ABD/İsrail İran’a Kara Harekâtını Kimlerle Yapacak?
Ortadoğu yine kaynıyor. Ve bu kez sahne arkasında dönen planlar hiç de masum değil.
Son günlerde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik bir kara harekâtı hazırlığında olduğu yönündeki iddialar artık fısıltı olmaktan çıktı. Konuşulan senaryo net: Irak sınırı üzerinden İran’a girilecek, özellikle Türk nüfusun yoğun olduğu bölgeler hedef alınacak ve içeriden bir kaos ateşi yakılacak.
Peki bu savaş kimlerle yapılacak?
ABD askerini sahaya sürmek yerine her zamanki yöntemi mi devreye sokacak?
Cevap çok uzak değil…
Suriye’den Irak’a taşındığı iddia edilen on binlerce DEAŞ militanı… Türkiye’den çekilip Irak’ın kuzeyine yığılan PKK unsurları… Suriye’den kaydırılan YPG güçleri… Ve İran kolu PJAK…
Hepsi aynı hatta, aynı coğrafyada, aynı hedef doğrultusunda toplanıyor.
Bu bir tesadüf mü?
Elbette değil.
Irak-İran-Türkiye sınır üçgeninde adeta bir “vekil güçler ordusu” kuruluyor. Amaç açık: İran’ı doğrudan cephede yenemeyenler, içeriden karıştırarak diz çöktürmek istiyor.
Ve hedefteki şehirler tesadüf değil…Bu bir askeri harekât değil, bu bir iç savaş planıdır.
Urmiye… Maku… Salmas…
Yani Türklerin yaşadığı bölgeler.
Çünkü biliyorlar ki bir ülkeyi yıkmanın en kolay yolu, halkları birbirine düşürmektir. Bugün sahaya sürülmek istenen senaryo tam olarak budur: Türk ile Kürdü karşı karşıya getirmek, etnik fay hatlarını tetiklemek ve bir iç savaş zemini oluşturmak.
PJAK’ın son dönemdeki hareketliliği de bu planın parçası. Kandil hattının İran’a doğru genişletilmesi, sınır bölgelerinde yoğunlaşma, sarp alanlarda konuşlanma… Bunların hiçbiri sıradan gelişmeler değil.
Aynı senaryoyu Irak’ta gördük.
Aynı oyunu Suriye’de izledik.
Şimdi perde İran’da açılıyor.
Ve bu ateş sadece İran’ı yakmayacak.
Sıradaki risk Türkiye’nin sınırlarıdır.
Şimdi sahne İran’ın kuzeyine kuruluyor.
Ve unutulmaması gereken bir gerçek var:
Bu ateş sadece İran’ı yakmaz.
Bu ateş Türkiye sınırına dayanır.
Bu ateş kontrol edilmezse bölgeyi yutar.
Türkiye açısından mesele sadece komşu bir ülkedeki kriz değildir. Bu doğrudan bir milli güvenlik meselesidir. İran’da çıkacak bir iç savaş, sınırlarımızda yıllarca sürecek bir istikrarsızlık anlamına gelir.
Bunun ekonomik, siyasi ve güvenlik maliyeti ise hesaplanamayacak kadar büyüktür.
Bugün bazı çevreler hâlâ olup biteni uzaktan izlenebilecek bir gelişme gibi görüyorsa büyük yanılıyor.
Ortadoğu’da hiçbir yangın sınırda kalmaz.
Ve tarih bize şunu defalarca gösterdi:
Dış güçler gelir, planını yapar, ateşi yakar…
Bedelini ise bölge halkları öder.
Bu nedenle bu kirli senaryoyu doğru okumak zorundayız.
Bu sadece İran meselesi değil.
Bu, bölgeyi yeniden dizayn etme girişimidir.
Ve bu oyunu bozabilecek en kritik aktörlerden biri Türkiye’dir.
Çünkü mesele sadece bir ülkenin değil, bir coğrafyanın geleceğidir.