Bakmayın Siz Üç Beş Satılmışa, Türk Halkı İran’ın Yanındadır

İran’a karşı 50 yıldır ABD ve İsrail’in uyguladığı soğuk savaş, yerini fiilî savaşa bıraktı.

Birinci saldırı İsrail tarafından yapıldı ve 12 gün sürdü. İsrail perişan oldu ve savaşı durdurmak için hemen araya bazı devletleri koydu.

Ama bu savaşın böyle bitmeyeceğini herkes biliyordu.

İkinci İran savaşının başlayacağını herkes biliyordu.

İsrail ha bire ABD’nin İran’a saldırması için baskı kurarken ve ABD’nin ayağını sürümesi, gözdağı vererek İran’ı teslim olmaya zorlaması ile süreç devam ederken, bir anda ABD Adalet Bakanlığı tarafından Epstein dosyası patladı.

Dosyada, ABD Başkanı Trump başta olmak üzere birçok zengin ve devlet adamının, yamyamların bile yapmayacağı iğrenç görüntüleri ortalığa saçıldı.

Çocuk istismarından tutun da çocuk eti yemeleri, korkutup kanını içmeleri gibi insanlık dışı vahşilikler dünya gündemine oturdu.

Tam bu süreçte ABD gemileri İran’a doğru yola çıktı. Yani iğrenç dosyalar sonrası hareket başladı.

Normal şartlarda ismi böylesi iğrenç konularla anılan biri adamsa kafasına sıkar; değilse yine utanır ve toplum içine çıkamaz. Ama bunlarda öyle bir yüz var ki, iğrençliğin dibinde olmalarına rağmen bir ülkenin yönetimini devam ettiriyorlar. Sözde demokrasi, sözde gelişmiş bir ülke ve zeki insanların bulunduğu ABD’de böylesi bir insan kılıklı yaratığın başkanlığını kabul ediyorlar.

İsrail Başbakanı Netanyahu, Trump’ı avucunun içine almış. Netanyahu ırkçı bir Yahudi; o ve tüm Yahudiler kendilerini üstün ırk gördüklerinden, Yahudi olmayan tüm insanları hayvandan aşağı görürler.

Yanlarında olan şu Araplar var ya, emin olun onları bir domuzdan daha aşağılık yaratıklar olarak görmektedirler.

Ve bu Netanyahu; kumarbaz, kadın tüccarı, hırsız, ABD devletini dolandıran ve yüzlerce davası bulunan sapık Trump’ın daha beter iğrenç belgelerini ele geçirmiş olmalı ki, elinde bir kukla gibi oynatıyor.

Sağır sultan biliyor ki ABD ve İsrail İran’ı düşürürse, sıra Türkiye’ye gelecektir.

Türkiye ile her ne kadar NATO ülkesi adı altında diyalog olsa da Türkiye’yi her zaman büyük bir tehlike olarak görmekte ve zaman zaman iç karışıklık yaratıp Türkiye’yi zayıflatmaya çalışmaktadırlar.

Gezi, Hendek, FETÖ, IŞİD, Cübbeli gibi Tarikatlar, 50 yıldır bitmeyen PKK hep bunların eseridir.

Türk halkı genel çoğunlukla aslında bunların farkında.

Bugün bu farkındalık içinde olanlar sözle de olsa İran’a destek vermekte, mitingler düzenlemekte, ABD ve İsrail’i kınamaktadırlar.

Ancak bu bilinçte olmayan, gözü mezhep taassubu ile kör olmuş kesim; ABD ve İsrail’in sunduğu bilgiler doğrultusunda “Vay ulan İran, sen hele dur!” diyebilecek cahil güruhu kullanmakta; kullanamadıklarını parayla satın almakta, basın ve enformasyon araçlarını ve çalışanlarını susturup algı yaratmak için sürekli çalışmaktadırlar.

Toplumu doğru bilgilendirecek, savaşı doğru sunacak çok az sayıda yorumcu ekrana çıkmakta; çoğu da arka planı bilinmediği için çıkarıldıktan sonra bir daha çıkarılmamaktadır.

Yani anlayacağınız, bugün İran’da öz devletleri yıkılsın diye ihanet içinde olanlar var ya, hani şu ajanlık yapanlar, ABD saldırdı diye oynayanlar; emin olun yarın da Allah korusun ülkemiz böyle bir saldırı altında kalsa bu kanı bozuklar zil takıp oynayacak, ajanlık yapacak, bizleri arkadan vuracaklardır.

Ne çabuk unuttunuz FETÖ ihanetini?

FUAT AVNİ denen X kullanıcısı, Cumhurbaşkanı’nın evinin içinde konuşulanları yazıyordu.

Cumhurbaşkanının etrafında en yakın üs düzey çalışanlardan, askeri Erkan’dan, polis, MİT, Yargı, kısaca devletin tüm kurumlarından en kritik yerlerden ihanet içinde olan FETÖ’cüler çıkmadı mı?

Meclisi, Özel Harekât Daire Başkanlığını ve birçok yeri ABD mi gelip bombaladı, yoksa içimizdeki ajanlar mı?

Yani anlayacağınız, bir musibet bin nasihatten iyidir.

Hâlâ etrafımızı görmemekte ısrar edersek, hâlâ ABD ve İsrail’e güzellemeler yapan alçakları gözlem altına almaz isek, İran’daki fırtına emin olun ülkemize kadar gelecek ve ağır bedeller ödememize sebep olacaktır.

İran’ın dinî lideri Ayetullah Ali Hamaney’in eşi, gelini, damadı ve torunu şehit olmuş; adam buradan ahkâm kesiyor, “Öleceğini biliyordun da neden efeleniyordun?” diyor.

Alçak adam, ne yapsaydı? Suudiler gibi, Arap Emirlikleri gibi, Katar gibi, Bahreyn gibi gidip teslim mi olsaydı?

“Halkım sığınakta değil, ben de sığınağa gitmem” diyen bir lidere övgü mü yakışır, yoksa üç kuruşun kölesi olan sizler gibi satılmışların eleştirisi mi?

Şehit Hamaney Kerbela’nın çocuğuydu, siz ise siyonistlerin çocuğusunuz.

Bir önceki yazımda da değinmiştim: Bu savaşın galibi İran olacaktır.

Çünkü İran inanıyor; savaştığı şer cephesi inanmıyor.

Yedi düvele karşı tek başına savaşan bir millet, hak ile batılın savaşında elbette ki insan olan herkesin desteğini alır.

KISADAN HİSSE

Bir gün Nemrut, Hz İbrahim’i ateşe atmaya karar vermiş ve büyük bir ateşin hazırlanmasını emretmiş. Ateş hazırlanmış… İçine atılacak her şeyi, anında yutacak bir dereceye gelmiş. Birazdan, yüce peygamber onun içine atılacak.

O sırada bir karınca ortaya çıkıyor. Sırtında bir damla su ile ateşe doğru, yavaş, fakat emin adımlarla ilerliyor. Civardaki birisi karıncayı yolundan çeviriyor.

Nereye gittiğini soruyor.

Karınca, ateşi söndürmek için su taşıdığını söylüyor.

Soruyu soran gülüyor. Belli ki karıncanın eylemini hafife alıyor ve onunla alay ediyor.

Kendisine gülen kişiye karıncanın cevabı çok hikmetli:

‘Ben, sırtımdaki şu bir damla suyun o kızgın ateşi söndüremeyeceğini elbette biliyorum. Fakat maksadım safımı belli etmek. Zalim Nemrud’un yanında değil de, Hz. İbrahim’in yanında olduğumu ilan etmek’.