Saadet Partisi İl Başkanlığı tarafından yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
BASIN AÇIKLAMASI: “ZALİMLERE LANET, MAZLUMLARA DESTEK”
Değerli basın mensupları, aziz milletimiz, yüreği mazlumlarla atan vicdan sahibi kardeşlerim,
Bugün burada sadece bir basın açıklaması yapmak için değil; başta İslam coğrafyası olmak üzere dünyanın dört bir yanını saran zulüm ateşine karşı birer İbrahimî damla olmak ve mazlumun kimliğine bakmaksızın onunla omuz omuza durduğumuzu tüm dünyaya ilan etmek için toplandık. Millî Görüş hareketi olarak bizler, tarih boyunca olduğu gibi bugün de coğrafya, mezhep ve kimlik ayrımı yapmaksızın zalimin karşısında elif gibi dimdik duruyoruz.
Aylardır dünyanın gözü önünde, tarihin kaydedebileceği en vahşi ve en alçak soykırımlardan biri Gazze’de işlenmektedir. Bebeklerin süt kokusuna barut kokusunun karıştığı, annelerin feryadının arşı titrettiği bu mübarek topraklar; bugün sözde modern dünyanın sahte “insan hakları” maskesinin düştüğü yerdir. Gazze bugün sadece bir coğrafi bölge değil; imanın, direnişin ve topyekûn insanlık onurunun son kalelerinden biridir. Şunu herkes bilsin ki Gazze’de dökülen her damla kan, bu zulme sessiz kalanların vicdanına sürülmüş kara bir lekedir. Bu katliam durana, abluka tamamen kalkana dek durmayacağız, susmayacağız!
Değerli basın mensupları, kıymetli katılımcılar,
Onurumuz, kırmızı çizgimiz ve ilk kıblemiz olan Mescid-i Aksa bugün işgalci postalları altında zincirlenmiştir. Bu zincirler sadece taş duvarlara değil; Müslümanların ibadet hürriyetine ve tüm insanlığın inanç kutsiyetine vurulmuş bir prangadır. Unutulmasın ki Kudüs zincirliyse İslam coğrafyası esirdir. Biz, Saadet Partisi teşkilatları olarak gür bir sesle haykırıyoruz: Kudüs özgürleşmeden dünya huzura kavuşamaz; Mescid-i Aksa’nın zincirleri kırılmadan insanlık prangalarından kurtulamaz.
Değerli arkadaşlar,
Siyonizmin pervasızlığına karşı sadece “kınama” mesajları yayınlamak yetmez. Zulme karşı sadece “üzüntü” beyan etmek bu ateşi söndürmez. Türkiye, sadece sözle değil; siyasi, ekonomik ve diplomatik tüm caydırıcı gücüyle mazlumun yanında yer almalıdır. Çünkü İsrail ancak güçten anlar.
Aziz hemşehrilerimiz,
Komşumuz İran topraklarına yönelik gerçekleştirilen saldırılar, kardeş Lübnan’da sivil halkın üzerine yağan bombalar; terör şebekelerinin bölgemizi topyekûn bir ateş çemberine sürükleme projesinin son halkasıdır.
Bizler, emperyalizmin ve siyonizmin önümüze koyduğu mezhep fitnesini ve etnik kışkırtmaları reddediyoruz. Bilinmelidir ki emperyalizm sadece bomba yağdırmaz; ekonomik ambargolar ve finansal baskılarla halkları açlığa mahkûm ederek diz çöktürmeye çalışır. Bizim lügatimizde “tarafsızlık” yoktur. Biz safı belli olanlarız; biz hakikatin tarafındayız. Zulüm kimden gelirse gelsin karşısında, mazlum kim olursa olsun yanındayız.
• Gazze’deki vahşet son bulana dek,
• Mescid-i Aksa’yı çevreleyen zincirler kırılana dek,
• Emperyalizmin kirli eli coğrafyamızdan çekilene dek;
mücadelemiz, azmimiz ve kararlılığımız artarak devam edecektir.
Bizler, provokasyonlara gelmeden, vakar ve sükûnet içerisinde, birleştirici bir dille haykırıyoruz: Zulüm ile abad olanın akıbeti berbat olur.
Buradan tüm dünyaya sesleniyoruz: Mazlumların gözyaşı, zalimlerin saltanatını mutlaka yıkacaktır. Kudüs’ün özgürlüğü ve İslam coğrafyasının selameti için bütün gücümüzle çalışmaya, hakkı ve hakikati haykırmaya devam edeceğiz. Zafer inananlarındır ve zafer yakındır.