Sözer AKYILDIRIM

Iğdır Üniversitesi Öğretim Görevlisi

Kerbela; Irak’ta, Başkent Bağdat’ın yaklaşık 85 ile 100 km güney batısında, Fırat Nehrinin yakınında bulunan düz ve kurak bir ovada yer alır. Bölge çöl, iklimine sahiptir; yazları çok sıcak, kışları ise ılımandır.

Kerbela Vakası; Peygamber efendimiz Hazreti Muhammed’in vefatından yaklaşık 48 yıl sonra gerçekleşti. Peygamber efendimiz Hz. Muhammed Miladi 632 yılında, Hicri 11’de vefat etmiştir. Miladi 680 yılında, Hicri 61 yılının 10 Muharreminde (Aşura günü) gerçekleşmiştir. Tarihteki yeri 7.yüzyıla (600-699) denk gelir. Aşura ise Arapça Onuncu gündür.

Allahın Elçisi Müminlere şöyle buyurmuştu: “ Ben sizin aranıza iki değerli emanet bırakıyorum,onlara sarıldığınız sürece benden sonra asla sapkınlığa düşmezsinizi.Onlar Allahın Kitabı ve İtretim-Ehlibeytimdir.Bu ikisi Kevser havuzu üzerinde bana tekrar dönünceye kadar asla birbirinden ayrılmazlar.Bakın görün benden sonra onlara nasıl davranacaksınız” !..

Tathir Ayeti,Ahzap Suresinin otuz üçüncü ayetinde; “Ey Ehlibeyt,gerçekten Allah sizden kiri (günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.”Allah onları temiz ve Tahir kılmıştır.

HAZRETİ HÜSEYİN MEDİNE’DEN NEDEN HİCRET ETTİ ?

Muaviye 18 Nisan 680’de Şam’da ölünce(Allah ona lanet etsin) Yezid (Allah ona da lanet etsin) veliaht olarak saltanat tahtına geçti.Onun için önemli bir sorun vardı.Hz. Hüseyin,İbni Zübeyr ve İbni Ömer’in biatleri. Yezid,Medine Valisi olan amcası oğlu Velide bu üç kişinin biatlerinin sağlanmasını isteyen bir mektup yazdı.Mektubunda özellikle Hz. Hüseyin’in biatlerinin sağlanmasını istiyordu.Hazreti Hüseyin ,Medine’de kendisine Yezide biat etmesini öğütleyen Mervan’a şu cevabı verdi.”Başımız sağ olsun;çünkü ümmet Yezid gibi birinin hükmü altına girmekle büyük bir belaya uğradı !..”

Medine’de kalmasına müsaade edilmiyordu. Baskılar gün be gün artıyordu. Yezid biat istiyordu. Oysaki Tathir ayeti nazil olduğunda Resulullah’ın yüce abası altında toplandıkları an dedesi şöyle buyurmuştu “Hüseyin’i seven beni sevmiştir,ben Hüseyin’denim, Hüseyin bendendir!..” Medinede kalamazdı. Dedesinin abat ettiği şehre bakarken şu sözü söyledi “Avcılar rahat bıraksaydı, Kartallar yuvalarında ölmeyi dilemezler miydi?

Hicret, Allah’a itaat etmenin mümkün olmadığı yeri terk edip mümkün olan diyara gitmenin adıdır. Allah, kitabında; “Sizin için gidebileceğiniz birçok beldeler var” diyordu ya; yer aranacak olursa arzının ne denli geniş olduğunu hatırlatıyordu ya, hicret işte böylesi bir yere gidebilmekti. Üstelik kişiler tenleriyle birlikte gönüllerini ve ruhlarını da öylesi diyarlara götürebilseler bunun karşılığı Rabbin katındaydı… Sefer, bir şeyin üzerinden örtüsünü kaldırmak demektir. Sefer, insanın, kendisi tanıyıp anlayabilmesi için kişilerin muhakkak yaşaması gereken içe ve dışa dönük tecrübelerinin toplamıydı. Allah’a doğru olan, nefsinin hakiki sıfatlarını bulup ortaya çıkarmalı ve kötü olanları düzeltmek gayretine girişilmeliydi.

