AĞLA KARANFİL, AĞLA…
20 YANVAR: UNUTMA, UNUTTURMA!
Ey Türk…
Unutma!
Unutturma!
Takvimler 20 Ocak’ı gösterdiğinde, Bakü’nün sokakları yine kan kokar, karanfiller yine ağlar…
Çünkü o gün, yalnızca bir tarih değildir. O gün, Azerbaycan Türkü’nün hürriyeti uğruna canını ortaya koyduğu, kanıyla devletinin temelini attığı gündür.
20 Yanvar… Kanlı Ocak… Gara Yanvar…
O gece tanklar yalnızca Bakü sokaklarına değil, Türk’ün yüreğine girdi.
Silahsız insanların üzerine sürülen T-72’ler, T-80’ler;
özgürlük diye haykıran gençleri, kadınları, çocukları ezdi geçti.
87 yaşındaki Surayya Nine ile 15 yaşındaki Nariman aynı meydanda şehadetle buluştu.
Bir günde 170 can toprağa düştü; sayı değil, bir milletin yüreği yandı.
Dünya sustu…
Çünkü akan Türk kanıydı.
Ama unuttukları bir şey vardı:
Türk, kanla sulanan toprağından vazgeçmez.
O gece Azerbaycan halkı tankların önüne yüreğini koydu.
Silahı yoktu ama inancı vardı.
Canını verdi ama bayrağını indirmedi.
Ve Azatlık Meydanı’nda yankılandı o tarihi söz:
“Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez!”
O söz, sadece bir cümle değil;
bir milletin kaderiydi.
70 yıllık esaret artık bitmeliydi.
Azerbaycan Türkü, başı dik, dili özgür, bayrağı göklerde bir devlet istiyordu.
Tıpkı Türkiye Cumhuriyeti gibi…
Tıpkı Atatürk’ün emanet ettiği bağımsızlık gibi…
Rus tankları şehitler aldı ama umudu alamadı.
Kurşun sıktılar ama iradeyi öldüremediler.
Ve tarih bir kez daha yazıldı:
Kanla…
Bugün Şehitler Hıyabanı’na giden herkes şunu görür:
20 Ocak şehitleriyle Karabağ şehitleri koyun koyuna yatıyor.
Aynı dava, aynı bayrak, aynı toprak…
Bu yüzden 20 Ocak Azerbaycan’da yas günüdür.
Sokaklar susar, kalpler konuşur.
Bayraklar yarıya iner ama onur dimdik ayaktadır.
Ve evet…
Bugün hâlâ yüreğimizi yakan sorular var.
“Uğruna can verdiğimiz topraklar neden hâlâ işgal altındaydı?” diye fısıldayan şehit ruhları var.
Ama bilinmelidir ki;
o canlar boşuna verilmedi.
20 Ocak bir son değil, bir başlangıçtı.
Bağımsız Azerbaycan o gece doğdu.
Milli para basıldı, sınırlar çizildi, devlet dünyaya kabul edildi.
Elçibey’den Haydar Aliyev’e, İlham Aliyev’e uzanan devlet aklı, o şehitlerin emanetidir.
Bugün bize düşen görev nettir:
Unutmamak…
Unutturmamak…
Ve yeni nesillere anlatmak.
Çünkü dost gibi görünenin düşman,
düşman gibi görünenin tarih boyunca değişmediğini bilmek zorundayız.
Ve son söz yine şairden olsun:
“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,
Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”
Ağla karanfil…
Ama bil ki o gözyaşları bir milletin şerefidir.
Ruhunuz şad olsun
20 Yanvar Şehitleri…