Gadir-i Hum Bayramı Mübarek Olsun

Dini bayram olarak genelde alışılmış iki bayram vardır. Biri Ramazan Bayramı, diğeri ise Kurban Bayramı’dır.

Ancak Gadir-i Hum Bayramı, Ali dostları tarafından idrak edilir ve kutlanır.

Doğrusu İslam tarihini çok iyi bilmem. Hz. Peygamber Ramazan ve Kurban bayramlarını kutladı mı, bilmiyorum. Ancak Hz. Peygamber’e, Gadir-i Hum denilen bölgede Allah’tan gelen Maide 67 ayetini halka tebliğ etmesi emredilince, Hz. Ali’nin elini yukarı kaldırarak, “Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır. Beni seven Ali’yi de sevsin.” buyurmuş ve Hz. Ali’nin kendisinden sonraki kişi olduğunu açıklamıştır.

Hz. Peygamber, Veda Haccı’ndan dönerken Gadir-i Hum denilen bölgede konaklamış, önde gidenlerin geri çağrılmasını, arkada kalanların beklenmesini ve deve yüklerinden bir kürsü yapılmasını emretmiştir. Daha sonra Hz. Ali ile birlikte kürsüye çıkmış, onun elini yukarı kaldırarak taltif etmiştir.

Dünyanın çeşitli yerlerinden gelen 100 bine yakın hacıya bu mesajı iletmiş, onların da gittikleri şehirlerde bu mesajı duyurmalarını sağlamıştır.

Resulullah, son Veda Haccı’ndan sonra vefat edeceğini muhtemelen biliyordu ve Allah’ın vahyini insanlara açıklaması emrolunmuştu.

Allah’ın Arslanı, İslam’ı kabul eden ilk kişilerden olan Hz. Ali, Hz. Peygamber’in vefatından sonra büyük sıkıntılar yaşamış ve yüreğindekileri uluorta haykıramadığı için içindekileri adeta dipsiz kuyulara dökerek yıllarını geçirmiştir.

Resulullah’ın, “Ben kimin mevlasıysam, yani önderi ve kıymetlisi isem, Ali de onun mevlası ve kıymetlisidir.” sözünü bir kenara bırakan Muaviye, taraftarları ve oğlu Yezid, yaklaşık yüz yıl boyunca camilerde Hz. Ali’ye lanet okutmuştur.

Hak, elbette hiçbir zaman batıl olmaz.

Hak, er ya da geç ortaya çıkar ve insanlar arzuladıklarıyla haşrolurlar.

Hz. Ali’ye taraftar olanlar, Resulullah’ın emrine itaat ederek ona taraftar olmuşlardır.

Ama Ali de Ali’ydi…

Hak etmeseydi kimse ona taraf olmazdı.

Hak etmeseydi, 1400 yıldır Gadir-i Hum Bayramı kutlanıyor olmazdı.

Ali, her şeyiyle Resulullah’ın sağ kolu, sırdaşı, dert ortağı ve savaşların eşsiz kahramanıydı.

Ali, nefsini her zaman yok sayarak sadece Allah’ın rızasını kazanmak için mücadele etmiştir.

Son nefesini verdiğinde, “Andolsun Kabenin rabbine kurtuldum” diyerek insanlardan çektiği sıkıntıları dile getirmiştir.

Ali birliğin ve hoşgörünün merkeziydi. Kendisini anlamayanları gördüğünden derdini dipsiz kuyulara anlatırdı.

Ali(as)'yi sevmek, ayrılıklara değil birlik ve beraberliğe sevketmeli ülkemizi. Tarihsel hakikatleri konuşmak, karanlıklardan çekip çıkarmak için mücadele verirken taassuplardan sıyrılıp sadece hakikate teslim olmak gerekir. Tabi ki, vahdetimizi koruyarak…

Gadir-i Hum Bayramı mübarek olsun.