Hazreti Hüseyin, Yezide biat etmeyi red ederek Medine’den ayrıldıktan sonra Mekke’de yaklaşık 4 ay kalmıştır.

Tarihsel süreç kronolojik olarak şu şekilde gelişmiştir:

Mekke’ye varışı: Hicri 3 Şaban (Miladi Mayıs 680 başı)

Mekke’den Ayrılışı: Hicri 8 Zilhicce 60/Terviye Günü (Terviye günü hicri takvime göre Zilhicce ayının 8.günü, kurban bayramından bir önceki gün, Miladi Eylül 680 başı)

Şaban, Ramazan, Şevval ve Zilkade aylarını tamamen Mekke’de geçiren Hazreti Hüseyin, hem buradaki Müslümanlarla görüşmüş hem de Kufe’lilerden gelen binlerce davet mektubunu burada değerlendirmiştir. Hazreti Hüseyin Zilhicce ayının 8.günü Hac ibadetini yarım bırakarak (Umreye çevirerek) Kufe’ye doğru yola çıkmıştır. Hazreti Hüseyin Mekke’de tehdit altındaydı. Yezidin suikastçılarının Kabe’nin kutsallığına zarar vermesini engellemek adına 8 Zilhicce Hicri 60 (9 Eylül 680 –Terviye günü) Mekke’den ayrıldı.

KUFE HALKININ DAVETİ ve MÜSLİM bin AKİL

Yezidin iktidarını tanımayan Kufe’liler, Hz. Hüseyin’e yüzlerce mektup göndererek onu Irak’a davet ettiler. Mektuplarda, kendisini lider olarak görmek istediklerini ve destek vereceklerini bildirdiler. Mektup taşıyan elçiler birbiri ardına İmamın huzuruna girip çıkıyorlardı. İmam gelenlerden halkın durumu hakkında bilgi alıyordu. Kufe halkının son elçileri olan Hani bin.Hani ve Said b.Abdullah ile Kufe halkına mektup gönderdi : Amcam oğlu Akil Müslim’i size gönderiyorum.Müslim sizinle görüştükten sonra,sizin büyüklerinizin ve ileri gelenlerinizin düşüncelerinin de yazdıklarınız gibi olduğunu bildirirse,İnşallah en yakın zamanda size geleceğim dedi.

Hazreti Hüseyin, amcasının oğlu Müslim bin Akil’i Kufey’e temsilci olarak gönderdi.Bunun sebebi,Kufe halkından gelen çok sayıda mektuptu.Kufe’liler, Emevi halifesi Yezid bin Muaviye’ye karşı olduklarını bildiriyor ve Hz. Hüseyin’i Kufe’ye davet ederek kendisine biat edeceklerini söylüyorlardı. Hz.Hüseyin, bu davetlerin samimi olup olmadığını anlamak için doğrudan yola çıkmak yerine güvendiği Müslim bin Akili görevlendirdi. Müslim Kufe’de durumu inceleyecek, halkın gerçekten Hazreti Hüseyin’i destekleyip desteklemediğini öğrenmek ve biat edenlerin sayısını tespit etmek ve sonuçları Hazreti Hüseyin’e bildirmekti.

Kufe,daha önce Hz. Ali’nin hilafet merkezi olmuştu.Bu nedenle şehirde Ehl-i Beyt’e sevgi duyan çok sayıda insan bulunuyordu.

Müslim bin Akil Kufeye ulaştığında büyük ilgi gördü. Kaynaklarda kendisine biat edenlerin sayısı 12 bin ile 18 bin arasında, bazı rivayetlerde ise 30 bine kadar olduğu söylenir. Bunun üzerine Müslim bin Akil, Hz.Hüseyine bir mektup göndererek “Halk senin gelişini bekliyor, gelebilirsin.” Haberini verdi. Bu haber üzerine Hz. Hüseyin ailesi ve yakınlarıyla birlikte Mekke’den Kufe’ye doğru hareket etti.

