MÜSLÜMAN DÜNYASI NEDEN SESSİZ?
Dünya siyasetinde yaşanan gelişmeler, sadece devletlerin askeri gücünü değil; aynı zamanda inanç, birlik ve strateji anlayışını da gözler önüne seriyor. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırdığı günleri hatırlayalım…
ABD ve Avrupa ülkeleri anında ortak tavır aldı. Siyasi, ekonomik ve askeri yaptırımlar peş peşe geldi. Bir dayanışma refleksi oluştu.
Bugün ise Ortadoğu’da yaşanan gerilimler karşısında Müslüman ülkelerin büyük bölümünün sessizliği dikkat çekiyor. Tepkiler cılız, ortak bir duruş yok, stratejik birlik yok. Herkes kendi koltuğunu, kendi çıkarını, kendi güvenliğini düşünüyor. Oysa mesele sadece bir ülkenin meselesi değil; bölgenin, hatta ümmetin geleceğiyle ilgili bir sınavdır.
Gazze’de yaşanan dram ortadayken, milyonlarca insanın gözleri önünde şehirler yerle bir edilirken güçlü bir ortak irade ortaya konulamadı. Tepkiler çoğu zaman sözde kaldı. Bu tablo, Müslüman dünyasının en büyük sorununun dış güçler değil; kendi içindeki parçalanmışlık ve irade eksikliği olduğunu bir kez daha gösterdi.
İsrail ABD bütün gücü ile İran a saldırıyor.Müslüman ülkeler sus pus İran'ın yanında olmuyor destek olacağına köstek oluyor.Buda gösteriyor ki Müslümanlarda birlik beraberlik maalesef yok Hristiyanlar da var ve haçlı zihniyeti taşıyor gerçi İsrail Gazze'ye saldırdığında Müslüman ülkeleri gördük çıt yok İran ve Türkiye tepki gösterdi.Müsluman ülkelerin çoğu hurafelerle uğraşıyor.İran ve Türkiye savunmalarını güçlendirmiş. Diğer Arap ülkeleri her seyleri ile ABD ve İsrail'in kölesi durumunda yarın İsrail Kabe’ye saldırırsa ne olacak kim koruyacak belli değil silahlar ve savunma sistemleri ABD ve İsrail'in elinde düğmeye basıp devre dışı bırakacak bunun için Müslüman ülkeler Birlik olmalı kendi savunma sanayilerini kurmalıdır.İran’a destek olmalıdırlar yoksa sıra onlara gelecek .artik aklı kullanma zamanı gelmiştir basınız kumdan kaldırın..
Bugün savunma sanayisini güçlendiren, teknolojisini geliştiren ve stratejik plan yapan ülkeler yarının söz sahibi olacak. Güvenlik, başkalarının merhametine bırakılacak bir mesele değildir. Düğmeye basıldığında devre dışı kalacak sistemlere bel bağlayan toplumlar, kendi kaderini başkalarının eline teslim etmiş olur.
Artık gerçeklerle yüzleşme zamanıdır. Hurafelerle, iç çekişmelerle ve günlük siyasi hesaplarla vakit kaybeden toplumlar geleceği inşa edemez. Birlik olmadan güç olmaz. Güç olmadan da bağımsızlık korunamaz.
Bugün atılması gereken adım açıktır:
Ortak savunma vizyonu, ortak ekonomik strateji ve ortak siyasi irade…
Aksi halde yarın yaşanacak krizlerde sadece seyirci kalınır.
Başları kuma gömme dönemi bitmiştir.
Aklı, bilimi ve stratejiyi öne çıkarma zamanıdır.Çünkü tarih şunu defalarca göstermiştir:
Birlik olan kazanır, bölünen kaybeder.