İran’a Bakış: Mezhep Değil, Millet ve Ümmet Şuuru

İran’a Bakış: Mezhep Değil, Millet ve Ümmet Şuuru

Ortadoğu’da yaşananlar artık gizlenemez bir gerçeği haykırıyor: Bu coğrafyada mesele mezhep değil, doğrudan doğruya varlık mücadelesidir. Bugün İran hedefteyse, bunun sebebi yalnızca politik tercihler değil; bölgenin dizayn edilmek istenmesidir.

Yanı başımızda, İsrail’in pervasız saldırganlığı ve ABD’nin sınırsız desteğiyle yürütülen bir kuşatma politikası vardır. Bu kuşatma yalnızca İran’a değil; aslında tüm bölge halklarına, tüm Müslümanlara yöneliktir. Bugün hedefte İran vardır, yarın sıranın kime geleceği açıktır.

Bazı Körfez ülkelerinin bu oyunda üstlendiği rol ise ibret vericidir. Gazze yanarken susanlar, Lübnan bombalanırken sessiz kalanlar, söz konusu Batı çıkarları olduğunda nasıl hizaya girdiklerini açıkça göstermektedir. Bu tablo, ümmet bilincinin nasıl zedelendiğinin de bir göstergesidir.

Bu noktada Türkiye’nin duruşu hayati önemdedir. Türkiye, tarih boyunca mazlumun yanında olmuş, emperyal planlara karşı durmuş bir devlettir. Bugün de yapılması gereken nettir: Türkiye, Batı’nın kurduğu tuzaklara düşmemeli, kardeş coğrafyaların karşısında konumlandırılmamalıdır.

İran’a bakarken mezhep gözlüğü takmak, bu coğrafyaya yapılabilecek en büyük kötülüklerden biridir. İran yalnızca bir devlet değildir; içinde milyonlarca Türk’ün yaşadığı, tarihsel bağlarımızın bulunduğu bir ülkedir. Bu gerçeği yok sayarak yapılan her değerlendirme eksik ve yanlıştır.

Türklük şuuru da, İslam kardeşliği de bize şunu emreder: Dışarıdan gelen kuşatmaya karşı birlik olmak. Bugün İran’a yönelik saldırılar karşısında susmak, yarın aynı kaderle yüzleşmeyi kabul etmek demektir.
Açık konuşmak gerekir: İsrail ve ABD eksenli bu saldırgan politikanın karşısında durmak, sadece siyasi bir tercih değil; tarihi ve vicdani bir sorumluluktur. İran bugün direniyorsa, bu yalnızca kendi adına değil, bölgenin geleceği adına verilen bir mücadeledir.

Sonuç olarak; mesele İran meselesi değildir. Mesele, Türk’ün ve Müslüman’ın geleceğidir. Bu yüzden bakışımızı dar mezhep kalıplarına hapsetmeden, büyük resmi görerek hareket etmek zorundayız.
Çünkü bu coğrafyada ayakta kalmanın tek yolu; birliktir, direniştir ve kardeşliktir.