda bizzat bulunurlar. Tabir yerindeyse oluk oluk şehit Türk kanı akar.

Çok geçmeden Nuri paşa komutasındaki Osmanlı Türk ordusu Bakü’ye sefer yapar ve Bakü işgalden kurtarılır.
Çarlığın yıkılmasını fırsat bilen özgürlük düşkünü Azerbaycan Türkleri Azerbaycan Cumhuriyetinin bağımsızlığını Mayıs 1918’de ilan ederler ve M. Emin Resulzade Cumhurbaşkanı olarak hükümeti kurar, genç cumhuriyet ilan edilir.

Maalesef genç cumhuriyet ordusuz ve halkıda Ruslar tarafından orduda askeri eğitim verdirilmediği için gelen Rus ordusu saldırılarına dayanamaz ve 1920 Mayıs’ın da şiddetli Rus ordusu saldırısı sonucu tekrar işgale uğrar. Çok kanlı çarpışmalar yaşanır.

Gence olaylarında talebe iken savunma teşkilatlarında yer alan ve daha sonra İran üzerinden vatandaşlık pasaportu ile İran’a ve oradan da Türkiye’ye gelerek Iğdır’a yerleşip uzun bir dönem Iğdır’da yaşadıktan sonra ayrılan ve Bolu da 92 yaşında vefat eden şair Hamit Dönmez 1996 yılında vatanı Azerbaycan’ı dünya gözüyle yıllar sonra görebildi. Yaşadıklarını çok kısa anlatmayı tercih ederdi; “Ben okuldan sonra genç öğretmendim. Gence saldırısına Ruslar başlamadan önce karşı koymak için tedbir almaya çalıştık. Halk baltayla, yabayla karşı koymayı hesap etmekteydi, elde bir şey yoktu maalesef.

Rus ordusu makinalı tüfeklerle ateş açmaya başlayınca çok şehit verdik ve şehir düştü, işgal ettiler ve topladıkları 16 akrabamı gözümüzün önünde kurşuna dizdiler. Ben idamla yargılanıyordum. Babamın İran vatandaşı olması üzerine İran devleti beni istedi ve İran’a geldim, oradan da Türkiye’ye geçtim ve böyle kurtulabildim idamdan” diye anlatmaktaydı.
31 Mart 1918 yılı şehitlerimizi 108. şehadet yıldönümünde rahmetle yad ediyoruz. Unutmadık, Unutmayacağız… Emir Şıktaş