Bu gelişmelerden haberdar olan halife Yezid bin Muaviye,Kufe valiliğine Ubeydullah bin Ziyad’ı gönderdi.Ubeydullah bin Ziyad Kufe’ye gelir gelmez :Kabile reislerini tehdit etti,muhalifleri tutukladı,halkı korkuttu,Hazreti Hüseyin’i destekleyenlere ağır cezalar uygulanacağını duyurdu.Bu baskılar sonucu daha önce biat edenlerin çoğu geri çekildi. Müslim yalnız kalmıştı. Kufe sokaklarında tek başına çaresizce dolaşan Müslim Tuv’a (Tav’a)adında bir kadının evine sığındı, İbni-i Ziyad Müslim’in kıyamını bastırdıktan sonra ,Kufe mescidine gitti.Namaz kıldırıp konuşma yaptıktan sonra Müslim’ bulmak için ev ev arama yapmaları emrini verdi.Bu arada gizlendiği yeri öğrenen Tuva’nın oğlu hükümet görevlilerine haber verdi.

Müslim, aldığı ağır yaralardan sonra esir düştü. Akil oğlu Müslim, Muhammed b.Eş’as’a dönerek : “Öyle görüyorum ki,Ubeydullah senin bana verdiğin güvenceyi hiçe sayacak ve beni öldürecek ama sen de gel hayırlı bir iş yap.İmam Hüseyin şu anda yola çıkmıştır veya çıkmak üzeredir.Benim tarafımdan ona birisini gönder.Çünkü benim bunu yapmaya artık fırsatım olmayacak.O ,İmam Hüseyin’e,Kufe’lilerin sözünde durmadıklarını, kalleşlik yaptıklarını ve kendisine de yapacaklarını ,bu insanların pek yalancı ve iki yüzlü olduklarını bildirsin . İmam Hüseyin’e bir kişi gönder,bu yolculuktan geri dönsün.Çünkü ben ona ,Kufe halkının onunla birlikte olduğunu yazmıştım ve şimdi onun yolda olduğunu sanıyorum!..”

İbni Ziyad emir verdi : ” Onu götürüp, binanın üzerinde başını kesin ve başsız gövdesini aşağı atın!” Akil oğlu Müslim’i sürüklercesine konağın üstüne götürürlerken Müslim tekbir getirip, İstiğfar ederek ve Allahın elçisine salavat gönderip şöyle diyordu: “Allah’ım bizimle, bizi aldatan ve bize yardım etmeyen bu insanlar arasında sen hüküm ver!”

Akil oğlu Müslüm’i hükümet konağının üstüne götürüp, başını aşağı sarkıtarak kestiler. Başını aşağı attılar, sonrada cesedini aşağı attılar. Müslim’in kesik başı Muaviye oğlu Yezid’e gönderildi. Müslim b.Akil hicretin 60.yılı Zilhicce ayının 9’u Çarşamba günü Kufe’de iki ay dört gün ikamet ettikten sonra şehit oldu.

Muhammed b.Eş’as ve Ömer Sa’d’ın gönderdiği elçi Zubale bölgesinde İmam Hüseyin’in (a.s)kervanına yetişti ve Müslim’in Kufe halkının biat ettikten sonra kendisini yalnız bıraktıkları mesajını ulaştırdı. Müslim b.Akil ve Hani b.Urve’nin şahadeti İmamı Hüseyin’i çok üzdü.

HAZRETİ HÜSEYİN’İN ACI HABERİ ALMASI

Müslim bin Akil’in şahadetinin ardından gelişen süreç, Kerbela Olayının doğrudan fitilini ateşlemiş ve İslam tarihinin en büyük trajedilerinden birine zemin hazırlamıştır. Hz.Hüseyin, ailesiyle birlikte Kufe’ye doğru ilerlerken Salevbiye veya Zerud denilen mevkide Kufe’den gelen yolcularla karşılaştı. Yolcular, Müslim bin Akil ve onu korumaya çalışan Hani bin Urve’nin feci şekilde şehit edildiğini, cesetlerinin Kufe sokaklarında sürüklendiğini haber verdi. Hz. Hüseyin ve yanındakiler bu haber üzerine gözyaşlarına boğuldu. Hz. Hüseyin ,” Biz Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz, Onlardan sonra artık yaşamanın bir tadı kalmadı” dedi.

