Babalar Günü’nün Muharrem ayına denk gelmesi nedeniyle beklenen hareketlilik yaşanmadı. Babalar yalnızca ziyaret edildi ya da telefonla aranarak günleri kutlandı.
Kapitalizm, bizleri tüketime yönlendirmek ve ekonomik döngüyü canlı tutmak için çeşitli özel günler üretmiştir. Babalar Günü, Anneler Günü, Sevgililer Günü ve benzeri günler takvim yapraklarında kendilerine yer bulur. Bu günlerde insanlar birbirlerine hediyeler alır, sevdiklerini hatırlar ve onları mutlu etmeye çalışırlar.
Doğrusunu söylemek gerekirse, aile ve akraba ziyaretleri de bu vesileyle kısmen teşvik edilmekte, kopmaya yüz tutmuş bağlar bir nebze olsun korunmaktadır. İslam’da bunun adına sıla-i rahim denir. İslami anlayışa göre aile, akraba ve komşu ziyaretleri güzel bir davranış olarak kabul edilir ve tavsiye edilir. Kapitalizm ticari amaçlarla bu günleri ortaya çıkarmış olsa da, insanların yakınlarını hatırlamalarına, hâl ve hatırlarını sormalarına da vesile olmuştur.
Bugünlerde matem günlerini yaşıyoruz. Her ne kadar günlük hayatımıza devam etsek de, içimiz buruk, yüzümüz mahzun, kalbimiz ise Resûlullah’ın Ehl-i Beyt’ine duyulan sevgi ve muhabbetle doludur.
Hz. Hüseyin, her ne kadar cennet gençlerinin efendisi olarak anılsa da, aynı zamanda bir babaydı. Kerbela’da evlatlarını şehit veren bir baba…
Henüz altı aylık olan oğlu Ali Asgar’ı kucağına alıp, “Hiç olmazsa bu masum çocuğa bir yudum su verin.” diyerek düşman ordusuna gösterdiğinde, atılan bir ok Ali Asgar’ın boğazına saplanmış ve o masum yavru şehit edilmişti.
Büyük oğlu Ali Ekber ise genç yaşında meydana çıkmış, yiğitçe savaşmış ve ardından şehadet mertebesine ulaşmıştır. Kardeşi Hz. Abbas, bacısı Hz. Zeynep’in oğulları ve kızı Rukiyye de Kerbela’nın acı bilançosunda yer alan isimlerdendir.
Ve nihayet Hz. Hüseyin de meydana çıktı. Uzun süren mücadelenin ardından yüzlerce ok ve kılıç darbesiyle şehadete erişti.
Hz. Peygamber’den ve Hz. Ali’den sonra, Aşura gününe kadar müminlerin manevi rehberi ve babası konumundaki Hz. Hüseyin; dedesi Hz. Muhammed’in getirdiği dinin bozulmaması için canını ortaya koymuş, dünya malına değer vermemiş, “Zillet bizden uzaktır.” diyerek onurlu duruşun sembolü olmuştur. Bu sebepledir ki aradan geçen 1400 yıla rağmen unutulmamış, gönüllerde yaşamaya devam etmiştir.
Babalar Günü’nde elbette her birimiz azizimiz olan babamızı yad edecek, hayattaysa ziyaret edecek, yanağından öperek gönlünü alacağız.
Çünkü babalar fedakârdır.
Babalar cefakârdır.
Babalar, ömürleri boyunca evlatları için yaşarlar.
Bu vesileyle başta Hz. Hüseyin olmak üzere, ebediyete irtihal etmiş tüm babaları rahmetle; hayatta olan babaları ise sevgi ve hürmetle selamlıyorum.