Kültür sanat

KEŞKE O GÜNLERE GAYIDABİLSEK

İnsan hayatında bazı yıllar vardır ki üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, hafızadan silinmez. Çocukluk günleri, köy yolları, tarlalar, düğünler, bayramlar ve komşulukların sıcaklığı… Hepsi zamanın içinde birer hatıraya dönüşür.

Bu şiir, geçmişte yaşanan o sade ve samimi köy hayatının hatıralarını anlatır. Toprağın kokusu, kuzuların sesi, harman yerleri, düğünlerde oynanan oyunlar, bayram sevinçleri ve çocukluk yaramazlıkları bu dizelerde yeniden canlanır.
Geçmiş günlerim bir sinema perdesi gibi gözlerimin önünden geçirirken, aslında hepimizin içinde saklı olan bir özlemi dile getirmiş oldum.

“Keşke o günlere geri dönebilsek.”

Bu şiir yalnızca bir hatıra değil; aynı zamanda dostluğun, paylaşmanın ve doğallığın değerini hatırlatan bir zaman yolculuğudur.

KEŞKE O GÜNLERE GAYIDABİLSEK

İlkbaharda bahçeleri gezerdik,
Kikke yeyip otağları bezerdik.
Durnaları ufuklarda süzerdik,
Tahçalara çiçek, güller dizerdik,
Keşke, Keşke o günlere gayıdabilsek.

Çamur balçık ezip tendir yapardık,
Samanlı çamurla duvar sıvardık.
Buğday biçip bendemiyle boğardık,
Nenemizin epppeyiyle doyardık,
Keşke, Keşke o günlere gayıdabilsek.

İlkbaharda koyun kuzu melerdi,
Şimşek çakar yağmur göyü delerdi.
Toprak ana bin filizler vererdi,
Memmed emi kefe gelip gülerdi,
Keşke, keşke o günlere gayıdabilsek.

Öküz goşup toprağı üz cırardık,
Ekin ekip yabani ot yolardık.
Yay ortası erikleri yığardık,
Yarmalığı dibehlerde gırardık,
Keşke, keşke o günlere gayıdabilsek.

Buğday biçip tayalara yığardık,
Bedel gidip patosları kurardık.
Sap samanı maşınaya salardık,
Tohumluğu ambarlara basardık,
Keşke, keşke o günlere gayıdabilsek.

Bostanlara oğurluğa giderdik,
Garpız çalıp özeyini yiyerdik.
Adam gelir korkup gaçıp gülerdik,
Görmesinler tüm dibine sinerdik,
Keşke, keşke o günlere gayıdabilsek.

Gemereski çalar, herkes oynardı,
“Çal, çal!” diyen Emireli ey hoppanardı.
Toy babası möhkəm alkış tutardı,
Mutluluktan sanki zaman durardı,
Keşke, keşke o günlere gayıdabilsek.

Şamil reksi çalar herkes sanki uçardı,
Zeynavdı tüşer, tozu dumana katardı.
Mürgücü Hesen yuxudan tez oyanardı,
Gerçek değil, sanki rüya sanardı,
Keşke, keşke o günlere gayıdabilsek.

Güz gelende bostanları bozardık,
Gır gırtayı turşuluğa basardık.
Şamamanı tağlarıyla asardık,
Yemiş tapsak sevinçten hoppanardık,
Keşke, keşke o günlere gayıdabilsek.

Akşam olur naxır yolu gözlerdik,
Naxırçını garanlıktan süzerdik.
Eşşeh minip dağı taşı ezerdik,
Ne de güzel kaygısızca gezerdi̇k,
Keşke, keşke o günlere gayıdabilsek.

Kış gelende damları kar basardı,
Daş armudu tavandan asardı.
Gurt kapıda Şengülüm’ü pusardı,
Büyük küçük korkusundan tırsardı,
Keşke, keşke o günlere gayıdabilsek.

Novruz gelir bahar üzün görerdik,
Dağ başından kar çiçeği dererdik.
Yumurtanı tokkuşturup gülerdik,
Uşaklara bayramlıklar vererdik,
Keşke, keşke o günlere gayıdabilsek.

Akşam olar yer sofrası kurardık,
İcazəsiz sofralara dalardık.
Gonu komşu yiyip içip doyardık,
Şükür edip Allah’a üz tutardık.
Keşke, keşke o günlere gayıdabilsek.
Keşke, keşke o günlere gayıdabilsek

Sefer’em ben tüştü geçmiş yadıma,
Bir sinema perdesi geldi göz kabağıma.
Şükür o günleri gösteren Allah’ıma,
Can sağlığı diliyirem tüm dostlarıma.

Sefer Karakoyunlu
Karakoyunlu/IĞDIR