Hz. Hüseyin, Kufe halkının sadakatsizliğini görünce yanındaki kabile mensuplarına dileyenlerin geri dönebileceğini söyledi. Siyasi ve dünyevi kazanç için gelen birçok kişi onu terk etti;geriye sadece sadık dostları ve ailesi kaldı.Hüseyin ,Müslim’in kardeşlerine ve oğullarına dönmek isteyip istemediklerini sordu.Akil’in oğulları ,” Vallahi hayır ! Müslim’in intikamını almadan veya onun tattığı ölümü tatmadan geri dönmeyiz” diyerek yola devam etme kararı aldılar. İmam Hüseyin defalarca “ İnna lillahi ve inna ileyhi raciun” (Biz hepimiz Allah içiniz ve hepimiz O’na döneceğiz) dedi.

İmam Beyti Akabe menzilinde konakladı. Burada adı Amr b.Luzan olan yaşlı bir adama rastladı. Yaşlı adam: “Nereye gidiyorsun? Diye sordu. İmam: “Kufe’ye diye buyurdu. Yaşlı adam : “Allah aşkına geri dön. Çünkü Allaha ant olsun ki ,sen mızraklara,kılıçlara gidiyorsun.Seni davet eden şu halk, önce düşmanınla savaşıp onları etkisiz kılsaydı,sonra seni oraya davet etseydi,daha iyi olurdu.Ama bu şekilde oraya gitmeniz ,sizin salahınıza değildir.” İmam yaşlı adama şöyle seslendi :”Ey Allahın kulu, Allah kendi işinde yenilmez (Allahın irade buyurduğu mutlaka olacaktır).Allaha and olsun ki, benim kanımı akıtmadan benden vazgeçmeyeceklerdir !”

KERBELA TOPRAKLARINA VARIŞ

Vali Ubeydullah bin Ziyad’a,Hz. Hüseyin’in Kufe’ye girişini engellemek ve halkla temasını tamamen kesmek için şehrin tüm giriş ve çıkışlarını ordusuyla kapattı. Vali bin Ziyad ,Hür bin Yezid er-Riyahi komutasındaki 1000 kişilik bir birliği Hz. Hüseyin’i durdurmak ve onu susuz ,sığınaksız bir yere doğru zorlamakla görevlendirdi.Hür bin Yezidin baskısıyla Hz.Hüseyin’in kafilesi ,2 Muharrem 61 (Ekim 680) yılında su kaynaklarından uzak, kurak bir bölge olan Kerbela’da durmak zorunda kaldı.Hazreti Hüseyin bu toprağın adını sorduğunda “Kerbela” cevabını alınca,”Allah’ım, kerb(üzüntü) ve bela (müsibet) toprağından sana sığınırım” diyerek orada çadırlarını kurdurdu.

2 MUHARREM 61 (EKİM 680) TARİHİNDE BAŞLAYAN SÜREÇ VE İMAM HÜSEYİNİ ŞEHİT EDİLMESİ

Kufe Ordusunun Kerbelaya Gelmesi: Vali Ubeydullah bin Ziyad, Rey şehri valiliği vaat ettiği Ömer bin Sad’ı 4000 kişilik bir ordunun başına geçirerek Hz. Hüseyin’in üzerine gönderdi. Ömer bin Sad, Hazreti Hüseyin’den Yezide kayıtsız şartsız biat etmesini istedi. Hz. Hüseyin ise kan dökülmesini önlemek için Medine’ye dönmeyi veya İslam sınır boylarına gitmeyi teklif etti ancak bu teklifler reddedildi. Kufe’den sürekli takviye alan Yezidin ordusunun mevcudu kısa sürede yaklaşık 20.000 ile 30.000 kişiye ulaştı. Hazreti Hüseyin’in yanında ise sadece 72 sadık dostu ve ailesi vardı.

