Genel

Iğdır’da “Ehl-i Beyt Âlimleri Buluşması” Programı Düzenlendi

Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin’in katılımıyla düzenlenen “Ehl-i Beyt Âlimleri Buluşması” programı, Iğdır Üniversitesi Karaağaç Kampüsü 15 Temmuz Şehitleri Konferans Salonu’nda yoğun bir katılımla gerçekleştirildi.

Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin’in katılımıyla düzenlenen “Ehl-i Beyt Âlimleri Buluşması” programı, Iğdır Üniversitesi Karaağaç Kampüsü 15 Temmuz Şehitleri Konferans Salonu’nda yoğun bir katılımla gerçekleştirildi.

Toplumsal birlik ve beraberliğin güçlendirilmesi, kültürel mirasın korunması ve Ehl-i Beyt geleneğinin ele alınması amacıyla düzenlenen program; katılımcıların tanışmasına ve görüş alışverişinde bulunmasına imkân sağlayan bir ortam oluşturdu.

Rektör Gürel: “Ehl-i Beyt Sevgisi Yürekleri Mühürleyen En Güçlü Bağdır”
Programın açılış konuşmasını Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Gürel yaptı. Rektör Gürel, konuşmasında şunları kaydetti: Rektör Gürel konuşmasında şunları kaydetti; Ehlibeyt Alimleri Buluşmasında Sayın Valim, Saygıdeğer Protokol Üyeleri, Basınımızın Kıymetli Temsilcileri, Değerli Akademisyenlerimiz, İlim ve İrfan Yolunun Hadimleri Muhterem Âlimlerimiz,
Gönlü Peygamber Muhabbetiyle Dolu Çok Değerli Ehlibeyt Sevdalıları ve Sevgili Gençler, Valiliğimiz ve Üniversitemiz iş birliğiyle düzenlenen; Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Sayın Esma Ersin’in teşrifleriyle anlam kazanan “Ehlibeyt Âlimleri Buluşması” vesilesiyle sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor; hepinizi en kalbi duygularımla, sevgi ve muhabbetle selamlıyorum.

Değerli Katılımcılar, Kadim medeniyetlerin kesişim noktasında yer alan Iğdır; tarih boyunca barındırdığı kültürel ve inançsal zenginliğiyle daima müstesna bir şehir olmuştur. Bu topraklar, farklılıkların bir ayrışma sebebi değil; aksine bir arada yaşamanın, birbirini anlamanın ve birlikte zenginleşmenin bir imkânı olarak görüldüğü nadide coğrafyalardan biridir. Yüzyıllar boyunca pek çok kültürün huzur içinde kök saldığı bu aziz şehir, bugün de aynı hoşgörü iklimini sinesinde taşımakta ve bu kadim mirası gelecek nesillere büyük bir titizlikle aktarmaktadır.
Iğdır, her meşrepten insanın aynı sofrada buluşabildiği aynı sevinci paylaşıp aynı kederi birlikte göğüsleyebildiği bir gönül coğrafyasıdır. Bizim nazarımızda bu birliktelik, kalpler arasında kurulmuş sarsılmaz bir kardeşlik köprüsüdür.

Kıymetli Âlimlerimiz ve Ehlibeyt Sevdalıları, Ehlibeyt sevgisi, bu coğrafyada yürekleri birbirine mühürleyen en güçlü manevi bağdır. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) mübarek ailesine duyulan bu derin sadakat; asırlardır gönüller arasında mukaddes köprüler kurmuş, her birimizi aynı muhabbet ikliminde buluşturmuştur.

Bu sevgi; ayrıştıran değil birleştiren, ötekileştiren değil kucaklayan bir anlayışın sarsılmaz kalesidir. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu buluşma da; işte bu ortak hafızanın, bin yıllık kadim değerlerimizin ve sönmeyen muhabbetimizin bir yansımasıdır.

Değerli Misafirlerimiz, Iğdır Üniversitesi olarak bizler, toplumsal barış iklimini korumanın akademik bir görev olduğu kadar, ertelenemez bir insani sorumluluk olduğuna da inanıyoruz. Üniversiteler sadece teknik bilgi üretilen mekanlar değildir aksine topluma yön veren, kültürel diyaloğu harmanlayan ve “ortak akıl” paydasını güçlendiren öncü kurumlardır. Bu bilinçle, toplumsal birliğimizi tahkim eden ve manevi değerlerimizi diri tutan bu tür etkinlikleri her zaman önceliğimiz olarak görüyoruz.

İnanıyorum ki bugün burada paylaşılan fikirler, karşılıklı saygı ve hoşgörünün pekişmesine, özellikle de gençlerimizin bu asil bilinçle yetişmesine büyük katkılar sunacaktır. Zira bizim birliğimiz ve beraberliğimiz ancak birbirimizi daha iyi tanıyarak ve mukaddes değerlerimiz etrafında kenetlenerek daim olacaktır.

Hanımefendiler, Beyefendiler, Bu anlamlı organizasyonun hayata geçirilmesinde emeği geçen başta Iğdır Valiliğimiz olmak üzere tüm paydaşlara, birikimleriyle ufkumuzu açan Sayın Başkan Esma Ersin’e, kıymetli âlimlerimize, programın hayatında geçmesinde büyük emeği olan Rektör Danışmanım Sayın Doç. Dr. Oğuz Doğan’a ve programımızı onurlandıran siz değerli misafirlerimize en kalbi şükranlarımı sunuyorum.
Bu kutlu buluşmanın gönüller arasında yeni köprüler kurmasını, kardeşlik bağlarımızı daha da kuvvetlendirmesini temenni ediyorum. Birliğimizin ve beraberliğimizin daim olması duasıyla; hepinizi saygı, sevgi ve muhabbetle selamlıyorum.
Sağ olun, var olun.” şeklinde konuştu.

