Özgürlük; her istediğini yapmak, söylemek, hiçbir konuda sınır tanımamak, kimseye hesap vermemek değildir. Çoğu zaman fark etmeden de olsa kendimizi “ben özgürüm” diye savunup nerede duracağımızı bilmeden başkasının alanını ya kısıtlıyor ya da ihlal ediyoruz.
Oysaki özgür olmak; kendi fikirlerini ve düşüncelerini ifade edebilmek, sınırını bilmek, kendi hakkında karar verebilmek ve kendi haklarını savunurken aynı zamanda başkasının haklarını kısıtlamamak, kimseye zarar vermemektir.
Son zamanlarda “Çocuğum istediğini yapabilir, o düşüncelerinde ve yaptıklarında özgür, kimseye hesap verecek değil.” diyerek çocuklarını büyüten ebeveynlerin sayısı oldukça artmış durumda. Oysa çocuklarını gözünden sakınan bazı ebeveynler, farkında olmadan çocuklarına en büyük kötülüklerden birini bu düşünceyle büyütürken yapmaya başlıyor.
Bizler çocuklarımız özgürce davransın isterken, kendi ellerimizle hem kendi sınırını bilmeyen hem de başkasının sınırına saygı duymayan bireyler yetiştirmeye başlıyoruz. Ve bu bireyler, günü geldiğinde başkasının tercihlerine müdahale ederken, fikirlerini küçümseyip düşünmeden yargılarken bile bunu kendilerince “özgürlük” olarak yorumlayabiliyor.
Hâlbuki özgürlük,
“Ben istediğimi yaparım.” demekle değil,
“Bunu yapabilirim ama yapmamalıyım.” diyebilmekle başlar.
Bu yüzden çocuklara özgürlüğün ne olduğunu doğru anlatmak gerekir. Özgürlüğün yalnızca başkalarının sınırını aşmadığımız sürece mümkün olduğunu öğretmek ise önce ailede başlar. Çünkü bir çocuk ailesinden gördüğünü yapar, ailesinden duyduğunu söyler.
Doğru yetiştirilen çocuk, geleceğin en güzel mirasıdır. Geleceğe başkalarının sınırlarını aşmayan ve kendi sınırlarına müdahale edilmesine izin vermeyen özgür çocuklar yetiştirmek bizim ellerimizde.
Gerçek özgürlük, istediğini yapmak değil; neyi yapmaman gerektiğini bilmektir…
Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü okul öncesi öğretmenliği ana bilim dalı topluma hizmet dersi kapsamında Songül PEKTAŞ rehberliğinde hazırlanmıştır.