7 MUHARREM

Suların Kesilmesi: Vali Bin Ziyad, Ömer bin Sad’a kesin bir talimat gönderdi : “Hüseyin ve asabı ile Fırat nehri arasında set çek, onlara bir damla bile verme”. Amr bin Haccac komutasındaki 500 süvari Fırat kıyısını tuttu.7 Muharremden itibaren Hz. Hüseyin’in çadırlarında, aralarında bebeklerin ve kadınların bulunduğu aile fertleri çöl sıcağında susuzluğa mahkûm edildi.

9 MUHARREM:

Hazreti Hüseyin’i Kerbelaya kadar getiren komutan Hür bin Yezid er-Riyahi, vicdan azabına dayanamayarak son gece ordusunu terk etti. Hazreti Hüseyin’in ayaklarına kapanarak af diledi ve onun safında şehit olmayı seçti. Müslim’in Kerbela’da babalarının intikamını almak için bekleyen oğulları Abdullah ve Muhammed, savaş meydanında Hz. Hüseyin’i korumak için kahramanca çarpışarak sırayla şehit düştüler.

AŞURA GÜNÜ VE BÜYÜK KATLİAM 10 MUHARREM 61

Savaşın Başlaması: Sabah namazının ardından Ömer bin Sad’ın ilk oku fırlatmasıyla toplu kıyım başladı. Hazreti Hüseyin’in 72 yoldaşı, açlık ve susuzluğa rağmen devasa orduya karşı tek tek meydan okuyarak savaştı.

Hazreti Hüseyin, susuzluktan ölmek üzere olan 6 aylık bebeği Ali Asgarı kucağına alıp orduya göstererek en azından bebek için su istedi. Ancak Yezidin okçusu, Hurmula, bebeği boğazından okla vurarak şehit etti. Etrafında hiç savaşçısı kalmayan Hz.Hüseyin ,aldığı onlarca kılıç ve ok darbesiyle yere düştü.Şimr bin Zilcevşen (Allah ona lanet etsin) tarafından başı kesilerek şehit edildi.Peygamberin ailesinin çadırları ateşe verildi.Malları yağmalandı.Hasta yatağındaki Hz. Ali Zeynelabidin (Hz Hüseyin’in hayatta kalan tek oğlu) ve Hz. Zeynep (Hz. Hüseyin’in kız kardeşi) esir alınarak önce Kufe’ye,ardından Şam’a götürüldü.

Hamid b. Müslim şöyle diyor :

“Onun gibi birisini görmedim. Bütün yardımcılarını, oğullarını, akrabalarını kaybettiği halde, onun gibi istikamet gösterip, direnen ve ayakta duran bir kişi daha görmedim. Piyadeler ona saldırdığında, kılıcıyla onlara karşı koyuyordu ve onlar aslan önünden kaçan çakal sürüsü gibi sağa sola dağılıyorlardı”

Zilcevşen oğlu Şimr durumu böyle görünce, süvarileri çağırıp piyadelerin arkasına yerleştirdiği okçulara saldırı emri verdi. O mazlum insanı ok yağmuruna tuttular. İmamın her tarafına oklar saplanmıştı ve artık savaşamaz olmuştu. Hayasız insanlar etrafına sıralar oluşturmuşlardı.

IĞDIR'DA YKS ADAYLARINA KİMLİK KOLAYLIĞI: NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİ HAFTA SONU AÇIK OLACAK!
IĞDIR'DA YKS ADAYLARINA KİMLİK KOLAYLIĞI: NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİ HAFTA SONU AÇIK OLACAK!
İçeriği Görüntüle

İmam Hüseyin’in bacısı Zeynep, Çadırın kapısına gelerek Sad oğlu Ömer’e:

“Yazıklar olsun sana! Ebu Abdullah’ı öldürüyorlar da sen bakıyor musun ? diye bağırdı !..

Ömer cevap vermedi !..

Zeynep, oradakilerin hepsine haykırdı :” Aranızda bir tek Müslüman bile yok mu? “

Hiç kimseden cevap çıkmadı !..

E88Eb446 8D59 4C29 9B43 D471B681817F

Muhabir: Haber Merkezi