Esma Ersin: “Farklılıklarımız Rahmet Vesilesidir”
Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin ise konuşmasında şu ifadelere yer verdi: Değerli konuklar, kıymetli Ehl-i Beyt dostları, gönüllerini Hz. Peygamber ve O’nun mübarek soyuna bağlamış olan aziz kardeşlerim; Hepinizi en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Bugün burada, hüzünlerimizin de sevinçlerimizin de kaynağı bir olan, aynı kıbleye yönelip aynı rehberlerin izinden giden bir toplulukla bir arada olmanın huzurunu yaşıyorum.

Ehl-i Beyt, İslam dünyasının sönmeyen meşalesi, birliğimizin ve dirliğimizin en güçlü bağıdır. Onlar, adaletin, fedakarlığın ve asil bir duruşun timsalidir. Bugün ‘Ehl-i Beyt Âlimleri Buluşması’ vesilesiyle bir araya gelmemiz, ortak değerlerimize sahip çıkma, aramızdaki kardeşlik köprülerini tahkim etme iradesidir.

Özellikle aramızda bulunan Caferi kardeşlerime, değerli alimlerimize hoş geldiniz demek istiyorum. Sizlerin Ehl-i Beyt inancını yaşatma konusundaki hassasiyeti, sadakati ve bu mirası nesiller boyu dimdik ayakta tutma azmi, toplumsal zenginliğimizin en kıymetli parçasıdır.

Bizler, ‘Ehl-i Beyt bir gemi gibidir; ona binen kurtulur’ düsturuyla, aramızdaki mezhepsel veya kültürel farklılıkları bir ayrışma değil, birer rahmet vesilesi olarak görüyoruz. İmam Cafer-i Sadık’ın ilmi derinliği ve hikmeti, hepimizin yolunu aydınlatmaya devam ediyor.

Bugün dünyanın içinde bulunduğu karmaşa ve İslam coğrafyasındaki acılar, bizlere tek bir şeyi fısıldıyor: Vahdet. Bu buluşma; tanışmak, görüş alışverişinde bulunmak ve gönül bağlarımızı güçlendirmek için bir fırsattır. Kültürel mirasımızı korurken, ortak acılarımızdan ders çıkarıp ortak geleceğimizi inşa etmek zorundayız. Ehl-i Beyt sevgisi, bizi birbirimize kenetleyen en sağlam çimentodur.

Bu güzel programın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Rabbim birliğimizi daim eylesin; bizleri Ehl-i Beyt’in yolundan, onların güzel ahlakından ve şefaatinden mahrum bırakmasın.
Sözlerimi noktalarken, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, bu buluşmanın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Sağ olun, var olun.” şeklinde konuştu.

Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin’in katılımıyla “Ehl-i Beyt Âlimleri Buluşması” programı soru ve cevap şeklinde devam etti.

Ehlibeyt Alimleri Derneği Başkanı Kurban Ulusöz, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: ‘Caferi mezhebine bağlı olarak bizler her zaman devletimizin yanında yer aldık. Bu ülkenin vatandaşı olarak herkes gibi yüzde yirmi vergimizi veriyoruz. Bu vergiyi ben de veriyorum, 100 bin - 80 bin lira maaş alan sayın müftüm de veriyor. “Ben bu hakkımı almıyorum” diye o haktan vazgeçiyorum diye bir şey yok; o hakkımı sen vermiyorsun. Bizlere de o hakkımızı ver ki biz de cami giderlerimizi karşılayalım.

Bizlerde maaş alma durumu olmaz, dinimiz de buna karşıdır. Din vazifesini yerine getiren maaş almaz. Biz sadece cami giderlerimizin karşılanmasını istiyoruz. Mesut Yılmaz zamanında gittik, dertlerimizi ve camilerimizin mevzusunu anlattık. Çok sıkıntılarımız oldu; bu sıkıntılara rağmen her türlü ibadetimizi özgürce yaptık, kimse de gelip bize “dur” demedi.

Bizim sorunumuz Diyanet’ledir. Diyanet bizim sorunlarımızı anlatmamıştır. Demiyor ki; “Bu insanlar Türkiye’de 4-5 milyon kişidir, 20-25 milyon da Alevidir.” Bunlar bu memleketin vatandaşıdır. Bu zamana kadar devletin yanında olmuş ve asla devlete ihanet etmemişlerdir. İmamlarımızın vasiyeti ve emridir: “Dininize ve ülkenize sahip çıkacaksınız” demişlerdir.

Sayın Başkanım, bizim sorunumuz budur. Eğer bu devlet bize el uzatmak istiyorsa bizim elimiz hazırdır. Bu zamana kadar bizi hiç kimse dinlemedi, hep dıştan dolduruşlarla gördüler. Hacca gidiyoruz; bu hacda sayın müftüm benim başımda görevlidir ancak onun içtihadı ile benim içtihadım birbirine uymuyor ki! Benim paramı alıyor; devlet de ona maaşını, harçlığını veriyor ki benim hocalığımı yapsın. Ama içtihatlarımız birbirini tutmuyor. Niye beni kendim görevlendirmiyorsun?

Ben Rusyalı değilim; cüzdanımda “Türk” yazıyor, “Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı” yazıyor. Madem ben vatandaşsam, hacda kendimize göre inançlarımız var; kendi inancıma göre hac vazifemi yapmak istiyorum.’” şeklinde konuştu.