1- ABD/İsrail-İran savaşı, İran ile müzakere edildiği anda başlatılmıştır. İlk saldıran, “Büyük ve Küçük Şeytan” olmuştur.
2- Şeytanlar, İran’ın gerçek gücünü bilemedikleri için ansızın saldırmış; ancak geri püskürtülmüşlerdir ve savaş 22 gündür devam etmektedir.
3- İran savaşının hemen akabinde, özellikle Türkiye’de ezelden beri bilinen Müslüman görünümlü satılmış zihniyetler, koro halinde İran’a mezhep üzerinden saldırarak açıkça şeytanların emrine itaat ettiklerini göstermişlerdir.
4- İmam Humeyni, 1979 yılında İran devrimini gerçekleştirdiğinde ilk meselesi Filistin olmuştu. Filistin ve Gazze bütünüyle Müslüman ve Sünnidir.
Ancak Filistin’i ilk günden bu yana fiili olarak destekleyen tek ülke İran olmuştur.
Ayrıca İran’ın desteğiyle Hizbullah da Filistin ve Gazze nedeniyle İsrail ile savaş halindedir.
Lübnan; Hristiyanların, Şii ve Sünni Müslümanların birlikte yaşadığı bir ülkedir. Ancak İsrail, Lübnan’da yalnızca Şii Müslümanlara saldırmaktadır. İran ve Hizbullah, “Bize ne Sünni Filistin’den?” deseydi bugün İsrail ve ABD ile hiçbir sorun yaşamazlardı.
Ama “Benim kardeşlerim zulüm altındayken sessiz kalamam” diyerek devrimden bu yana Filistin’i dava edinmişlerdir.
Filistin’e sahip çıkmayan Sünni Arap dünyası ise, sahip çıkmadığı gibi katleden yüzsüzlere de arka çıkmıştır.
5- 100 yılı aşkın süredir ABD, İngiltere ve Fransa gibi sömürgeci ülkeler tarafından sömürüldükleri hâlde akıllanmayan; sömürüldükçe itaatlerini artıran, aşağılanan ve omurgasızlaştırılan bazı Arap ülkeleri; kendi saltanatlarını korumak için sürekli ABD şemsiyesi altına girmiş, ülkelerinde ABD üsleri kurulmasına izin vermiş ve bölgenin kontrol altına alınmasına olanak sağlamışlardır.
6- “Büyük ve Küçük Şeytan”, kendilerine itaat etmeyen İran’a 47 yıldır savaş açmış durumdadır. Bu süre boyunca İran’a ambargo uygulanmış, uluslararası hesaplarına el konulmuş ve itaat etmeye zorlanmıştır.
İran ise 47 yıldır boyun eğmemekte ve kendi kendine yetebilmek için kendini geliştirmektedir.
7- Geçtiğimiz günlerde tarihe geçecek bir gelişme yaşandı. Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Ürdün, Mısır, Lübnan, Kuveyt ve Suriye gibi ülkelerin öncülüğünde; Pakistan, Azerbaycan ve Türkiye’nin de katılımıyla İran’ı kınayan bir açıklama yapıldı.
Bu kınamanın İran üzerinde büyük bir etkisi olmaz. İran zaten savaş hâlindedir ve her yerden saldırı altındadır. Buna rağmen dünyanın “dokunulmaz” kabul edilen güçlerine karşı direnmektedir. Hatta öyle bir direnmektedir ki, bu 12 ülkeyi böyle bir kınama yayımlamak zorunda bırakmıştır.
8- Kim hangi kınamayı yaparsa yapsın umurumda değil.
Benim için önemli olan Türkiye ve Azerbaycan’ın bu metinde imzasının olmasıdır.
Türkiye ve Azerbaycan şunu düşünmeliydi: ABD ve İsrail’in attığı her bombada ölen iki kişiden biri Türk’tür. Çünkü İran nüfusunun önemli bir kısmı Türk’tür.
Yani İran’daki Türklerin hem saldırıya maruz kalıp hem de kınanması hiç şık olmamıştır.
Diğer taraftan, genel olarak Müslümanlarla Yahudi ve Epstein/ABD’nin savaşında, ABD ve İsrail’in yanında durmak kabul edilebilir değildir.
9- Bu 12 ülke şöyle bir bildiri yayımlasaydı çok daha farklı olurdu:
“Müslüman ülkeler bir araya gelerek birlik kuruyor. Kimseye kendimizi kullandırmayacağız. ABD üslerini boşalt, ülkemizi terk et ve bu savaşı durdur.” Deseydiler.
Belki de o zaman gerçekten özgür ülkeler olabilirlerdi.
Elbette hepsinin zayıf noktaları olduğu için bunu söyleyemezlerdi, ama en azından denemeliydiler.
Bu karar halk oylamasına sunulsa, büyük ihtimalle “yanlış yaptınız” sonucu çıkardı. Çünkü yapılan yanlıştır.
Arap ülkelerinden kalkan uçaklar İran’ı vuracak ve İran buna sessiz mi kalacak?
Bir zamanlar “Türkiye Filistin’e!” diye slogan atan bazı kesimler şimdi sessiz. Varsayalım ki Türkiye Gazze için savaşa girse ve Katar’dan kalkan uçaklar bizi bombalasa, biz bunu seyredecek miydik yoksa karşılık mı verecektik?
Empati… Kural basit: Empati.
Birinci ve İkinci Karabağ savaşlarında bu Arap ülkelerinden tek bir ses çıkmadı.
50 yıl boyunca PKK ile mücadele edildi, 50 bin vatan evladı şehit oldu; bir gün olsun bir Arap ülkesi başsağlığı dilemedi.
10- Lütfen sözlerim yanlış anlaşılmasın. Ben Arap düşmanı değilim.
Burada kastettiğim; ülkelerini sömüren, devasa servetlere sahip olan, iktidarlarını korumak için ABD’ye adeta rüşvet veren, dinle ve imanla hiçbir bağı kalmamış yöneticilerdir.
Yoksa Arap halkları genel anlamda kötü değildir. Sorun, siyonist ve emperyalistlerin emrine giren yöneticilerdir.
11- İran şu anda bir ölüm kalım savaşı vermektedir.
Karşı taraf İran’ı alt edebilmek için her yolu denemekte, fitne çıkarmaya çalışmakta ve Müslümanları kendi tarafına çekmek istemektedir.
İran bu duruşuyla bu savaşı kaybetmeyecektir. Eğer kaybederse, dünya da Ortadoğu da bir daha eskisi gibi olmayacaktır.
12- 12 Müslüman ülkenin, Katolik Hristiyan İspanya Başbakanı Pedro Sanchez kadar dik duruş sergileyememesi gerçekten çok acıdır.