Iğdır’da futbol tutkunlarının keyifle maç izleyebileceği modern bir tribünün açılışı görkemli bir törenle gerçekleştirildi.
Yıllardır Iğdır’da maçlar, semt sahalarındaki çelikten yapılmış basit tribünlerde izlenirdi. Şehrimizde neden bir stadyum yapılmadığını zaman zaman gündeme getirdiğimizde, yetkililer ve siyasiler “Futbolda ulaşabildiğimiz en yüksek seviye 3. Lig. Bu kategorideki bir takım için standartlara uygun tribün yapılmaz” deniyordu.
Derken bir gün biri çıktı, geldi. Iğdırspor’u devraldı ve isim sponsoru oldu. BAL’daki takımı adım adım ayağa kaldırarak dört yıl içinde 1. Lig’e taşıdı.
Futbol camiası şaşkındı. Türkiye genelinde herkes Alagöz Holding Iğdır FK’nın yükselişini konuşmaya başladı. Spor yorumcuları yapılan transferleri değerlendiriyor, dört yılda yakalanan başarıyı takdir ediyordu.
Kulüp başkanı Cantürk Alagöz, kulübe yaptığı harcamaları büyük bir heyecan ve özveriyle üstleniyor. Küçük desteklere sadece teşekkür etmekle yetiniyor, giderlerin tamamını kendisi karşılıyor. Altyapıya verdiği önemle yüzlerce gencin yetişmesi için ciddi yatırımlar yapıyor ve geleceğe kalıcı bir iz bırakıyor.
Iğdır futboluna verilen bu emek, şehre standartlara uygun bir tribün kazandırdı. Artık hayal bile edemediğimiz bir stadyumda maç izleyeceğiz.
Yarın Süper Lig’e çıkılsa, Süper Lig takımları taraftarlarıyla gelip Iğdır’da rahatlıkla maç yapabilecek, şehrimiz adına güzel bir prestij sergilenecektir.
Bu kazanımı Iğdır’a sağlayan Milletvekili ve iş insanı Cantürk Alagöz olmuştur. Nefsi bakmasak Iğdır için harika bir bir yatırım olduğunu söylememiz gerekiyor. Stadyum demek Iğdır futbolunun her geçen gün daha çok gelişeceği demek, her geçen gün daha çok futbolcunun yetişmesi demektir.
Aslında bu durum aile içinde de böyledir. Aileden biri bir şeyler yapmaya başladığında herkes daha fazlasını ister. Bu “fazlasını istemek”, kişinin bir şey yapmadığından değil, aksine çok şey yaptığından kaynaklanır.
Cantürk Alagöz bu şehre hiçbir şey yapmamış olsaydı kimse ondan bir talepte bulunmazdı. “Nasıl olsa bir şey yapamıyor” denir, beklenti oluşmazdı. Çok şey yaptığı için, daha çok şey isteniyor ve bu da çok normaldir.
Stadyum sadece bir örnek. Bunun gibi yüzlerce toplumsal ve bireysel konu sayılabilir. İnsanlar yapılanı gördükçe daha fazlasını istemeye yönelir.
Gözlemlediğim kadarıyla Cantürk Alagöz bu talepleri yadırgamıyor. Aksine, “Keşke zaman ve imkanlar daha elverişli olsa da daha fazlasını yapabilsek” düşüncesi her zaman öne çıkıyor.
Elbette o da bir insan. Onun da sabrı, öfkesi, yorgunluğu, işi ve ailesi var. Ama biz çoğunlukla hep daha fazlasını istiyoruz. O da yetişmeye çalışıyor.
Alagöz Holding Iğdır FK’ye gelecek olsak, dört yılda BAL’dan 1. Lig’e yükselen takım bu yıl beklenen performansı bir türlü gösteremedi. Para var, imkan var, tesis var, beş yıldızlı kamplar var ama mücadele ruhu eksik. Sonuçta sahaya çıkıp topu oynayacak olan da futbolcudur. Stadyum açılışı yapılmış, bakan orada, kulüp başkanı orada, Iğdır tarihinin en kalabalık taraftarı tribünleri doldurmuş ama sahadan galibiyetle ayrılamıyoruz.
Neyse ki Ziraat Türkiye Kupası Antalyaspor maçıyla şeytanın bacağı kırıldı.
Demem o ki, malzeme iyi, imkanlar iyi, şartlar iyi ama pazarlama zayıf. Elinizdeki değerin kaliteli olması önemli fakat doğru anlatılmadıkça beklenen karşılığı bulmaz.
Cantürk Alagöz, bugüne kadar şehrimize ve milletimize en fazla hizmet eden; hizmet aşkıyla dolu olup bunu eyleme döken, farklı bir kişiliktir. Kimine gardaş, kimine abi, kimine başkan, kimine vekil olan; yaklaşımlarını yüreğiyle ortaya koyan bir değerdir.
Toplumun birlik ve beraberliği için; iftiradan, insanları birbirine düşürmeye çalışanlardan, art niyetli davrananlardan ve siyasi hırs uğruna çamur atmayı alışkanlık hâline getirenlerden uzak durmalıyız.
Bunu da ancak toplum olarak, hep birlikte yapabiliriz.